3 MAYIS TÜRKÇÜLÜK GÜNÜ

Bu haber 07 Mayıs 2009 - 0:00 'de eklendi ve 904 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Türk Birliği’nin bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk birliğine inanıyorum. Onu görüyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk Birliği ile açacak. Dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır.  TÜRK’lüğün varlığı bu köhne aleme yeni ufuklar açacak. Güneş ne demek, ufuk ne demek o zaman görülecek. Hayatta yegane varlığım ve servetim  TÜRK olarak doğmamdır. Bizce unutulmaması ereken en önemli husus yaşadığımız dünyadan ebedi istirahat gahımıza  geçerken sonsuzlukta yankılanacak tek şeyin hayattayken onurumuz için verdiğimiz mücadele olduğunu bilmektir.
Bir insanın onuru ve şerefi mensubu olduğu milletin yüceliği ve şerefi ile eş değerdir.
>Mustafa Kemal Atatürk.
Büyük Atatürk’ün Türkçülük ve Milliyetçilik hakkındaki görüşleri ile din üzerine de açıklamaları ve tatbik etmeye önem verdiği vecizeleri vardır. Çok şanslıyım Türk olarak doğmuşum sözündeki öz Müslüman Türk anlamındadır. Çünkü, Türkler bin yıldan beri Müslümandırlar. 1071’de Alparslan Anadoluya geldiğinde Savaşa Allahu Ekber diyerek başladı.
İnternetden; İhsan Muslu’nun yazısından kısa özet  veriyorum.. Bazıları ortaya çıkıyor ve Türkiye İranlaşıyor diyor. Yanlış, Türkiye ve Türkler asla Atalarının yolundan şaşmaz ve şaşmamıştır. Yer yüzünde İslamı yaşayan bir millet, bir ülke varsa oda Türkiye’dir ve Türkler’dir. Türkler, Müslüman olduktan sonra Araplar, İslamiyet’in kılıcı ve kalkanı olma  özelliklerini kaybettiler.
Müslümanlık da sadece Araplara özel bir din olmaktan çıktı. Farklı milletler İslamı seçti. Sonuçta İslamın bayraktarlığı  tamamen Türklere geçti. Türkler Müslüman olmasalardı, Müslümanlık belki de  bu gün sadece Arabistan yarım adası  ile Şaddül-Arap civarında kalırdı.
Merhum Ahmet Kabaklı’nın köşe yazısından bölümlerle, Atatürk’ün din hakkındaki tarihi sözlerini okuyalım; Din, Kur’an eğitimi, dinsiz bir milletin var olamayacağını önemli delillerle anlatan bu yazının en önemli özelliği ise (bazı Atatürkçü  (!) geçinenlere İbret)
Atatürk ün ilk- orta- yüksek okullar ve din konusunda söylediği önemli vecizelerdir.
Bir Milleti Millet yapan değerler vardır. O milletin geleceğini güven altına alabilmesi  bu değerlere verdiği önemi ve bu değerlerin gelecek kuşaklara en iyi şekilde aktarılmasına bağlıdır. Söz konusu değerlerin en önemlilerinden birisi de hiç şüphesiz ki dindir. Din, bir fert ve toplum gerçeğidir. Tarih ve sosyal bilimler, bu gerçeği ıspatlamıştır.
Nitekim yakın tarihimizde ve günümüzde bu tesbitimizi haklı çıkaran bir çok gelişmelerin olduğunu burada yazmaya gerek duymuyorum. Çünkü konu ile ilgilenen herkes nelerin olduğunu çok iyi bilmektedir.
Laik devlet, dinlere karşı tarafsızdır. Ancak, bu tarafsızlık dine karşı olmak ve ilgisiz kalmak anlamına gelmemelidir. Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk;
a) Dinin toplum için ne kadar önemli olduğunu; Din gerekli bir kurumdur. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur!..
b) Milletimizin dindar olması  ve dinini, asliyesine uygun olarak öğrenmesi gerektiğini, Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani  bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır. Demek istiyorum.”
c) Dinin nereden ve nasıl öğrenileceğini, “Elbette her fert  dinini, diyanetini  öğrenecek bir yere  muhtaçtır. Orası da Mekteptir.”
d) Milletimizin özelliklerini belirtmek ve din duygusu insanların gönüllerinden, yasaklama, baskı altına alma  ve zorlama ile sökülüp atılamıyacağını; “Milletimiz, din ve dil gibi  kuvvetli  iki fazilete maliktir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet, milletimizin, kalp ve vicdanından çekip alamamıştır.” Bu sözleri ile ifade etmişlerdir.
Bütün bu gerçekler ortada iken, birilerinin tam tersi uygulama yaptıklarını ve üstelik Atatürk inkilabı diye yutturduklarını artık açıkça yazmanın ve tartışmanın zamanı her halde gelmiş olmalı. Özetlenince, Atatürk, evvela doğuştan Müslüman, Türkçü, Milliyetçi idi. 1914’lerde Ziya Gökalp ile yakın dostluğu var. İttihat ve Terakki Cemiyeti ileri gelenlerinin baskısına  sert tepki göstermiş, Mason locasına kayıt olmamıştı. Buna rağmen, Saray  ve ihtilalci İttihatçılara dengeli durmasını bilmiştir.  Şayet o tarihlerde İstanbul’dan  uzak yerlere tayin edilmiş olsaydı, Ülkenin kurtarılması felce uğrayabilirdi.
İşte bu ahval içinde  Soralım Atatürkçü kimmiş?  Cevab:  Millet çoğunluğu imiş. Azınlık ne yapmak istiyor? Azınlık deyince akla ilk gelenler elbette Ergenekon davasına sulandırmak isteyenlerdir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.