Adım Adım Bir Yol Uzanır Hayata

Bu haber 14 Ağustos 2018 - 1:20 'de eklendi ve 1.151 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail Zorba

Hafif esen rüzgâr gibi

Genç ömür de hızlı geçiyor”
Anonim Kırgız Türküsü

Adım adım bir yol uzanıyor hayata. Yolların peşine düşmüşsün, yolları takiptesin, yolları hedeflemişsin, yollara emin adımlarla yaklaşıyorsun. Ama; yol senin dışında kendiliğinden, kendi seyrinde akıyor. Sen ise o yolun üzerinde bir yolcusun. Bunun ne kadar farkındasın? Yol, nereye; sen, oraya!

Bu haftanın seyrinde gah ağlaya gah güle bir rota tutturduk, gidiyoruz. “Ego”ma ne kadar da bağımlıyım. Rotayı hemen kendimize hasrettik. Yollar seyir defterimizde bizi nerelere götürdü? İzlenimlerimizde öznemiz insana dair nelerden nasiplendik. Yolun getirdiklerini, yolculuğumuzun seyrini notlarımızın eşliğinde takip edelim.

Seyir defterimizdeki ilk notlar insanın faniliğine dair. Hayatın kendisine sunduğu ne varsa; sevgisiyle, samimiyetiyle, fedakarlığıyla, feragatıyla ve de “has insan” olmanın zarafetiyle şahsında tamamlamış bir Muğla hanımefendisini kaybetmenin hüzünleri üzerine ilk notlarım. Kaybımız onun şahsında insana dair zarafetin, nezaketin ve onların neslinin hayatımıza kattığı tüm hasletlerin kaybıydı aslında.

Geleneksel Muğla yaşamının içerisinden çıkıp gelmiş bütün dünyası ailesi, akrabaları, eşi dostundan ibaret ve bu dünyasında birlikte yaşadığı insanların hayatına bir kelebek zarafetiyle dokunan bir insanın varlığı ve ardında bıraktıkları. Hayatına dokunduğu insanları iyilikle, sevgiyle ve tamamlayan ve de sayıları gün be gün azalan, yiten nice güzel insandan biri.

Hasta olduğunu duyduğumda Ramazan Bayramının ilk günleriydi. Ziyaretine gittiğimde, onu gördüğüm an yaşadığım buruk acının tarifi yok. O an anlıyorsun ki insan bir pir-i fani. Elinden gelen hiçbir şey yok. Karşında göç yolunu düzmüş bir yolcu durmakta. Bütün iradesiyle, teslimiyetiyle kabullenmiş kaderini. Çaresizliğini, çaresazlığını zarafetiyle dokumuş. Teslimiyetinde bile bir irade, bir güç hissediliyor. Kimseye yük olmadan kuş gibi uçup gidiyor işte. Elimizden gelen tek şey; hayata onun gözlerinden bakmak, dokunmak. O’nun hep “Sağolun” diyen sağ olma sözündeki hayırla, güzellikle, nezaketle tamamlamak hayatı.

Adım adım bir yol uzanıyor hayata dair. Yaşadıklarıma dair notlarım şöyle tamamlanıyor: “Bugün günlerden hüzün! Hüzün güzel hatıralarla avunuyor. Hayatın gerçeği hüzünle eş. Güzel insanlar bir bir ayrılıyorlar dünyamızdan. Veda etmek zor. Ama yüreklerindeki saf sevgi, gönüllerinden ruhlarına yansıyan insanî melekeler ve güzellikler bizleri de kanatlandırıyor. Anne yarım Tayyibe (Şen) teyzem sıcacık bir sevgi bıraktın yüreğimize. Mekanın cennet olsun. Rahmetli eşin Fevzi amcanın da dediği gibi “Yerde yatma NURLARDA yat.” Allah’ın rahmeti tüm sevdiklerimizin üzerinde olsun.”

Hayata dair izlenimlerimiz başka bir seyre götürüyor bizi. On yedi yıl önce meslek hayatımın bana kazandırdığı gönül güzeli bir sınıfımın öğrencileri arıyor. Bir akşam bir yerlerde toplanalım diye. Hem de hüzne boyanmış günümüzde. Hayatın hakikati nakşediyor omuzlarımda. Bir evden bir cenaze çıkarken karşı eve bir gelin girer. “Gah ağlaya gah güle” tamamlanan bir hayat ve gerçekleri.

Dile kolay on yedi yıl. Her biri bir aile kurmuş, anne, baba olmuş, işleri güçleri var, hayatı omuzlayıp götürüyorlar. Ben biraz geç katılıyorum aralarına. Çocukları, eşleri yanlarında olmasına rağmen sevgili gönül güzeli öğrencilerim sanki on yedi yıl öncesinin 11-MB sınıfındalarmış gibi, sanki zaman durmuş geriye sarmış on yedi yıl öncesine bizi götürmüş gibi heyecanlılar, coşkulular. Kucaklaşıyoruz. O sıcaklığı, o samimiyeti zerre zerre içime işliyorum. Geç vakitlere kadar sohbet ediyoruz.

Ellerinde yıllar öncesinde Turgut Reis Lisesi’nde, B Blok’taki sınıflarının oturma planı var. Canan, Bilal, Mustafa, Ali’ler, Aycan, Müge, Cihan, Duygu, Eda’lar, Aynur, İlyas, Ferhat, Kâmil, Volkan, Ferahnaz , Seyfettin,İsmail Hürkan, Hilmi, Nurgül, Ceyhun, Yeşim, Nihat, Yunus, Mehmet Ali, Seda, Raziye, Ayşegül ve Ahmet bir isim olmaktan çıkıp hayatımın en güzel hikayelerinden birinin kahramanı oluyorlar. Öğretmenleri, sınıfteki maceraları, Akyaka gezisi, futbol turnuva şampiyonlukları ve anılar, anılar.

11-MB sınıfından hayata taşınan dostluklar, birliktelikler. Paylaşılan bu güzelliklerin sonunda gençler aşk olsun dedirtiyor. Yaşadıklarımızın adı aşk olsun. İnsan yeter ki güzelden yana, aşktan yana olsun. Bunca karanlığın içinde 11-MB sınıfının gönül güzellerinde insanın seyrine dalıyorum. Öğretmen olmanın dayanılmaz mutluluğunu, onurunu, gururunu yaşıyorum.

Dünyanın fâniliğinde küçük hesaplar peşinde koşmakla özünü, hasletlerini, içindeki gönül güzeli insanı feda etmeye değer mi? Yıllar geçse de insan hatıralarıyla mutlu olmalı. Yıllar geçtiğinde gölgesine sığınacağı bir ulu çınarın bir canı, bir gözesi olabilmeli. Aşk olsun, gençler!

Adım adım bir yol uzanıyor hayata dair. Yaşadıklarıma dair bu seferki notlarım da şöyle tamamlanıyor: “Dile kolay on yedi yılı geride bırakmışız. Onlar benim ilk göz ağrılarım, can evlatlarım… Hepsi karakterli şahane insanlar olmuşlar. Yuvaları, işleri, eşleri, çocukları ile bir güzelliğin harika kaynağı olmuşlar. Onların öğretmeni olmaktan onur duyuyorum. Duygular sel olup akmış. Hatıralar sohbetler ne kadar unutulmazdı. Hepsinin bahtı açık olsun. Efsane MTRL 11-MB’nin gönül güzelleri gözlerinizden öpüyorum.“

Ve sıra adım adım hayata uzanan yola dair son notlarda. Bunlar bir haftanın sonunda hayatımıza devşirdiklerimiz: “Hiçlik hayatın içerisinde insana sunulmuş mükemmel bir son nokta. Hiçlikte insan iradesi çıkıyor karşımıza. Sevmek insana has. İnsan sadece zamanı paylaşıyorsa bu bir kayıptır. İnsan yürekten paylaşıyorsa zamanı bu da bir kazanç. Hasılı insan kazançta olmalıdır. Nereden nereye? Yaşadıklarımız her daim insana dairdir. İnsanın hikâyesi “hiçlik”ten başlar. Özü sonsuzluktur. Ne kazançtır var olan, ne kayıptır yok sayılan. Bize de ne demek düşsün : Aşk olsun. Yeter ki aşk olsun. Güzelliklerde kalın dostlar.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

6 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Aynur Gülen Aydin 14 Ağustos 2018 / 09:54

Tuylerim diken diken gözlerimden akan yaşlar eşliğinde okudum yazınızı hocam ilk önce başınız sağolsun cennetlerde kavuşun inşallah . Sonrasında saygı sevgi karşılıklı olusur sizin bize olan sevginiz inanciniz öğretti birbirimize saygı duymayı yıllar geçse de paylaşımlar adına değer vermeyi sevmeyi unutmamayi. Kaleminize yüreğinize bizdeki emeğinize sağlık hocam .

Bilal Manav 14 Ağustos 2018 / 09:56

2000li yıllarda temeli atılıp sonsuzluğa uzanan bir dostluk serüveni, 17 yıl geçmiş olmasına rağmen hala bandı geri sarıp dünmüş gibi yaşanan anılar ve kardeşlik duygusu. Uzun zamandır hep ihtiyaç duyduğum huzur ve özlenmiş Kişilerle geçirilen o sıcakcık sohbetlerle dolu bi kaç saat, vallahi dünyaları verseler değişilmez bu. İnsanın arkadaşı çoktur, lakin böyle dostum kardeşim diyebildiği bugünün şartlarında çok azdır. Öğretmenden ziyade bi ana, baba, abi şevkatiyle bizlere emek veren İsmail hocam, üstümüze öyle bi insanlık tohumu serptiniz ki, 17 yıl geçti hala biçiyoruz. Kendimiz daha dün çocukken bugün o masada siz, kardeşlerim ve çocuklarımızla birlikteydik. Kızıma ve oğluma ogün sizler sayesinde bi dostluk nasıl olur ve oluşur onun en güzel dersini ve örneğini verdim, gururlanmakta okadar haklıyım ki anlatamam, iy ki varsınız ve iy ki hala birbirimizin gönüllerindeyiz, en derin sevgi ve muhabbetlerimle, esenlikler dilerim.

Cihan 14 Ağustos 2018 / 10:05

Ogrenciniz olmaktan ve sizin gibi ruhu guzel bir insana rast geldigim icin cok sansliyim iyi tanimisiz sizi sizleri

Kamil uzar 14 Ağustos 2018 / 10:14

Buram buram edebiyat kokan bir o kadar da sevgi dolu günlük hayattan sıcak samimi bir yazı. Kaleminiz hiç susmasın saygıdeğer İsmail Hocam

Mustafa kara 14 Ağustos 2018 / 21:03

Hayatımızın nehirinde akan sularda bir defa yıkandıktan aynı suda ayri ayri tarifsiz duygu heyecan ile dolduk tastik….bize bu duyguların tohumunu atan o günden itibaren büyütmeye çalıştığımız İsmail ZORBA ya teşekkürler canım öğretmenim sağolun…

Ali Yılancı 05 Eylül 2018 / 11:24

Bizleri güleryüzüyle karşılayan, kalbinde yaralar olmasına rağmen neşe saçan bir öğretmeniniz olmalı… bize kattığınız herşey için teşekkürler İsmail öğretmenim bir eğitimci olarak bana çok şey kattınız kaleminize o güzel yüreğinize sağlık.