5 çocuk, 9 torun ve bir engelli oğul sahibi ama

Bu haber 09 Ekim 2009 - 0:00 'de eklendi ve 909 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

5 çocuk, 9 torun ve bir engelli oğul sahibi ama…
 
Çok hoşuma gitti..
Bence gerçek Türk kadını bu.
Kim mi diyorsunuz?
Hayriye Ana…
Nefes aldığı ve yaşam sürdüğü topraklarının savunucusu.
Hayriye ana bir simge ama…
Savunduğu ilkeler çok insancıl.
Sürdürülebilir bir çevre için doğayı ve insanlığın yaşamını koruma çabası çok güzel…
Uğruna verdiği mücadele de; Yatağan’da kurulmak istenen ikinci termik santral için zemin etüdü çalışması yapmak isteyen şirkete karşı hayır demesi çok güzel…
Sağlıklı bir çevrede yaşam sürmek istiyorum haykırışı…
Sürdürülür dünya yaşamı için kaynakların etkin kullanılması ve canlı yaşamına zarar verilmemesinin gerektiğinin duyurulma çabası…
Çok yaşa Hayriye ana sen…
Yapılan eyleme; 5 çocuk ve 9 torun sahibi Hayriye ananın, engelli oğlu ve odun yüklü eşeği ile gelerek destek vermesi, müthiş…
Söylediği sözlerde çok manidar..  “Eşeğimle eyleme geldim işte bu eşek gibi çalışırız  da buraya zeytinliklerimizin arasına santral kurdurmayız..” diyor.
Bunlar bomba gibi ses getiren ve iç acısı veren  sözler…
Cefakar Türk anası…
Ne güzel. Yaşadığı, nefes aldığı topraklarında insan ve toplum sağlığını tehdit edecek hiçbir uygulamaya izin vermiyor… Vermesin de.. Bende kendisini buradan sonsuz destekliyorum..
Artık insan  ve toplum sağlığının her türlü ekonomik gelirden önce gelmesi gerektiğinin savunucusuyum…
Allah aşkına hangi çağda yaşıyoruz..
Önce çevremize sonra kendimize ve dünyamıza niçin zarar verelim…
Niçin bilimsel çalışmalarla yeni teknolojik sistemleri geliştirmiyoruz…
Ne gerek var… Kirletici fosil yakıt sistemini kur ve bu güzel coğrafyayı yok et…
Eğer görsel algınız gelişmişse santraller çevresindeki doğa tahribatını gözlemleyim. Hiç fark etmez Yatağan veya Ören’deki termik santraller…
Bu sizin gördüğünüz kirletme sonuçları makro boyutta…
Yatağan’a ilk kurulan termik santral ile zaten doğanın yok oluşu aşikar bir biçimde gözüküyor…Doğa gidiyor da birde insanımız kanser olma etmeni içinde kalıyor…
Bilimle ve ortak akılla ilimizde doğru uygulamaları harekete geçirmeliyiz…
Hepimiz artık biliyoruz ki insanlık, çevreyi ve doğal kaynaklarını koruyarak sürdürülen bir yaşamla, insanlığın devamını sağlar…
Biz ise çevreyi talan edip sonrasında da insafsız yok edilişin kotarılması için çabalayarak geçiriyoruz…
Kirlet ve kurtarmaya çalış mantığı yanlış.. Bu mantık ve uygulama tarzı hem kaynaklarımızın heba edilmesi, hem de toplum sağlığının hiçe sayılmasına neden olmaktadır…
Bu bölge insanında ne gibi riskler yaptı diye kuru kuruya komedi şeyler yapıyoruz.. Araştırma da yapıyoruz ama bilimsel değil de körlemesine..
Bu bölgedeki kirletici faktörler sadece akciğer kanseri yapmaz ki… Her türlü kanseri ortaya çıkarır..
Sen toprak analizi yap, suyu kontrol et, yer altı sularımız nasıl, havamız nasıl bir bak ve bunlardaki  kanserojen maddeleri ölç…
Ama bilimsel olsun yani..
Hem yatırım kaynaklarımızı niçin heba edelim ki; hem insan sağlığımızı yok edelim.. hem de doğayı ve çevremizi…
Diyorum ki sigaraya gösterdiğimiz duyarlılığı kirletici santrallere de gösterelim…
Ve Hayriye ana seni destekliyorum senin çabanı çok anlamlı buluyorum…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.