Her hıyarım var diyene elde tuzluk koşmak…

Bu haber 06 Eylül 2019 - 0:00 'de eklendi ve 1.619 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Geçen hafta 30 Ağustos Zafer Bayramı‘nın kutlandığı günün akşamı geleneksel olarak Valilikçe düzenlenen “resepsiyonaMuğla Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Süleyman Akbulut ile Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cem Kaytan davet edilirken, Muğla merkezde yayın yapan gazeteler ile yerel ve ulusal basın çalışanlarının davet edilmediklerini biliyorum. Genç meslektaşlarımızdan Muğla Gazetesi Yazıişleri Müdürü Ferdi Yavuz‘un yazısından öğrendim.

Hatta o yazıdan, iki cemiyet başkanının resepsiyona gitmeyerek durumu protesto ettiklerini de biliyorum…

Önceki gün de bir internet gazetesinden Muğla Valiliği‘nin Muğla yerel basınına “ambargo” koyduğunu öğrendim. İşte bunu bilmiyordum… Yerel basına ambargo konacak, benim haberim olmayacak… Olacak iş değil! Sitede “Muğla Yerel Basınına Resepsiyon Ambargosu” başlığını görünce şaşırdım. Bu yayının takipçisi değilim. Bir dostum link atarak haberdar olmamı sağladı. Başlık, resepsiyon dışında bilmediğim bir gelişme mi var diye düşünmeme neden oldu. Baktım sitede bir de “CHP’li vekilden Muğla Valiliğine sert eleştiri” başlığı var. Merakla her iki habere de girdim, okuyunca beni bir gülmek aldı…

xx      xx      xx

Muğla Yerel Basınına Resepsiyon Ambargosu” başlıklı habere göre, Muğla Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Süleyman Akbulut, gazetecilerin resepsiyona davet edilmemelerini eleştirmiş. Yani ortada bir “ambargo” filan yok. Kendime güldüm… Vali Esengül Civelek bir açıklama yapar, “Şu gazetelere, bu gazetecilere servis yapmayın” derse bu “ambargo” olur. Böyle bir şey yok…

Bazı gazetecileri mesleki faaliyetlerini yapmaktan alıkoyan akreditasyon uygulaması vardır. Bu genellikle “siyasi” bir uygulamadır. Muğla‘da bunu bazı belediye başkanlarının ve meslek odası başkanlarının yaptığını gördük, yaşadık, ama valililerin yaptığını görmedik.

Ortada ambargo olmadığı gibi, bir akreditasyon ilkelliği de yok…

Bu olayda iki cemiyet başkanı 30 Ağustos Resepsiyonu‘na davet edilirken, gazete ve çalışanlarının davet edilmemiş olması ile karşı karşıyayız. Ben Vali Civelek‘in görevli ve sorumlulara “Gazetecileri çağırmayın” diyeceğini sanmıyorum. O nedenle o görevli ve sorumluları kınıyorum…

xx      xx      xx

Muğla Gazetesi Yazıişleri Müdürü Ferdi Yavuz, resepsiyonun ertesi günü (01.09.2019) “Yerel Basından Bu Kaçış Neden?” başlıklı yazısına “Basın bayramlarında fotoğraf makinelerine poz vererek mangalda kül bırakmayan değerli bürokratlarımız, politikacılarımız ve yerel yöneticilerimiz, iş taşın altına elini koymak boyutuna gelince yerel basından kaçıyorlar.” diye başlamış. Neden böyle söylediğini bilmiyorum. Elbette bir nedeni vardır.

Sonra “Bunun örneğini basın mensubu olarak defalarca yaşadık. Tüm Muğla’yı ve ülkeyi ilgilendiren seminerler yapılır yerel basın çağırılmaz, tüm Muğla’nın davetli olduğu iftar sofralarına yerel basın çağrılmaz, havadan ve karadan trafik denetimi olur yerel basın yine çağrılmaz, devlet kurumlarında bir proje çalışması olur yerel basın çağırılmaz.” diye devam etmiş.

Bazı münferit olayların dışında bu tespitlere de çok katılamıyorum. Çünkü bu konuda yerel basında da “kusur” var. Kendi haberini yapan gazete ve gazetecileri tenzih ederim, son yıllarda yerel basın abone oldukları ajansların servisi; siyasilerden gelen hazır haber ve görsellerle yetinir hale geldiler… Örneğin Orman Bölge Müdürlüğü ve Menteşe Belediyesi‘nin Whatsapp gurupları var. Herkes oradan aldığı görsel destekli haber ve bilgi ile “gazetecilik” yapıyor!

Hal böyle olunca havalanan Orman, Polis helikopterlerine ajans muhabirleri çağrılıyor!

Peki bu biz gazetecileri tembelleştiren, “başka bir şey” yapar hale getiren durum, Valiliğin tutumunu hafifletip affettirir mi? Hayır…!

xx      xx      xx

Ferdi Yavuz kardeşimizin yazısının geneline katılıyorum. “30 Ağustos Zafer Bayramı kutlama programı Muğla Valiliği il Basın Müdürlüğü tarafından Muğla basınına mail atıldı. Muğla basınına atılan bilgi mailinde Menteşe ilçesinde gerçekleştirilecek olan etkinlikler yer alıyordu. … Bu etkinlikleri Muğla yerel basını olarak Muğla Gazetesi, Yenigün Gazetesi ve Hamle Gazetesi olarak takip ettik. … diye devam eden yazısında şu ifadelere katılmamam mümkün değil:

Ama cemiyet başkanlarının adlarına özel davet giderken, neden Muğla merkezde yayın yapan 6 yerel gazete es geçiliyor? Daha da ağır bir tabirle neden adam yerine konulmuyor? … Bu arada Muğla Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Süleyman Akbulut ve Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyet Başkanı Cem Kaytan’ında, 30 Ağustos resepsiyonuna katılım göstermediklerini belirtmeliyim.

Tek niyeti doğru ve objektif haber yapmak olan gazeteciler olarak bu acı isyanımızın sebebi resepsiyona katılıp kuru pasta yiyip, limonata içmek değildi. … etkinlikte Muğla gazetecilerinin ve muhabirlerinin olmayışıydı. Bunun sebebini yetkili kişilere sorduğumuzda aldığımız cevap ise trajikomikti. ’30 Ağustos resepsiyonu basına açık. İsteyen gelebilir.’ … Muğla’daki dernekler, STK’lar, kurum müdürleri ve tabi ki iş adamları resepsiyona davet ediliyor ama Muğla basını davet edilmiyor. Ya da ‘aman nasıl olursa onlar gelir yer, içer gider. Birde davet mi edelim.’ Mantığından hareketle mi bu davete ihtiyaç duyulmuyor? … Muğla yerel basını olarak amacımız ‘bağcıyı dövmek değil üzüm yemek.’ Ortak paydamız Muğlamız ise, bu paydada en çok emeği olan yine Muğla yerel basınıdır. … Muğla yerel basını olarak, kimseden bizlere sahip çıkmasını istemiyoruz, kimsenin Muğla yerel basınına, analık-babalık yapmasını istemiyoruz. Öyle aciz bir durumumuzda yok.

Ferdi kardeşim, özellikle son sözlerin için teşekkür ederim. Altına imzamı atarım…

xx      xx      xx

Peki “durumdan vazife çıkkarıp” analık babalık heveskarlarına ne diyeceğiz?… Mübarek “hıyarım var” diyene elinde tuzluk koşturuyor. O internet gazetesinde “CHP’li vekilden Muğla Valiliğine sert eleştiri” başlıklı haberden okudum. “… Valilik tarafından düzenlenen resepsiyona yerel basının davet edilmemesi tepkilere neden oldu.” diyen haberde, CHP Milletvekili Mürsel Alban… Valilik tarafından düzenlenen resepsiyona yerel basının davet edilmemesi, demokrasinin olmazsa olmazlarından olan basının varlığının görmezden gelinmesi demektir. 30 Ağustos gibi zafer ve gururu milletçe yaşadığımız bir günde, Muğla halkını bilgilendirme göreviyle kamu görevini yerine getiren yerel basınımızın yok sayılması, Muğla halkının yok sayılması anlamına gelmektedir. Temsilcisi olduğumuz tüm Muğla halkı gibi biz de resepsiyona neden yerel basının davet edilmediği ile ilgili olarak Muğla Valiliğinden bir açıklama bekliyoruz.” demiş.

Sana ne?” diyemiyoruz işte… Haberde “Valilik tarafından düzenlenen resepsiyona yerel basının davet edilmemesi tepkilere neden oldu.” deniliyor.. Hani nerede; öteki milletvekillerinin, belediye başkanlarının tepkileri?.. Valla Mürsel Alban‘ı kim gazlayıp, yönlendiriyor çok merak ediyorum…

xx      xx      xx

Meslek hayatımdaki tecrübelerime göre söylüyorum. Muğla Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Süleyman Akbulut, durmuş durmuş, 5 gün aradan sonra 4 Eylül Çarşamba günü aklına basın açıklaması yapmak gelmiş, öyle mi? Mürsel Alban‘da atlamış!

Elinde tuzluk bekliyor.. Herşeyden olduğu gibi buradan da ekmek çıkarmak istemiş.. Aslında atlayana değil, atlatana; “Buradan prim yaparsın” aklını verene bakmak lazım… Neyse, o sitenin “Muğla Yerel Basınına Resepsiyon Ambargosu” başlıklı haberinde Başkan Akbulut ise “… Muğla Valiliği hangi nedenle böyle bir tasarrufa gitti bilmiyoruz. Muğla tarihinde ilk kez böyle bir durum yaşanıyor. 30 Ağustos Zafer Bayramı resepsiyonuna yerel basının davet edilmemesi Cumhuriyet’in değerlerine yakışmamaktadır. Muğla il merkezinde günlük çıkan gazetelerin hiçbirine resepsiyon daveti gitmemiştir. Bu durumu üzüntüyle karşılıyoruz. Görevi halkı bilgilendirmek olan bir nevi kamu görevi yapan yerel basın temsilcilerinin resepsiyona davet edilmeyişlerine ve bu yöndeki tasarrufa bir anlam veremedik.” demiş.

Kendisine “Kaç gündür neredeydin?” demiyorum, ama Cem Kaytan‘a dedim…

xx      xx      xx

İki cemiyet başkanı resepsiyona gitmemiş, gerekeni yapmış; genç meslektaşımız Ferdi Yavuz olayı yakalamış ve mesleğimiz adına söylenebilecekleri söylemiş. O nedenle benim de yazmama gerek yoktu… Ferdi kardeşimizin tepkisine verilecek yanıt beklenip, ona göre tavır segilenmeliydi.

Ben durumdan vazife çıkaranları görünce yazmak gereği duydum. Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cem Kaytan‘a “Kaç gündür neredesin? Bir açıklamanız yok.” dedim. “Ferdi Yavuz arkadaşımızın yazdığı gibi ben resepsiyona gitmeyerek tepkimi koydum. Sonrada yönetimimizdeki arkadaşlarla konuyu değerlendirdik. Önce Vali hanımla görüşmenin doğru olacağı kanısına vardık. Bu ziyareti yapalım, yine değerlendiririz. Bir kasıt olduğunu sanmıyoruz.” diye karşılık verdi.

Doğrusu da bu, Vali hanımın açıklamasına göre hareket etmek…

Durumdan vazife çıkaranlara gelince.. Büyükşehir Cemiyetimiz kurulduğundan beri “Gazetecilik mesleği”nin de bir “meslek odası” olması gerektiğini savunup, çaba gösteriyoruz. Buyrun bir kanun teklifi verin de alkışlayalım… Bir de araştırın bakalım Büyükşehir Belediyesi‘nde akreditasyon yapılıyor mu?

—————————–                                                                                  ——————————

GÜNÜN SÖZÜ: İnsanların zamanını; bir yere kadar fiziksel varlıklarını; hatta belli miktar kas hareketlerini bile satın alabilirsiniz. Ama Yüreklerindeki bağlılığı satın alamazsınız. Bunları kazanmanız gerekir.

ÇİVİ

CHP Yatağan Belediye Başkanı adayı Halil Arslan, seçimi kaybettiren kişiler olarak Haşmet Işık ve Tarcan Oğuz hakkında belge toplamış. Arkadaşım, “Hukukçu adam başka tabi..” dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.