ADNAN MENDERES ÇOĞUNLUĞUN LİDERİ OLARAK İLELEBET YAŞAYACAK

Bu haber 19 Eylül 2013 - 9:20 'de eklendi ve 891 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Adnan Menderes, 1935’li yıllarda Aydın CHP İl Başkanı iken Aydın’a gelen Atatürk tarafından meclise girmesi için teklif edilmiştir. Celal Bayar başbakan tayin edildiği sıralarda Adnan Menderes milletvekili idi. Atatürk, İsmet İnönü ve Celal Bayar üçlüsünün karakter yapısını bu yıllarda iyice öğrenen pırıl pırıl bir genç idi. Atatürk’ün vefatından sonra hiç bir şey eskisi gibi değildi.
Birinci Dünya Savaşı sonrası dünya, iki blok şekline dönüşünce, Türkiye’nin batı bloğunu tercih etmesi şart olmuştur. Rusya tarafı koyu devletçi ve baskıcı rejim olduğundan, Atatürk’ün defalarca Komünizmin bir afet olduğunu açıkça Atasözü mahiyetinde sunması da bir sebepti. Bu tercih zorunluluğu 1945 oluşmuştu. O tarihte batı bloğu patronu bu günkü gibi ABD idi. Rusya ile hiç anlaşamamaları yüzünden, dünya devletlerini ABD kendi rızaları ile bünyesine aldığı halde, karşı taraf olan Sovyetler Birliği, zoraki yakın ülkeleri bünyesine alıyordu. Bunlardan Bulgaristan, Romanya, Polonya, Macaristan gibi Hıristiyan ülkeler yanında Türk ve Müslüman olan Avrasya ülkelerini zorla işgal etmiştir. İşte bu ahval içinde geri kalmış ülkeler sınıfında olan Türkiye, o tarihten itibaren ABD ile ileri dostluk içine girmiştir. 1945 yılında çok partili demokrasiye geçildi. Ve Marşal yardımı denilen etkili yardımlar Türkiye’ye gelmeye başlamıştır. Bu yardımların savunma kısmı hibe, ekonomi ile ilgili sanayi ve kültür hizmetleri için kredi veriliyordu. İkinci Cihan Savaşı yıllarında Türkiye’de büyük kıtlık ve en çok gıda bakımından sıkıntılı yıllar geride kalması gerekiyordu. Oysa bu yardımlar geniş halk tabakasına yansımıyordu. Şehirler ile köyler arasında uçurum fark hala yaşanıyordu. Bu şartlarda yapılan 1946 seçimi Cumhuriyet’ten beri tek parti olarak o günlere gelen CHP gitti, gidiyordu. Tarihte en kötü olabilecek seçim oyunlarını yaptılar. Sandıkları gizli odalarda açtılar. Demokrat Parti’nin oylarını yok ettiler, seçimi kazandık diye ilan ettiler ama çok geçmeden kaçırılan sandıklar ile yakılmak istenen, DP’nin oyları suçüstü yakalandı. Bu tarihten itibaren, asayişi korumakla görevli olanlar ve askerler haklı olarak muhalefet partilerine yakın durdu. Bu ahval içinde 1950-14 Mayıs Milletvekili seçimleri yapıldı.
DEMOKRAT PARTİ İKTİDAR OLDU
Atatürk zamanının anayasasına göre ekseriyet sistemi ile yapılan seçimde, CHP beş veya altı vilayette çoğunluk sağladığı için o illerin vekillerinin yekünü galiba 55 gibiydi. Diğer milletvekillerinin tümü DP’nin idi. Seçim sonu görev bölümünde Celal Bayar Cumhurbaşkanı, Adnan Menderes Başbakan, Fatin Rüştü Zorlu Dış İşleri Bakanı ve Hasan Polatkan Maliye Bakanı olmuşlardı.
Hükümet ilk önce Anıtkabir inşaatını bir yıl içinde bitirerek Büyük Ata’yı bütün milletin iştiraki ile müzeden alarak dinimizin gereği toprağına tevdi ettiler. İkinci önemli olay; Ezan, Kur’an dili ile bütün dünyada aynı okunması olan, Peygamber bildirisine uyarak serbest bıraktılar. Atatürk’ün vasiyeti olan din bilgisi öğrenme serbest bırakıldı. Kur’an kursları açıldı. İmam Hatip Okulları ve İlahiyat Fakülteleri açıldı. Bütün dünyanın dikkatini üzerine çeken Türkiye, Dünya İnsan Hakları Beyannamesi’ne imzasını atmak suretiyle yepyeni bir ortama geldi. Tabi ki, bu açılımlar genel affı da beraberinde getirince, komünistler, vatan hainleri de af edilerek Moskova’nın yolunu tuttular. Bazı kötü niyetli olan bugünküne benzer fikirdekilerden korumak için, Atatürk’ü koruma kanunu çıkarmak zorunda kalınmıştı.
DP’NİN ON YILLIK İKTİDARINDA ÜLKE ON KAT KALKINDI
Kalkınma ilk önce köylerden başladı. Şehirde ne varsa köyde de aynısı olacak adında bir beyaz kitap yayınladılar. Ben okuyunca ilk önce “bunlar hayal” demiştim. Oysa, onlar ne de bilgili ve atılımcı ekipmiş…
1960 yılı 27 Mayıs’ında yapılan ihtilal günü gördük ki, ülkede dilenci yok olmuş yerine kendi işini kuran büyük bir çoğunluk pür neşe içinde idi. İhtilalden bir ay evvel Menderes İzmir’e geldi. Sanki Ege Bölgesi İzmir’e gelmişti. İzdihamdan bir türlü konuşma kürsüsüne varamadı. Çareyi denizde aradılar. Bir gemi kordona yanaştı ve güverteye çıkan Menderes’in sanki veda konuşması idi. Her ile yeniden yol, deniz olan illere iskele, birçok uygun illere hava meydanları yapıldı. Barajlar her nehir de yapılmaya çalışıldı. Baraj demek elektrik demek, baraj demek sanayi demek, baraj demek sulu tarım demek olduğunu bizler yeni öğreniyorduk. Yassı ada Mahkemesi’nde hakim denilen korkuluk! Antalya milletvekiline soruyor, “Neden Fabrika yaptınız?” Cevap gelmeden kendisi cevaplıyor; “Yakınlarınızı zengin etmek için değil mi?” Gene Yassıada hakimine sert bir cevap veren Semat Ağaoğluna karşı hakim şöyle söylüyor; “SİZİ BURAYA TIKAN GUVVET BÖYLE İSTİYOR !..” Bütün bu işkenceler yapılırken, keyfinden dört köşe olanlar şimdi gene kan istiyor. Demirel kaçak güreşerek erkenden ölmedi. Özal, sırf düşmandan değil, iki yüzlü şeytandan kurtulamadı. 28 Şubat 1997’de dinsiz ile şeytan birleşikti. 2002-3 Kasım’ında bütün kötülükler sandıkta kaldı demiştik. Oysa suç ortakları yer altından gene boş durmadılar.
Ancak; Hiç unutulmasın ki, ülkede yüz kişiden 80 kişisi Menderes’in sessiz ordusudur. Bunu her seçimde açıkça görüyoruz. Menderes Atatürk için çırpındı, Atatürk’ünde ideali olduğu halde mani olunan ne varsa hepsini hayata geçirenler artık millete mal olmuşlardır. Bu gün anıt mezarda yatan Menderesler ve Turgut Özallar’ın hayranı gün geçtikçe çoğalmaktadır. Bu çoğunluk Atasını sahte Atatürkçüler’den daima koruyacaktır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.