Acizliğin İfadesi

Bu haber 02 Haziran 2014 - 0:35 'de eklendi ve 1.024 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Türkiye olarak utancımız olmaya devam eden bir takım eylemler zinciri var ki, şahsen pes diyorum.

Nasıl demezsiniz?

Gün geçmeden yeni bir vahşette yüz yüze geliyoruz.

Hem de Yüce Yaratan indinde en makbul olan kadınlarımız adına.

Her halde ne demek istediğim kestirilmiştir.

Kadına şiddet, dahası vahşetten dem vuruyorum.

Hal böyle olunca ulusal bazda yayın yapan medya organlarını izlemekten korkar olduk.

Sanki sıradan bir olaymış gibi aynı yayın organları, birbiri ardı sıra kadınlara karşı sürdürülen eylemlerden dem vuruyor.

Hem de her gün.

Üstelik öyle bir vahşet ki, çocukların gözü önünde cereyan ediyor.

Bir baba, evlatların ömür boyu unutamayacakları bir katliamı gözünü kırpmadan işliyor.

Hiç düşünmüyorlar, o evlatlar bu sahneleri unutabilirler mi! diye.

Unutamazlar.

Yaşamları boyunca annelerinin babaları tarafından katledilişi, gözlerinin önünden hiç gitmeyecektir.

Dolayısıyla böylesine bir psikoloji içerisinde yaşamlarını sürdüreceklerdir.

Tabi bunun adına yaşam denirse.

***

Peki nedendi?

Neden bir baba, evlatlarının gözleri önünde annelerini katleder?

Onu böylesine bir vahşeti işlemeye sürükleyen ne gibi sebepler olabilir?

Bir insanın yaşam hakkının sonlandırılması, sadece Yüce Yaratana ait olduğu halde.

Konuyla ilgili açıklama yapan çoğu uzman ve psikologların birleştiği ortak nokta, cinayeti işleyenin cinnet getirdiği.

Ya işsizlikten ya da bir başka nedenden, bu tür bir vahşetin müsebbibi oldukları.

Bu durumda mutlak cevap arayan bir soru var.

Hangi halde olursa olsun bir kişi, Yüce Yaratanın yarattığı bir varlığı ortadan kaldırmaya hakkı var mıdır?

Kişileri yaşatan tek varlık Allah olduğuna göre, belli ki bu tür eylemlere tevessül edenlerde ne din kalmıştır, ne vicdan ne de iman.

Aksi olsaydı, Allah indinde en makbul canlı kabul edilen kadınlar, birilerin kurbanı olmazlardı.

Ne yazık ki bizde oluyor ve olmaktadır.

Hem de kadınlara şiddet bağlamında ilk sırada yer alan bir ülke olarak.

Evet, kesinlikle abartı değil.

Konuya ilişkin dünya genelinde yapılan incelemeler, kadınlara şiddet itibariyle Türkiye’nin ilk sıralarda yer aldığı.

Alıyor ya, bu tür eylemler, kim ne derse desin utancımız olmanın çok ötesine geçmiştir.

Eğer, sayıları 200 ün üzerinde dünya ülkeleri arasında, kadınlara yönelik şiddet bağlamında ön planda bir ülke haline gelmişsek, başkaca söylenecek söz yoktur.

Olamaz da.

Zira siz, dünyada en az gelişme gösteren Afrika Kıtasını bile geride bırakan eylemlerin görüldüğü ülke haline gelmişsiniz demektir.

***

Aslında bu konuda söylenecek tek bir gerçek var.

Kadına, kıza ve çocuklara yönelik bu tür eylemler, acizliğin ifadesinden başkası değildir.

Olamaz da.

Bunun başkaca hiçbir açıklaması yok.

Oysa, farklı bir ülkenin insanları olmayı ne kadar isterdik.

Cinsiyeti ne olursa olsun, Yaratılanı severim Yaratandan dolayı düsturunu, aklımızdan çıkarmayalım istenirdi.

Ancak o zaman, göğsümüzü gere gere dünya ülkelerin karşısına çıkardık.

Bugün AB’ne almamak için dokuz dereden su getirenlerin karşısına, daha güçlü olarak dikilirdik.

Bugün sesimiz fazla çıkmıyorsa, en azından AB ne neden kabul edilmediğimizi yeterince dillendiremiyorsak, bunun altında yatan temel normlardan biri, bu tür kabul edilemez eylemlerin sıkça yaşandığı ülke olmamızdandır.

Ne yazık ki, Türkiye’de demokrasi tüm kural ve kavramlarıyla yeterince uygulanmıyor sav’ı altında yatan kriterlerin başında, bu ve benzer eylemler gelmektedir.

Kaldı ki, AB müktesebatında yer alan müeyyidelerin yerine getirilmediği tezi, gerçek sebep değildir.

Aksi olsaydı, Türkiye’den çok sonraları müracaat eden ülkeler birliğe dahil edilmezlerdi.

Bu nedenle, başta hükümet kanadı olmak üzere hiç kimse, bize neden AB ne almıyorlar diye, farklı yorumlar içerisine girmesin.

Bu insanlık dışı vahşetler devam ettiği sürece Türkiye için AB ği rüya olmaya devam edecek demektir.

 

Acizliğin İfadesi

 

Türkiye olarak utancımız olmaya devam eden bir takım eylemler zinciri var ki, şahsen pes diyorum.

Nasıl demezsiniz?

Gün geçmeden yeni bir vahşette yüz yüze geliyoruz.

Hem de Yüce Yaratan indinde en makbul olan kadınlarımız adına.

Her halde ne demek istediğim kestirilmiştir.

Kadına şiddet, dahası vahşetten dem vuruyorum.

Hal böyle olunca ulusal bazda yayın yapan medya organlarını izlemekten korkar olduk.

Sanki sıradan bir olaymış gibi aynı yayın organları, birbiri ardı sıra kadınlara karşı sürdürülen eylemlerden dem vuruyor.

Hem de her gün.

Üstelik öyle bir vahşet ki, çocukların gözü önünde cereyan ediyor.

Bir baba, evlatların ömür boyu unutamayacakları bir katliamı gözünü kırpmadan işliyor.

Hiç düşünmüyorlar, o evlatlar bu sahneleri unutabilirler mi! diye.

Unutamazlar.

Yaşamları boyunca annelerinin babaları tarafından katledilişi, gözlerinin önünden hiç gitmeyecektir.

Dolayısıyla böylesine bir psikoloji içerisinde yaşamlarını sürdüreceklerdir.

Tabi bunun adına yaşam denirse.

***

Peki nedendi?

Neden bir baba, evlatlarının gözleri önünde annelerini katleder?

Onu böylesine bir vahşeti işlemeye sürükleyen ne gibi sebepler olabilir?

Bir insanın yaşam hakkının sonlandırılması, sadece Yüce Yaratana ait olduğu halde.

Konuyla ilgili açıklama yapan çoğu uzman ve psikologların birleştiği ortak nokta, cinayeti işleyenin cinnet getirdiği.

Ya işsizlikten ya da bir başka nedenden, bu tür bir vahşetin müsebbibi oldukları.

Bu durumda mutlak cevap arayan bir soru var.

Hangi halde olursa olsun bir kişi, Yüce Yaratanın yarattığı bir varlığı ortadan kaldırmaya hakkı var mıdır?

Kişileri yaşatan tek varlık Allah olduğuna göre, belli ki bu tür eylemlere tevessül edenlerde ne din kalmıştır, ne vicdan ne de iman.

Aksi olsaydı, Allah indinde en makbul canlı kabul edilen kadınlar, birilerin kurbanı olmazlardı.

Ne yazık ki bizde oluyor ve olmaktadır.

Hem de kadınlara şiddet bağlamında ilk sırada yer alan bir ülke olarak.

Evet, kesinlikle abartı değil.

Konuya ilişkin dünya genelinde yapılan incelemeler, kadınlara şiddet itibariyle Türkiye’nin ilk sıralarda yer aldığı.

Alıyor ya, bu tür eylemler, kim ne derse desin utancımız olmanın çok ötesine geçmiştir.

Eğer, sayıları 200 ün üzerinde dünya ülkeleri arasında, kadınlara yönelik şiddet bağlamında ön planda bir ülke haline gelmişsek, başkaca söylenecek söz yoktur.

Olamaz da.

Zira siz, dünyada en az gelişme gösteren Afrika Kıtasını bile geride bırakan eylemlerin görüldüğü ülke haline gelmişsiniz demektir.

***

Aslında bu konuda söylenecek tek bir gerçek var.

Kadına, kıza ve çocuklara yönelik bu tür eylemler, acizliğin ifadesinden başkası değildir.

Olamaz da.

Bunun başkaca hiçbir açıklaması yok.

Oysa, farklı bir ülkenin insanları olmayı ne kadar isterdik.

Cinsiyeti ne olursa olsun, Yaratılanı severim Yaratandan dolayı düsturunu, aklımızdan çıkarmayalım istenirdi.

Ancak o zaman, göğsümüzü gere gere dünya ülkelerin karşısına çıkardık.

Bugün AB’ne almamak için dokuz dereden su getirenlerin karşısına, daha güçlü olarak dikilirdik.

Bugün sesimiz fazla çıkmıyorsa, en azından AB ne neden kabul edilmediğimizi yeterince dillendiremiyorsak, bunun altında yatan temel normlardan biri, bu tür kabul edilemez eylemlerin sıkça yaşandığı ülke olmamızdandır.

Ne yazık ki, Türkiye’de demokrasi tüm kural ve kavramlarıyla yeterince uygulanmıyor sav’ı altında yatan kriterlerin başında, bu ve benzer eylemler gelmektedir.

Kaldı ki, AB müktesebatında yer alan müeyyidelerin yerine getirilmediği tezi, gerçek sebep değildir.

Aksi olsaydı, Türkiye’den çok sonraları müracaat eden ülkeler birliğe dahil edilmezlerdi.

Bu nedenle, başta hükümet kanadı olmak üzere hiç kimse, bize neden AB ne almıyorlar diye, farklı yorumlar içerisine girmesin.

Bu insanlık dışı vahşetler devam ettiği sürece Türkiye için AB ği rüya olmaya devam edecek demektir.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.