AB, hepimize kafayı yedirecek!

Bu haber 24 Temmuz 2009 - 0:00 'de eklendi ve 858 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Temmuz ayının ilk günlerinde Almanya’da başlatılan “Türkiye’deki sahipsiz hayvanların etik olmayan şekilde tutuldukları ve kimi zaman toplu halde itlaf edildiklerini” kampanyası, sanırım gazete okuyan kimsenin gözünden kaçmamıştır. 
Kampanya yazısında açıkça “Türkiye’ye gitmeyin ve böylece Türk yetkili makamlarını, hayvanlara işkence etmemeleri konusunda baskı yapın” denilmekteydi.
Temmuz ayının sonundayız.
Bu ‘haksız’ kampanya ne kadar etkili oldu, olamadı bilemiyorum…
 
xx           xx           xx
Türkiye’ye hep şu soruluyor:
– AB’ne girmek istiyor musunuz?
Evet…
– O zaman şunu, şunu, yapacaksın.
Bu saçmalığın bir yönü. Bir de öbür yönü var.
Yönetenlerimiz bize soruyor:
– AB’ne girmek istiyor musunuz?
Evet…
– O zaman kapalı yerlerde sigara içmeyeceksiniz!
 
xx           xx           xx
AB’nin bizden yapmamızı istediği veya bizim yapıp ta kınandığımız ve bir daha yapmamamızın istendiği bir şey mi var…
Bakıyoruz aynısı olmasa da benzeri AB ülkelerinde var…
Bizi yönetenlerin, “AB böyle istiyor. Bu uygulamayı gerçekleştirmek zorundayız” dediklerine bakıyoruz, AB ülkelerinde öyle bir şey yok!
Topluma deli gömleği giydirilir gibi uygulamaya konan “sigara yasağı” da bu dayatmalardan biri…
 
xx           xx           xx
Avrupa bilmem ne iş konseyi “Kampanyanın en az 30 milyon Almana ulaşabileceğine” dikkat çekerek, Hayvan haklarına daha fazla önem gösterilmesini isteyip. Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere, valiliği, belediyeleri, turizm acentelerini ve otel birliklerini bu konuda uyarıp, “Bu Türk turizminde yara açabilecek bir konu” diye medyaya “bir uyarıcı” olarak demeç vermektedir.
Bu bal gibi ‘tehdit’ değil de ne?!!
 
xx           xx           xx
Sokak hayvanları konusunda iyi bir karneye sahip olmadığımız da bir gerçek…
Bu konuda kendimizi düzeltmemiz gerekiyor.
Ama…
İspanya’yı kim düzeltecek?
Kedi, köpeği bahane edip, Türkiye Turizmi’ni baltalamak isteyenler, varsayalım gerçekten hayvan dostları; neden o zaman İspanya’da boğa güreşleri sırasında yaşanan “Vahşeti” örnek gösterip Alman medyasında “İspanya’ ya gitmeyin” diye kampanyalar yapılmadığını sorgulamak yerine gelip ülkemizde kedi, köpek işleri ile uğraşmaktadırlar?!!
Kedi-köpek sorunu olmasa, başka bir şey bulurlar. “Türkler karılarını dövüyor” derler. Bulurlar bir şeyler…
“Her yüksek sezon başlangıcında” Avrupa medyası, aralarında anlaşmışçasına “Terörist örgüt, turistik yörelere bir dizi saldırılar düzenleyecek” şeklinde yazılar çıkartırdı. 11 Eylül saldırısının ardından teröre bakışları değişti de bu söylemde kampanyaları kestiler, ama kampanyayı kesmediler!
Şimdi malzemeleri kedi-köpek…
 
xx           xx           xx
Ama…
AB istiyor diye değil, hayvan haklarına saygının ve insan olmanın gereği olarak sokak hayvanları sorununa da sahip çıkmalıyız.
Fethiye bu yönde büyük yol aldı.
Çözüm “hayvan barınakları”… Ama bunlarda “temerküz kamplarına” döndü!
Kimileri daha insani davranıp, uygulamayı “Hayvan Parkı” şeklinde gerçekleştiriyor.
Nitekim sorun geçen yüzyılda da yaşanmış.
Sultan Abdülaziz sokak hayvanlarının sayısı artınca İstanbul’da başıboş dolaşan bütün köpekleri toplatıp Marmara Denizi’ndeki bir adaya göndermiş. En son 1910 yılında İstanbul Şehremini (belediye başkanı)  Suphi Bey, yine İstanbul sokaklarından 80 bin köpeği toplatıp, teknelere bindirerek Hayırsız Ada’ya bıraktırmış. Hatta Bizans döneminde bile ayni uygulamaya tanık olmak mümkün.
O günün koşullarında “insani” bir uygulama…
 
xx           xx           xx
Bu günün koşullarında ne yapılmalı?
Muğla Belediyesi başıboş köpekleri toplayıp, aşılayıp, kısırlaştırıp, sonra yine sokağa bırakıyor. Bu kadarını bile yapmayan belediyeler var. Oysa bu konuda bakanlık yerel yönetimleri görevli kılmış!
Geçenlerde bir yöneticimiz, “Bu köpekler toplanınca bakımları yapılıp, bir süre alıcısının çıkması beklenmeli. Alıcısı çıkmayanlar uyutulmalı.” dedi. Anlayamadım. Meğer uyutmak, yaşama son vermekmiş! “Çevreciler, hayvan dostları ayağa kalkar” dedim. Yöneticimiz, Avrupa’da da böyle yapıldığını söyledi.
Avrupalının yaptığı “uyutmak”, bizimki “itlaf” oluyor!
Yöneticimizin iyi niyetine inanıyorum. Bence en iyi çözüm “Hayvan parkları”…
Sokak köpekleri ve hatta kedileri ölünceye kadar burada bakılmalılar. Merak etmeyin çok masraflı olmaz. Akıllı bir belediye başkanı, o hayvanların yiyeceklerini yeme-içme yerlerinin atık ve artıklarından karşılayabilir…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.