Müzeler Genel Müdürünün Karagöz Talimatı

Bu haber 04 Ekim 2019 - 0:02 'de eklendi ve 1.296 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Bilenler vardır. Türkiye’nin sıradışı valilerinden olan Recep Yazıcıoğlu‘nun babası Milas Müftüsü Mustafa Yazıcıoğlu‘dur. Benim bilmediğim, Baba Yazıcıoğlu‘nun Milas‘ta müftülük yapmış olmasıdır… Müftü Mustafa Yazıcıoğlu, 1950’li yıllarda görev yaptığı Milas‘ta modern, şık kıyafetleriyle ve bir de sinemalara verdiği talimatla tanınırmış. O yatsıyı kılıp sinemaya gelmeden film gösterimi başlamazmış.

16 Eylül 2019 tarihinde kaleme aldığım “Karagöz, Hacivat Milas’ta doğmuş olmalı…” başlıklı yazım oldukça ilgi gördü. Nedense Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi ile yerel yönetimlerimizden beklediğim ilgiyi göremedim. Belki de ilgilenmişlerdir! Bana göstermek, hissettirmek zorunda da değiller tabi… Olsun, Cumhuriyet Gazetesi‘nde birlikte muhabirlik yaptığımız, Muğla‘nın doğal ve tarihi çevresini, kültürünü, geleneklerini benden daha iyi okuyan Olcay Akdeniz ilgi gösterdi… Beni mutlu etti. Gönderdiği eposta da Müftü Yazıcıoğlu‘ndan da söz etmiş. Bilgilendik.

Asıl Karagöz-Hacivat‘ı beyaz perdede hayal oyunu olarak canlandıran Şeyh Şüşteri ile ilgili bilgiler vermiş…

xx      xx      xx

Olcay Akdeniz e postasının sonunda Milas‘ın aslında Şeyh Şüşteri gibi yaşamla barışık din adamlarına alışık olduğuna dikkat çekerken, örnek verdiği Müftü Yazıcıoğlu‘ndan şöyle söz etmiş:

Yeri gelmişken; Milas aslında Şeyh Şüşteri gibi yaşamla barışık din adamlarına alışık bir yerdir. Milas’ın havası, suyu, kültürü mü onları öyle yapmıştır, yoksa böyle bilge din adamları mı Milas’ın hoşgörü kültürünün oluşmasına katkıda bulunmuştur, bilinmez ama o özel din adamlarından birisi de Türkiye’nin sıradışı valilerinden olan Recep Yazıcıoğlu’nun babası Milas Müftüsü Mustafa Yazıcıoğlu’dur. Müftü Mustafa Yazıcıoğlu 1950’li yıllarda görev yaptığı Milas’ta modern, şık kıyafetleriyle ve bir de sinemalara verdiği talimatla tanınırdı. Müftü Mustafa Yazıcıoğlu, yatsı namazı bitip de kendisi sinemaya gelip yerine oturana kadar film gösterimi başlatılmazdı… Milaslılar da Müftünün isteği nedeniyle filmin geç başlamasına hiç itiraz etmezlerdi…

Karagöz ve Hacivat‘ın yaratıcısı Şeyh Şüşteri de tasavvuf ehli bir din alimidir…

xx      xx      xx

Elektronik mektubuna “Sevgili Arkadaşım Özcan Özgür; Şeyh Şüşteri ve Karagöz / Hacivat ile Milas bağlantısını konu edinen iki yazını da ilgiyle okudum. Eline sağlık.” diye başlayan sevgili arkadaşım Olcay Akdeniz, konunun aslında Milaslıların bilmediği bir konu olmadığını da ifade ederken, Şeyh Şüşteri‘nin mezarı ile ilgili şu bilgileri vermiş:

Konu, aslında Milaslıların bilmediği bir konu değildir. 1950’li yıllarda Milas Belediyesi’nin şimdiki Atatürk Bulvarı’nı oluşturmak amacıyla başlattığı çalışmalar sırasında başında ulu bir melengiç ağacı olan yatır da bulvar içinde kaldığı için düzlenmiştir. Yine de yatırdaki Şeyh Şüşteri’nin anısını yaşatmak amacıyla yeni oluşturulan bulvarın ortakaldırımına, üzerine ‘Şeyh Şüşteri Hazretleri’ yazılı bir sembolik anı taşı dikilmiştir. Şimdi Atapark’ta kalan mezarın yeri de, büyüklerimizden duyduğumuza göre, aslında üç aşağı, beş yukarı bellidir. Anı taşının üstünde eskiden bir de çeşme vardı. Çocukluğumuzda biz de o çeşmeden pek çok kez su içmişizdir. Kim bilir, büyüklerimiz de o çeşmeden su içtiklerinde belki de Şeyh Şüşteri’yi dualarla yadetmişlerdir…

Şeyh Şüşteri bugün de dualalarla anılmalı değil mi? Mezarı bulunamasa da bir “makamı” olmalı…

xx      xx      xx

Atatürk Bulvarı refüjündeki “sembolik mermer mezar taşı” için “O anı taşı, aslında Şeyh Şüşteri’nin kaynaklardan öğrendiğimiz mütevazı / alçakgönüllü, hoşgörülü ve nüktedan kişiliğine hiç de aykırı düşmez.” diyen Olcay Akdeniz‘e katılmamak mümkün değil… Hatta Şüşteri, hem din ehli, hem tasavvuf ehli, hem de sanatçı ruhuna sahip olunca başka kişiliğe sahip olması mümkün mü?

Ki 90’lı yıllarda “makamı” da yaptırılmış. Olcay Akdeniz‘den dinleyelim:

1990’lı yıllarda ise Milaslı Dr. Melih Arslangiray’ın başkanı olduğu dernek (adı yanılmıyorsam Milas Kültür ve Tanıtma Derneği), o anı taşının yanına mermerden bir mezar yaptırdı ve çevresini demir parmaklıklarla çevreledi. Bizimle birlikte pek çok kişinin eleştirileri üzerine o yapmacık ‘mezar’ birkaç ay sonra oradan kaldırıldı ve Şeyh Şüşteri yine kendi kimliğine, mütevazı kişiliğine uygun olarak orta kaldırımdaki anı taşıyla Milaslılara kendini anımsatmayı sürdürdü.

Yapmacık mezar” konusunda Sevgili Olcay‘a çok katılmıyorum.. Mezarı olmayan veya yeri bilinmeyenler için “makamı” diye mezar yaptırılabiliyor. Gelenekte bu uygulama var. Buda öyle olmuş olmalı, ama Sevgili Olcay‘ın “mütevazı olmalı” yaklaşımına da katılmamak mümkün değil…

xx      xx      xx

Karagöz, Hacivat Milas’ta doğmuş olmalı…” başlıklı yazımın sonunda “Muğla‘da; Büyükşehir Belediyesi‘nin yaptırmakta olduğu ‘Şehir Müzesi’nin bir köşesinde fark edilmeyen varlıktan ‘Şeyh Şüşteri ve Karagöz’ Seksiyonu veya Milas‘ta aynı adla Müzesi kurulmalı. Bu konuda bilimsel çalışma ve belgeler dahil ne varsa burada toplanmalı. Ya Üniversitemiz veya Büyükşehir Belediyemiz kim olursa bir ‘Şeyh Şüşteri ve Karagöz’ sempozyumu düzenlenmeli. Kimse yapmasa Milaslı meslektaşım Olcay Akdeniz yapar…” demiştim, boşuna dememişim. Çünkü Sevgili Olcay mektubunda “Üç dört yıl önce Milas Belediyesi tarafından Çöllüoğlu Hanı’nda bir ‘Kent Müzesi’ oluşturulması konusu gündeme geldiğinde bu işi üstlenen Sayın Prof. Dr. Engin Berber ziyaretimize geldiğinde o da Şeyh Şüşteri’nin kurulacak ‘Kent Müzesi’ için bir çekim merkezi olabileceğini ileri sürmüştü. Kendisine her ne kadar Şeyh Şüşteri’nin Karagöz / Hacivat oynattığının bilinmesine karşın gölge oyununun ve Karagöz / Hacivat’ın ‘yaratıcısı’ olduğunu gösteren bir açık kanıt olmadığını belirtmiş ve sağlam olmayan kanıtlarla insanları yanıltamayacağımızı bildirmiştim. Sayın Prof. Dr. Engin Berber de bize hak vermişti…” diye devam etmiş.

Tabi Sevgili Olcay kuşkularını da ortaya koymuş. Haksız da değil, ama böyle olmadığını gösteren açık kanıtta yok…

xx      xx      xx

Her yıl düzenli olarak yapmakta oldukları Karia, Karialılar ve Mylasa Sempozyumu‘nun yanısıra bir de 2012 yılında Menteşe Beyliği Sempozyumu başlatan Olcay Akdeniz, ikincisini de 2013 yılında yaptıklarını anımsatarak şöyle anlatmış:

Türkiye’nin yanısıra İtalya, Danimarka ve Almanya’dan da konuşmacıların katıldığı Menteşe Sempozyumu’nu sonra dört, beş yılda bir yineleme kararı almıştık. Ancak kaynak oluşturamadığımız için sürdüremedik. Eğer sürdürebilseydik, hiç kuşkusuz sempozyum konularından birisi de Şeyh Şüşteri olacaktı… Belki bir gün yeterli kaynak bulursak 3. Menteşe Beyliği Sempozyumu’nu yaparız ve içinde Şeyh Şüşteri’yi de anarız. Konuya ilgimiz sürüyor. Şeyh Şüyteri hakkında akademik bir çalışması olduğunu öğrendiğim Sayın Dr. Melike Gökcan’ı Milas’a davet ettim. Kendisi için uygun bir zamanda Milas’ta konferans vermesini arzu ettiğimizi anlattım. Gelebileceği tarihi bildirmesini bekliyoruz.

Keşke Beçin Belediyesi kapanmasaydı… Ama Büyükşehir Belediyemiz, Üniversitemiz var… (!)

xx      xx      xx

Sonuç olarak Şeyh Şüşteri‘ye Milaslılar olarak ilgisiz olmadıklarını, ancak “Gölge oyunlarının nasıl ve nerede doğduğu, Anadolu’ya ve Balkanlara nasıl yayıldığı aşağı yukarı biliniyor. Buna göre; gölge oyunlarının Anadolu’da, hatta Bursa’da ve hatta Milas’ta gölge oyunlarının Karagöz ve Hacivat ile başlamış olduğunu ileri sürmek ‘eşyanın tabiatına’ uygun olmaz.” diye de kuşkularını ortaya koyan sevgili arkadaşım Olcay Akdeniz son olarak şu ifadelerde bulunmuş:

Anadolu’nun Türkleşme sürecinde ‘Anadolu erenleri’ ya da ‘Rum erenleri’ diyebileceğimiz dini bilgilerini yaymak için şeyhlerinin görevlendirmesi ile diyar diyar gezen kişiler vardı. Şeyh Şüşteri de kuşkusuz onlardan biriydi. Kaynaklardan anlaşıldığına göre Bursa’da yaşamış ve sonra Milas’a gelmişti. Veya şeyhi görevlendirerek Milas yöresine gelmiş, yerleşmişti. Din adamlarının alışılmış ciddi havasının ötesinde nüktedan, şakacı, güler yüzlü bir yapısı olduğu söylenir. Bu yüzden de Milaslılar tarafından çok sevilmiş olmalıdır. Büyük bir ihtimalle, Bursa’da (yarattığı değil), öğrendiği gölge oyununu Milas’ta da oynatmıştı. Bu bağlamda; Şeyh Şüşteri için ‘Karagöz / Hacivat’ın yaratıcısıydı’ demek çok iddialı bir savdır. Dileriz bu konudaki araştırmalar artar ve gerçekleri öğrenebiliriz. Ancak yeterli araştırmaya dayanmayan iddialardan, varsayımlardan yola çıkarak ‘yeni gerçekler yaratmak’ doğru olmaz kanısındayım. Şeyh Şüşteri, aslında kendi mütevazı kişiliğine uygun şekilde Atapark’ta, Atatürk Bulvarının ortasında, bir zamanların ‘süs yolu’nda Milaslılarla iç içe varlığını sürdürüyor. Orada kimliği ile uyuşmayacak büyük bir anıtsal ‘mezar’a ihtiyacı da yok…

xx      xx      xx

Buarada AK Parti Muğla Milletvekillerinden Mehmet Yavuz Demir yazımızın ardından, mezar taşının olduğu yerde inceleme yapıp, fotoğrafını Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Murat Gürül‘e gösterdi. Bunun üzerine Genel Müdür Gürül‘ün, Milas Müzesi‘ne yüzey araştırması yapılması talimatı verdiği öğrenildi.

——————————                                                                            ——————————

GÜNÜN SÖZÜ: Deliler ve çocuklar her zaman doğruyu söyler. -Umberto Eco

ÇİVİ

Uğur Mumcu Bulvarı’nda, MUSKİ önündeki Büyükşehir Belediyesi düzenlemesinde, dün iş makinesinin çalışmasında doğal gaz borusu patladı. Doğalgaz firması yetkilileri patlamanın izinsiz kazı yapılması sonucu yaşandığını ileri sürerken, kazı yapan yetkililer ise çalışmanın planlı ve izinli olduğunu savundu.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Reşat Öztepe 04 Ekim 2019 / 16:57

Gocuman; Milas İlçemiz ve Hacivat-Karagöz ile ilgili yazılarınızı takip ediyorum Öğreniyorum Öğreniyoruz .Sevgi ve saygı