Adnan Keskin ve beldeler

Bu haber 13 Eylül 2013 - 0:00 'de eklendi ve 1.633 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

CHP’nin 90. Kuruluş Yıl Dönümü etkinlikleri için CHP Genel Başkanı Adnan Keskin Muğla’ya gelmemiş olsaydı ne olurdu?

Muğla’nın demokrat, sosyal demokrat geçinen ‘atamacıları’ büyük bir keyif ve inat içerisinde “Atama olacak” demeye devam ederlerdi…

Hatta Muğla’da bir restoranda yapılan “Kuruluş Balosu” bir anda Belediye Başkanı Osman Gürün’ün büyükşehir belediye başkanlığı için atamasının yapılmış olmasının kutlamasına dönüşebilirdi…

Hevesler kursakta kaldı.

xx        xx        xx

CHP İl Başkanı Mustafa Öztürk, Ankara’dan yöntemle ilgili toplantıdan dönerken beni Afyon yakınlarında aramış ve müjde vermişti. Başkan Öztürk ön seçim (eğilim yoklaması) müjdesini verirken, seçimin yöntemini de açıklamıştı.

Biz de bu köşeden İl Başkanı Öztürk’ün müjdesini paylaşırken, yöntemi de “İl Başkanı Öztürk’ün verdiği bilgiye göre, Muğla’da kesinlikle ön seçim yapılacak. Buna göre tek aday olan ilçelerde (Seydikemer, Köyceğiz, Kavaklıdere) atam yapılırken, partili belediye başkanı olan yerlerde Ocak ayında, olmayan yerlerle büyükşehir belediye başkanlığı için ise 13 Ekim’de eğilim yoklaması, yani ön seçim yapılacak.” şeklinde duyurmuştuk.

Ama ne oldu ise İl Başkanı Öztürk Yatağan’da bir gazeteye verdiği demeçte, bizi yalanlamış. Bir bakıma kendini yalanlamış…(!)

Başkan bunu hep yapıyor.

xx        xx        xx

CHP Genel Başkan Yardımcısı Adnan Keskin’in katıldığı “Kuruluş Balosunun” açılış konuşmasını yapan CHP İl Başkanı Mustafa Öztürk konuşurken neredeyse küçük dilimi yutacaktım!

Yatağan’da bizi yalanlayan İl Başkanı Öztürk şöyle diyordu:

Biz örgütler olarak istiyoruz ki Muğla’mız bu kadar diri ise, benim ve örgütlerimin genel başkan yardımcımız ve parti meclisimizden bir isteğimiz var. Biz bütün örgütümüzle diyoruz ki ne olur genel merkezimiz bizi biz bize bırakın. Parti içindeki demokrasiyi sonuna kadar işletin. Biz belediye başkanımızı, belediye meclislerimizi kendimiz seçelim…

Sözleri duyunca kulaklarıma inanamadım. Boş bulunup pek çok CHP’li gibi ben de alkışladım. “Pek çok” dedim, çünkü alkışlamayanlar da vardı.(!)

xx        xx        xx

CHP İl Başkanı Öztürk’ün konuşması aslında bir gazeteci mahareti ile sorulmuş soruydu. Herkes merakla Genel Başkan Yardımcısı Adnan Keskin’in konuşmasını bekledi.

İl Başkanının ardından mikrofona gelen Keskin, 24 Ocak Kararları’na, bu kararların uygulanabilmesi için yapılan 12 Eylül Askeri Darbesi’ne ve darbenin Anayasası’na halkın umutla nasıl sarıldığını ve aynı halkın o sürecin getirdiği AK Parti iktidarına nasıl sarıldığının tahlilini yaptı. O gece kuruluşu kutlanan CHP’nin bu defa “kurtuluşun adresi” olduğunun altını çizdi…

Ardından “Türkiye’nin bu olumsuzluklardan sıyrılması gerekiyor. Türkiye’nin bu olumsuzluklardan sıyrılması için bir sivil başkaldırıya, bir sivil silkinişe, bir demokratik isyana ihtiyacı vardır.” dedi.

Aslında CHP Muğla’da başlatılan “Çoban ateşi” de bir isyandı!

xx        xx        xx

Muğla’da görmezden gelenler olsa da Ankara isyanı görmüştü… İl Başkanı Öztürk’ün sorusunun yanıtı açık ve netti.

Partinin ‘ikinci adamı’ konumundaki CHP Genel Başkan Yardımcısı Adnan Keskin, “Hiçbir kimsenin kuşkusu olmasın, Merkez Yürütme Kurulu, başarıya, değirmene su taşıyacak saka arayışında bulmamaktadır. Tam tersine örgütler ne kadar etkili olursa o kadar başarılı olacağımıza inanıyoruz.” dedi.

Bu sözleri ile adeta Bodrum’daki “Kocadon olayına” işaret eden Keskin sözlerini şöyle sürdürüyordu:
Biz şuna inanıyoruz. Bir partinin görevini yerine getirebilmesi, başarılı olabilmesi için girdi kanalarından parti tabanının özlemlerini, beklentilerini isteklerini alıp çıktı kanalarından toplumun beklentisi doğrultusunda çözüm reçeteleri kararlar alabilmesi ile mümkündür. Partinin başarısı alınan karalarda tabandaki örgütünün etkili, yönlendirici olması ile özdeştir. Bu anlayışta olduğumuz için ilk defa parti tarihinde, parti meclisinden merkez yoklaması kararı aldığımız halde parti örgütümüzün önümüzde yapılacak yerel seçimlerde taleplerini, isteklerini, beklentilerini objektif bir şekilde tespit edebilmek için komisyon kurduk. İl başkanlarımızdan aldığımız dokümanlar, bilgiler doğrultusunda o il başkanlarımızın il çevrelerinde hangi yöntemlerle adayların belirlenmesine ilişkin önerileri varsa onlara sahip çıkacağız. Saygı duyacağız.

xx        xx        xx

CHP Genel Başkanı Keskin, İl Başkanı Öztürk’ün sorusuna ve meraklılarına yanıt verirken sanırım yukarıdaki sözleri ile yetinmedi. Önümüzdeki seçimler için “Bu yerel seçimler Türkiye’de barışımızın, beraber yaşamamızın çimentosu olan Cumhuriyeti koruma seçimleri olacaktır. Bu yerel seçimler Türkiye’de demokrasiyi yaşatma seçimleri olacaktır. Bu yerel seçimler bizim beraber yaşamamızın vazgeçilmez kuralı olan laiklik ilkesini ayakta tutma seçimleri olacaktır…” deyip noktayı şöyle koydu:

O neden ile bu seçimde herkesin mücadelenin ön safında yer almasını sağlayacak ortaklaşa kararlar alarak, seçimlerde partimizi temsil eden insanları belirleyeceğiz. Ama demokratik yöntemlerle de belirlenen adaylardan sonra aday olan hiçbir arkadaşımızın da partiye ihanet etmesine müsaade etmeyeceğiz. CHP’nin bütün adaylarının ön seçim veya eğilim yoklamasından sonra ortaya çıkacak adaya destek olması gerekmektedir.

xx        xx        xx

CHP Genel Başkanı Keskin’in açıklaması net ve açık; adayların belirlenmesinde “atama” yok… Birilerinin umudu kırılmış olabilir, ama parti içi demokrasinin ve dolayısı ile ülke demokrasisinin umudu yeşerdi…

CHP Genel Merkezi’nin Genel Başkan Yardımcısı Keskin’in açıkladığı doğrultuda “yönteme dair8 Eylül’de resmen açıklama yapması gerekiyordu. Açıklama yapılmadı… Çünkü Büyük Şehir Yasası ile beldelerin kapatılmasına itiraz eden CHP Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştu. Mahkeme bu gün, yarın kararını verecek. En azından turistik beldelerin devamına yol açacak bir karar beklenmekte.

Kimse bu noktadan yola çıkıp, “atama umudunu” yeşertmesin. (!) Çünkü CHP’nin Keskin’in de açıkladığı “yöntem kararını” ilan etmemesinin nedeni, belediyeleri kapanmayacak beldeler ile ilgili de bir yöntem belirlemek durumunda olmasıdır.

Beldeler meselesini ayrıca ele alırız. Şimdi aklı olan parti içi demokrasiyi hazmeder ve parti tabanına kendini anlatmaya devam eder…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Oruç ÖZKAN 14 Eylül 2013 / 21:10

“Bizi bize bırakın biz seçelim adayımızıda, meclisimizide” demek ne büyük bir gaftır yahu? Demokrasinin olmazsa olmazı Sandık nerede Sandık. yani aday belirleme işlerini biz il patronlarına (!) pardon başkanlarına bırakın. Gerekirse sandıkta koyalım ama istemediğimiz bir aday çıkarsa da bu seferde eğilim yoklamasında seçilemedi diyerek il başkanları da işinize geleni atasın. Ve tabanın istediğini siz istemediğiniz için diğerlerini de süpürün gitsin öylemi? Yanlış mı anlıyorum sizi acaba, umarım öyledir..
2 gün önce CHP Muğla Milletvekilimiz sosyal medya üzerinden 4-7 Eylül deki İl başkanları toplantısında, genel merkezde olan biteni anlattı hepimizde okuduk. Sayın Vekil aynen şöyle diyor; “halen bizim belediye başkanlarımızca yönetilen iki ilçenin birinde sandık talep edilirken, diğerinde atama isteniyordu. Keza tarafsız olması gereken biri tarafından kimi adaylarla ilgili olarak gazete kupürleri gösterilip, adaylar kötüleniyordu. Ciddi iddialarla sarsılan bir ilçede yaşanan sorunlar geçiştirilmeye çalışılıyordu.” Bu cümleye de yönetimin şeffaflığı gereği bir açıklık getirmenizi hala bekliyoruz. Toplantının mahremiyetinden dolayı açıklayamayız demeyin sakın… Tabanı küstürmeyin derim Sayın Başkan…