Acı Denizi

Bu haber 03 Mart 2016 - 9:01 'de eklendi ve 889 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

İsmail Atasever

Gazeteniz Hamle’nin 29 Şubat tarihinde manşetten verdiği haber.

Ege Denizi “Acı Denizi” olmasın.

Bu temenninin sahipleri, Muğla Datça İlçesinde bu yıl 10.su düzenlenen “Uluslararası Açık Deniz Kış Yüzme Maratonu”na katılan çok sayıda sporcu.

Görüldüğü gibi Ege Denizi Acı Denizi olmasın temennisinde bulunuyorlar.

Aslında neden bu şekilde söylendiğinde şüphe yok.

Olamaz da.

Zira son yıllarda Ege Denizi olmak üzere Akdeniz sahilleri boyunca öylesine ölümlerle karşılaşıldı ki!

Hem de birbiri ardı sıra.

Bu nedenle insanlık adına bu tür bir temennide bulunuluyor.

Sonra nasıl bulunmasınlar?

Bir değil 10 değil 100 değil.

Aradan geçen 2 senelik süreç içerisinde söz konusu denizlerde öylesine kayıplar verildi ki!

Özellikle Afganistan, Irak ve Suriye’den gelen göçmenler, hürriyetleri uğruna hayatlarını hiçe saydılar.

Çoğu elverişsiz deniz motorlarıyla, Yunanistan olmak üzere İtalya, Fransa ve diğer Avrupa ülkelerine gitmek isteyen aynı ülkeler halkı, hürriyetlerine kavuşmak yerine azgın denizlerin diplerine boyladılar.

Onlar ülkelerindeki baskılardan kurtulup hürriyeti seçmek isterken, böylesine elim olaylarla yüz yüze geldiler.

Hem de sık aralıklarla.

Kaldı ki, yerel bazdaki basın organları bir yana ulusal düzeyde yayın yapan medya organlarına yansıyan görüntüler her şeyi açıklıyor.

Görüntü derken, söz konusu sahillerin panoramasından dem vurmuyorum.

Asıl olan sahile vuran cesetler!

Küçük bedenler.

Aylan bebeğin cansız vücudu!

İnsanın kanını donduran aynı bebeğin ölümü üzerine düşünüyor ve cevap arıyorsunuz.

Bu küçücük yavrunun vebali kimin!

Aynı ülkeler yönetiminin başında bulunanlar mı?

Ailesi mi?

Yoksa haddinden fazla yolcu alarak, onca insanı bile bile ölüme sürükleyen tamahkar deniz motorlarının sahipleri mi?

Hakikat o ki, bunda her birinin vebali var.

Biri diğerinden masum değil.

Olamaz da!

Kim ne derse desin, nasıl bir yaklaşım içerisinde olsa da, ülkesi yönetiminin başında bulunanlar, ailesi ve de onları bile bile ölüme sürükleyen aracılar da aynı derecede suçludurlar.

Nasıl olmasınlar ki?

Onlar, ne zamandan bugüne onca insanın hayatını alan Ege ve Akdeniz’i, “Acı Denizi” haline getirdiler.

***

Hiç kuşku yok, söz konusu denizlerden daha bir istim üzerinde olan Ege Denizidir.

Dolayısıyla Muğla kıyıları.

Fethiye’den Bodrum’a uzanan çizgide binlerce km’lik sahil bandı.

Bilhassa Bodrum kıyıları.

Kaçak yolla Avrupa kıtasına gitmek isteyenler için en kestirme yol olarak Bodrum üzerinden Yunanistan’a ait adalar tercih edildiği için söz konusu facialar maalesef bu sularda yaşanmaktadır.

***

Aslında olayın çarpıcı bir yanı daha var.

Kaçak yollarla Avrupa ülkelerine gitmek isteyenlerin, onca tehlikeyi göz almalarına karşın emellerine ulaşamamaları!

Zira, bu denli tehlikeli yolculuğundan sonra gitmek istedikleri ülkeye ulaşsalar da, emellerine nail olamıyorlar!

Her halde nedeni üzerinde durmaya gerek yok.

Avrupa ülkeleri genelde kabul etmiyorlar!

Sadece göçmenler olarak ayrılan bölgelerde, ikamete tabi tutuluyorlar.

Bunun üzerine, onca tehlikeyi göze alanların ağzından, umutlarını yitirmişçesine şu kelimeler dökülüyor.

Biz bunun için mi, onca tehlikeyi göze alarak bu yolculuğu yaptık?

Şimdi ise ortada kaldık!

Bundan sonra nereye gideriz?

Ne acıdır ki, sözde göçmenlerin yaşadıkları onca tehlikelerden sonra yüz yüze geldikleri manzara bu.

Sonra ortaya, bu denli vahim tablo çıksa ne yazar!

Gerektiğinde burnundan kıl aldırmayan, çıkarları olmadan kılını dahi kıpırdatmayan sözde batılı ülkeler için insanlık bu hale düşmüş!

Hiç birinin umurlarında değil!

Üstelik söz konusu sular “Acı Denizi” haline gelmesine karşın.

Yazık ki yazık!..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.