ACILARIN ÜLKESİ OLDUK

Bu haber 15 Ocak 2013 - 0:00 'de eklendi ve 688 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Acaba diyorum.
Acaba, dünya genelinde konuşlanan ülkeler içerisinde Türkiye kadar acılara sürüklenenler var mıdır?
Tahmin etmiyorum.
Aksi olsaydı, uluslar arası yayın organlarına yansırdı.
Dolayısıyla bir şekilde haberdar olurduk.
Yine de birçok ülkede talihsiz olaylar meydana gelmiyor değil.
Ne var ki hiçbirinde bizdeki kadar yoğunlukta değil.
Hal böyle olunca tek söylediğimiz Türkiye olarak acıların ülkesi olduğumuzdur.
***
Peki nedendi?
Neden birçok alanda tahminlerin üzerinde ölümlerle yüz yüze geliyoruz?
Aynı olaylarda başı çeken terör.
Bilhassa Doğu ve Güneydoğu Bölgelerimiz ağırlıklı terör olayları ne yazık ki çeyrek asırdır dur durak bilmiyor.
Ve bu süreçte kaybettiğimiz insanımızın acısı yürekleri dağlıyor.
Üstelik ateş sadece düştüğü yeri yakmıyor.
Ülkemizin bir ucundan diğerinde konuşlanan insanımız, aynı acıları yüreğinin derinliklerinde hissediyor.
Acaba bu acılar dinmeyecek mi? sorusu da, ne yazık ki cevap bulamıyor.
Bir ihtimal, şu aşamada hükümetin başlattığı İmralı görüşmesinden sonuç alınabilir mi?
Alınır da acılar diner mi?
Tabir yerindeyse her kafadan bir ses çıktığı için terörün son ermesi hususunda, kesin bir şey söylemek olası değil.
***
Ülkemizin özellikle maden kömürünün daha bir rezerv içerdiği Zonguldak yöresinde meydana gelen Grizu patlaması ve göçükler sonrasında yitirdiğimiz insanımızın acıları, üzerinde durulması gereken bir başka olay.
Üzerinde durulması diyorum.
Dünyanın hiçbir ülkesinde bizde olduğu kadar ölümler yok.
Elbette zaman zaman başka ülkelerin maden ocaklarında söz konusu nedenlerden dolayı üzücü olaylar oluyor.
Ne var ki bizde o denli sık aralıklarla grizu patlaması ve göçükler olunca, ister istemez zihnimizde bir takım sorular oluşuyor.
Bu denli acılarla karşılaştığımıza göre bir ihmal söz konusu mu?
Geçmişten günümüze benzer hadiseler sonrasında çoğu kez ihmal ön plana çıkınca, neden diyoruz.
Neden, bu tür tehlike içeren çalışmalar adına her türlü tedbirler alınmaz?
Çoğu kez yüklenici firmanın ihmali olduğu açıklaması yapıldığı halde, devlet neden gereğini yerine getirmez?
Her müessif olay sonrasında ilgili ve yetkililerin açıklamaları, belli ki sorunun çözümüne yönelik olmadı.
Aksi olsaydı, önlemler alınır.
Dolayısıyla şimdi olduğu gibi tarifsiz acılara sürüklenmezdik.
***
Dünyada birinci sırayı aldığımız bir başka olay, trafik kazaları.
Öyle ki, geçmişten günümüze trafik kazalarında kaybettiğimiz insanımız sayısı, Türkiye olarak bir yerde utancımız olmaktadır.
Bilhassa özel günlerde yolların kan gölüne dönmesi, trafik kazalarının önlenmesi noktasında sürücülerin yeterli bilinçte olmadığının göstergesi.
Oysa yolda seyreden bir sürücünün mutlak surette dikkat etmesi gereken temel kriter, trafik kaidelerini eksiksiz yerine getirmesidir.
Ne trafik kaideleri ne de karşımızdaki sürücüye saygımız olmadığı için gün geçmiyor ki yeni acılara sürüklenmeyelim.
Yine sönen nice ocaklar!
***
Ya deprem, sel, çığ ve heyelan gibi doğal olaylara karşısında almadığımız tedbirler?
Türkiye’nin önemli deprem kuşağı üzerinde bulunan bir ülke olduğu gerçeğine karşın, yapılaşma adına istenen normlarda malzeme kullanmadığımız için felakete daha bir davetiye çıkarıyoruz demektir.
Bazı bölgelerin aşırı yağışların etkisinde kaldığı bilindiği halde yine alınamayan önlemler.
Heyelan bölgelerinde yapılan inşaatlar.
Tüm bunlar gösteriyor ki Türkiye olarak, ölümlere adeta davetiye çıkarır tutum içerisindeyiz.
Hal böyle olunca acıların ülkesi olduk demekten kendimizi alamıyoruz.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.