ABİDE BİR HANIMEFENDİ “BERRİN MENDERES” (II)

Bu haber 15 Kasım 2013 - 12:37 'de eklendi ve 1.662 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Başvekil Adnan Menderes, başlangıçta Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın karşı çıkmasına karşın Osmanlı Hanedanlığına mensup olanların Türkiye’ye kabulünü öngören yasa TBMM’den çıkınca mutludur.

Ona göre, ülke idaresinde görev üstlenenlerin eylemleri ne olursa olsun eşlerinin vatanlarına dönmeleri, ifade ettiği şekilde insanlık göreviydi.

Vatanlarına avdet edenler arasında Sultan Abdülhamid’in zevcesi Müşfika Hanım Sultan ve kızı Ayşe Sultan Osmanoğlu da vardır. Onlar bir kira evinde oturmaktadırlar.

Bir sabah erken sayılacak saatte evin zili çalar. Kapıyı Ayşe Osmanoğlu açar. Karşısında bir beyefendi vardır.

Buyurun efendim bir arzunuz mu vardı?

Kapıdaki “evet” der. Şayet kabul buyururlarsa Valide Sultan’ı görmek istiyorum.

Ev sahibesi, bu erken saatte dercesine, hayrette karışık bir tereddütle;

Az müsaade ediniz lütfen, kendilerine arz edeyim.

Kapının dışındaki beyefendinin kalbi, bekleme heyecanı ile daha yüksek atmaya başlamıştır.

Ayşe Osmanoğlu, geriye dönmüş ve “Buyurun efendim; sizi bekliyorlar” diyerek içeriye davet etmiştir.

Kuşluk namazını eda etmiş Müşfika Sultan Hazretleri, başında kar gibi lekesiz tülbendi, elinde doksan dokuzluk teşbihi ile seccadesinde Rahman’ı zikretmektedir.

Misafir Valide Sultan’ın el işaretiyle yanı başındaki koltuğa ilişir.

Ayşe Sultan da sedire.

Yabancı adam içinden, Allahım, ne kadar nurlu bir yüz. Ne mübarek bir ana demektedir.

Meçhul misafir, hemen devlet ananın eline sarılır.

Berhudar ol evladım, hoş geldiniz.

Teşekkür ederim valide hazretleri, hoş bulduk.

Bu arada el öpme sahnesini seyreden Ayşe Sultan’ın gözü az ötede duran bir gazeteye ilişir. Şu sıra annesi ile son derece hürmetkâr bir şekilde konuşan yabancı, gazetedeki şahıstır.

Ayşe Sultan titrek bir sesle, Siz Başvekil Adnan Menderes değil misiniz?

Evet der misafir, bendenizim.

Hay Allah demekten kendini alamayan Ayşe Sultan, beyefendi niçin önceden haberimiz olmadı? Böyle hazırlıksız ve gafil avlandık.

Menderes güleç bir yüzle, zararı yok efendim. Bendeniz valide hazretlerinin elini öperek hayır duasını almak ve bir ihtiyacınız olup olmadığını öğrenmek için geldim.

Mahcup olduk der Ayşe Sultan.

Estağfurullah efendim. Burada mahcup olması gereken bir varsa o da benim. Ama haberli gelseydim, kapının önü gazeteci dolardı ve bana olan tavırları sebebiyle sizi üzebilirlerdi.

Ayşe Sultan, Valide Sultan’a dönerek, Anneciğim bu beyefendi Türkiye Sadrazamı.  Hayır duanızı almak ve bir ihtiyacımız olup olmadığını sual etmek için gelmiş.

Valide Sultan “Ya” der. Pek mütehassıs oldum. Dualarımız sizinle beyefendi hazretleri. Hiçbir ihtiyacımız, sıkıntımız yok. İyiler eksik değil. Bir mühendis beyefendi hem bu evi bize tahsis etti, kira almıyor. Hem de her ay on bin lira harçlık veriyor. Allah razı olsun.

Adnan Menderes, ikramlardan sonra Müşfika Sultan’ın elini öper. İşte size hususi telefonum. Size hizmet etmek benim için şereftir. Emirlerinizi bekliyorum der.

Menderes kapıdan ayrılırken gözleri yaşlı ve duygu yüklüdür. Zira Osmanlı Hanedanı erkekleri hala yurda girememektedir.

İnsan başbakan da olsa her şeye muktedir olamıyor ki.

***

1959 yılında Adnan Menderes ve Türk Heyetini İngiltere’ye götüren uçak sis yüzünden yere çakılmasına karşın, başvekilin hafif yaralarla kurtulması kimilerine göre mucizeydi. İngiltere dönüşünde havaalanında mahşeri bir kalabalık karşılamıştı.

Evine geçmiş olsun ziyaretinde bulunanların dağılmasından sonra Berrin Menderes eşine;

Beyefendi size bir şey soracağım. Lütfen hakikati bizden saklamayın.

Uçak tam düşerken, yani ölüme giderken ne düşündünüz?

Tayyare hızla yere doğru düşerken, ben burada ölürsem Berrin Hanım, Abdülhamid Yâdigarlarının ev kirası ve maaşlarını ödemeye devam eder mi?

Uçak kazası geçiren Menderes ölmez ama bir yıl sonra 27 Mayıs 1960’ta Eskişehir’de vatanın imarına devam ederken bir askeri darbe ile alınır ve hapse götürülür.

Gidiş o gidiştir.

İşte o hengamede 3 Haziran 1960 tarihinde, Menderes’lerin evinin zili çalar. Kapıya gelen Müşfika Sultan ve kızı Ayşe Sultan Osmanoğlu’nun oturdukları evin sahibi, döneme ayak uydurmasını bilen mühendistir. Her ay olduğu gibi kirayı almaya gelmiştir.

Mühendis, eğer kira ödenmeyecekse, ev tahliye edilsin.

Durum kederler içindeki Berrin Hanıma iletilir.

Mutlu der oğluna Berrin Hanım.

Çık da bir iki ahbaba git, bin beş yüz lira bulmaya çalış.

Mutlu Menderes gözyaşları içinde, anne bu şartlarda bize kim bin beş yüz lira verir?

Çok mütehassıs olan Berrin Hanım, elinden çıkardığı yüzüğü Mutlu’ya uzatır.

Şunu bir kuyumcuya sat ve gel.

Bin sekiz yüz lira tutan yüzüğün parasıyla ev kirası ödenir.

Böylelikle Berrin Menderes için paha biçilmez kıymetteki yüzük elden çıkarılmıştır.

İşte Adapazarlı kuyumcu, bu yüzüğü üç yıl sonra tekrar Berrin Menderes’e getirmişti.

Kuyumcu millet adına yüzüğün itibarını iade etmişti. Otuz yıl sonraysa rahmetli Turgut Özal, devlet adına Menderes’in itibarını iade edecekti.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.