Üniversitedeki gerilim bitmemiş olmalı…

Bu haber 02 Ekim 2019 - 0:01 'de eklendi ve 1.896 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde Prof. Dr. Adnan Çevik‘in “Rektör Yardımcısı” görevinden alınması ile ortaya çıkan “gerilim”, “kavga” ve adı başka her ne ise, o bitti mi, duruldu mu bilmiyoruz. Bitmemiş olmalı…

Ben hala anlamakta zorlandığım ve şaşırdığım o “görevden alma” olayı ile Prof. Dr. Adnan Çevik ve Prof. Dr. Selçuk Özdağ arasında “Davutoğlu Köprüsü” kurmaya çalışan ve köprünün ayaklarından birine Milletvekili Yelda Erol Gökcan‘ı oturtan “provakatif” ve “algı operasyonu” amaçlı olduğunu düşündürten sosyal medya paylaşımları için bir yerlerden düğmeye basılmış olabileceğini anlattığım yazımı “Üniversite de İnfial, Yine Neler Oluyor?” başlığı ile 23 Eylül 2019‘da kaleme almıştım.

Sadece internet ortamında 4 binden fazla kişinin okuduğu ve Hamle‘nin sitesinde 19, facebook paylaşımımda 21 kişinin yorum yaptığı o yazımda, Prof. Dr. Adnan Çevik‘in kader birliği yaptıklarını düşündüğüm Rektör Prof. Dr. Hüseyin Çiçek tarafından görevden alınması ile ilgili ortaya konan “gerekçeyi” tatmin edici bulmadığımı belirtmiş, bu “infial yaratan” uygulamaya bir ‘açıklık getirilmesini‘ istemiş, yazımın sonunda da “Umarım Rektör Çiçek, üniversiteyi, demecinde sözünü ettiği ‘sığ siyaset’e kurban ederek AK Parti’deki kavgalara taraf olmuyordur… Umarım alanında ulusal ve uluslararası vizyona sahip bir akademisyen olan Adnan Çevik arada yerel siyasete malzeme edilmemiştir.” diyerek kaygımı dile getirmiştim…

xx      xx      xx

Doğrusu ben o yazımı kaleme alırken, Nejat Altınsoy arkadaşımızın bu konuda nasıl bir yazı kaleme alacağını da merak etmiştim. Çünkü son zamanlarda olaylara (özellikle yerel yönetimlerle ilgili) eskisi gibi aynı pencereden bakmıyoruz. Baksakta farklı görebiliyoruz. Bunda bir yanlışlık, olumsuzluk yok.

Tersine her konuda aynı düşünceye sahip olursak orada bir terslik olabilir…

Üniversitede yaşanan “görevden alma krizini”, hafta sonunda Nejat Altınsoy‘da kalme aldı. O da 29.09.2019 tarihinde kaleme aldığı yazısına “Üniversitede Ne Oluyor?” başlığı atmış. İkimizin başlığı da elbette aynı değil, ama ikimizde başlıklarda “aynı soruyu” sormuş olduk.

Ancak Sevgili Nejat o sorusunun yanıtını kendisi vermiş. Ben hala veremedim… Hala sorguluyorum. Sorgularken, önceki yazımda “Umarım Rektör Çiçek, .. AK Parti’deki kavgalara taraf olmuyordur…” dediğim gibi, şimdi “Adnan Çevik AK Parti’deki kavgalara taraf olmuş olabilir mi?” diye de soruyorum…

xx      xx      xx

23 Eylül 2019 tarihli yazımda “.. Sanki bir yerlerden düğmeye basıldı… .. Doğrusu ben Milletvekili Gökcan ile Prof. Dr. Çevik‘in hedef alındığını düşünüyorum… Nitekim bu tartışmalar yapılırken, daha bir kaç gün önce AK Parti Muğla İl Yöneticilerinin kendisini ziyaret edip hesaplarından ziyaretin fotoğrafını paylaştıkları Prof. Dr. Adnan Çevik ‘kader birliği yaptıklarını :)))’ düşündüğümüz Rektör Prof. Dr. Hüseyin Çiçek tarafından görevden alındı… Rektör Çiçek nasıl bir oyuna geldi anlamıyorum…” ifadesinde bulunmuştum.

Şimdi AK Parti İl Yöneticileri ile o ziyarette neler konuşuldu merak etmiyor değilim… Mesela TEKNOPARK konuşuldu mu? Yazımın ardından bazı şaşırtıcı duyumlar aldım…

Yeri, zamanı gelince paylaşırız.

Şimdilik şu kadarını söyleyeyim; Siyaset Çiçek ve Çevik ikilisini karşı karşıya getirmiş olabilir.

Tokuşan iki yumurtadan ise civciv çıkmaz… Omlet çıkar ve onu da eğer basıldı ise düğmeyi basanlar yerler… Ancak tokuşturulan yumurtalar her zaman tavaya düşmeyebilir de…

xx      xx      xx

O yazımda şu ifadelere de yer vermiştim:

Rektör Çiçek o gece Muğla Gazetesi Yazarı Kemal Önekli‘ye yaptığı açıklama ile şaşırttı. Önekli, o gece geç vakitte ‘Rektör Çiçek’ten Son Dakika Açıklaması’ başlığı ile şu paylaşımı yaptı: ‘Muğla ancak üniversitesi ile bütünleştiğinde marka bir şehir olabilir. Bu şehri bir yıldız gibi gökyüzüne konduracak füze ise MSKÜ dür. Üniversitemizin dedikodudan, statik, politik, derinliksiz sığ algılardan uzak olması ve hedefe kilitlenmesi ile ancak bu sonuca varılabilir. Üniversite yönetiminden tüm çalışanlarına kadar herkesin vatan sevgisini taşıması şarttır. Üniversite-şehir entegrasyonu olmazsa olmazımızdır. Son bir yılda tüm geri çekmelere rağmen çok işler başardık. Artık yenileniyor ve yeni hedeflere doğru ilerliyoruz. Bizi geri çeken her türlü etkenden kurtulmaya kararlıyız. Pranga olanlara tahammülümüz yok. Çalışan ama çok çalışanlar ise yol arkadaşımız olacaktır.’

Bu açıklama açık ve net olmadığı gibi tatmin edici de değil. Spekülasyona açık. Kemal Önekli sadece irfanlı değil, dikkatlidir de, sorardı.. Belki de sormuştur, Rektör Çiçek yanıtlamamıştır. Şimdi ben soruyorum; Prof. Dr. Adnan Çevik “dedikodudan, statik, politik, derinliksiz sığ algılardan uzak” değil mi? Vatan sevgisi taşımıyor mu? Üniversite-şehir entegrasyonuna nasıl engel oluyor? Nasıl pranga oluyor? Sizi nasıl geri çekiyor? ..

xx      xx      xx

Üstad Kemal Önekli, yukarıdaki ifadelerimin altına değil, ama kendi face hesabından o gece “Hamle Gazetesi Duayen Yazarı Üstad Özcan Özgür bugünkü yazısında diyor ki: ‘Bu açıklama açık ve net olmadığı gibi tatmin edici de değil. Spekülasyona açık. Kemal Önekli sadece irfanlı değil, dikkatlidir de, sorardı.. Belki de sormuştur, Rektör Çiçek yanıtlamamıştır.’ .. Evet üstad haklı. Ben dikkatliyim. Teşekkür ederim. Sordum. Cevapları kamuoyuna gerektiği zaman açıklayacağım.” diye paylaşımda bulunmuştu.

Üstad hala açıklamadı. Dediği gibi gerektiği zaman açıklar. Zaten ben yukarıda da yer verdiğim sorularımı Sayın Rektör Prof. Dr. Hüseyin Çiçek‘e sordum.

Bu arada Sayın Çiçek ile Gazeteci Altar Zeyhan‘da bir röportaj yaptı. Sayın Çiçek geçen bir yılı geçtiğimiz Temmuz ayında basınla buluştuğu kahvaltıda değerlendirmişti, ama Gazeteci Altar röportajını face hesabından “Rektör Çiçek 1 Yılı Değerlendirdi” başlığı ile paylaştı.

Güzel röportaj olmuş, ama normal olarak orada da sorularımın yanıtı yoktu…

xx      xx      xx

Öteyandan Üstad Önekli‘nin Nejat Altınsoy arkadaşımızın 29.09.2019 tarihinde kaleme aldığı “Üniversitede Ne Oluyor?” başlıklı yazısının altına sevgili Altınsoy‘un “Koza dönemini Kötekli’de tamamlayan ve uzun yıllar üniversitede hüküm süren, statik ve politik yapı kan kaybediyor” ifadesi için “Özet bu üstad. Teşekkürler. Ünistatükonun sonu.. O günlerden kalan tespitler hala geçerliydi.” yorumu dikkatimi çekti.

Muğla Gazetesi Yazarı Üstad Önekli anlamış, ben anlayamadım. Biten bir şey olduğuna göre, ben de yorumunun altına “Peki neyin başlangıcı?” diye yazdım.

Sayın Rektör Çiçek‘in Üstad Önekli‘ye yaptığı ve yukarıda paylaştığım açıklamayı yazısında Sevgili Altınsoy da paylaşmış ve “Açıklama oldukça net. Gerisi? Gerisi hikaye…” diye yazmış.

Ardından 2011-2012 yıllarında üniversite yönetimi ile yaşanan kent-üniversite ilişkilenmesine yönelik görüş ayrılıkları tartışmalarına değinmiş ve “O süreçte kaleme aldığımız köşe yazılarında; kentle ilişkilenmek istemeyen, kente rağmen kenti etkileyen kararlar alarak ilişkilenmeyi reddeden, ötesinde Kötekli’yi kendilerine uygun bir yaşam alanına dönüştüren statik bir yapının varlığına dikkat çekmiş ve birilerinin canını sıkmıştık.” diye devam etmiş.

Doğru… Birlikte can sıkmıştık…

xx      xx      xx

Nejat Altınsoy arkadaşımıza katılmamak mümkün değil…. Kendisinin yazısında “Üniversitenin akademik insan zenginliğini temsil eden, içinde ne ararsanız bulacağınız bir heyeti umumiye (!) bizi ziyarete gelmiş uzlaşmanın yolunu ararken, iletişimci olduğunu öne süren iletişim fukarası bir yönetici/akademisyen kent-üniversite ilişkilenmesine yönelik abuk-subuk saptamalar yapmış, sonuçta elimizden zor kurtulmuştu.” diye geçen ifadesine de aynen katılıyorum… O yıllarda o “canlarını sıktıklarımız” için yaptığı “ünistatüko” tanımlaması da yerinde bir tanımlama olmuş…

Sevgili Altınsoy, “O süreçte üniversite ile olan ilişkimizi askıya almış, yazılarımızda ne üniversitenin ‘kent üniversitesi’, ne de kentin ‘üniversite kenti’ olamadığına dikkat çekmiş, sadece üniversite yönetimini değil kendimizi de sorgulamıştık.” ifadesinde de bulunmuş.

Tabi ben, konu “kent-üniversite ilişkilenmesine yönelik” de olunca, Sevgili Altınsoy‘un yazısında Muğla Belediyesi‘ni de aradım. Yoktu…

Oysa Muğla ile Üniversitenin entegrasyonunun sağlanıp sağlanamaması; üniversitenin “şehir üniversitesi”, şehrin “üniversite şehri” olup olamaması, salt üniversitenin meselesi olmasa gerek…

Yarın devam edelim…

——————————                                                                        ——————————

GÜNÜN SÖZÜ: Lider örnekle liderlik eder, güçle değil. -Sun Tzu

ÇİVİ

Arkadaşım “Bu zamlardan hiç elektrik alamıyoruz.” dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Azim Elikçi 02 Ekim 2019 / 09:09

Oynayamayan gelin yerim dar der. Hani yardımcısı rektöre pranga oluyor dese anlarım da bir rektörün, yardımcısına pranga oluyor demesi anlaşılır değil. Ne yani: Sen bir işe kalkıştın da yardımcın mı engel oldu? Bırakalım bu işleri. Kim, kiminle iş tutuyor görürüz. Yeni yapılacak atamaları ve yeni dönemde yapılacak ihaleleri görünce neden bu görevden alma gerçekleşti görürüz. Küçücük bir Muğla’da bu iş böyleyse varın ülkeyi siz düşünün.