28 Şubat Süreci « Hamle Gazetesi

28 Şubat Süreci

Bu haber 21 Kasım 2019 - 9:38 'de eklendi ve 814 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Hüseyin Nizamoğlu

RAHİM ER’DEN ÖZET

Bu ülkede “28 Şubat Süreci” adı verilen ve 1997’den 2007’ye kadar devam eden zalim ve zorba bir dönem yaşandı. O günlerde insan hakları, kişi hürriyetleri, eğitim imkânı ve daha neler gasbediliyordu. Alnı secdeye gelenler, resmî yerlerde vazife yapamaz  olmuştu. Başörtülüler, yalnızca üniversitelerden atılmıyor neredeyse başörtülü hanımlar, nüfus cüzdanı alamayacak raddeye gelinmişti.

Bugün 28 Şubat Zorbalık Dönemi’ne bakıldığında vaziyet şudur:

Bu darbede büyük bir vatandaş kitlesi zulüm görmüştür. Onlar mazlum ve mağdurdur. Şu veya bu şekilde hayatları kötü şekilde etkilenmiş. Fakat onlar, devlete ve millete küsmemişlerdir.  Bir kısım vatandaşlarsa bugün ikiye ayrılmıştır:

İnsaf ve vicdandan yana nasipli olanlar, o dönemde yanlış yapıldığını, yanlış konuşulduğunu, yanlış yazıldığını, bu ülkenin  öz vatandaşlarına sırf iman ve amellerinden  dolayı reva  görülenlerin kabul edilemeyeceğini ifade ve  ikrar etmekteler.

Bir kısım azınlık ise adı geçen dönemle, 27 Mayıs ve İstiklal Mahkemelerindeki  yobazlık ve  taassuplarını  aynen muhafaza etmekteler. Bunlar kendilerini “Cumhuriyet Muhafızları”, “Atatürk Fedaileri” saymaktalar. Kemalist, Atatürkçü, laik, çağdaş, uygar, ilerici, aydın ve Batıcı olduklarını ileri sürmekteler. Bundan dolaydır ki zaman zaman böylesi zorla baş açma ve başı örtülü olanı tartaklama gibi şarlatanlıklara tevessül edilmekte. Nitekim Karaköy’deki saldırının bir benzerinin Bakırköy’de olduğu da duyuldu. 10 Kasım’da birtakım okullarda çocukların Atatürk büstü önünde 6 ok ilkeleri üzerinden tapındırılmaları da o dönemlerin donmuş kafalarındaki birilerinin sızma teşebbüsleridir…

Hâlbuki bu ülkede 20 yıla yakın bir zamandır adı konmadık bir “İçtimai Mukavele/Sosyal Sözleşme” yürürlüktedir. Utandıran uygulamalar, kayıp canlar ve kayıp yıllardan sonra toplum, kendiliğinden yazılı olmayan bu mukavele/sözleşmeyle bir Ortak Hayat Barış Dönemine geçmiştir. Günümüz  ortak hayatında ananın başı açık, kızı örtülü olabilmekte. Birçok ailenin fertleri, açık-örtülü, namaz kılan-kılmayan fertlerden meydana gelmektedir. Beş vakit namazını kılan başı açık hatta belki kısa etekli birçok kadın olduğu gibi başı kapalı olup namazını kılmayanlar da mevcut. Geldiğimiz safhada sadece aileler değil, şirketler ve resmî daireler de hükûmetten başlayarak aynı manzarada…

Bugün bu devlet, Türkiye Cumhuriyeti, şeriat devleti değil. Olsa bile bir kişi, yine  bir başka kişiye müdahale edemez. Keza bu devlet, dinsiz bir devlet de değil. Bu devletin ceza kanununda Allah’a, Peygamber’e ve din tarafından mukaddes sayılan değerlere hakaret, artık  ceza görmektedir. Başörtüsü, Kur’ân-ı kerimden başlayarak dince mukaddes sayılan bir değerdir. Kimse dine de dindarlara da saldıramaz. Diğer din mensupları ise asırlardır, şefkat ve himayemiz altındadır. Atalarımızın gayrı Müslimlere gösterdiği hoşgörüyü, bugün bu topraklarda yaşayan bazı kimselerin kendi din ve dilinden ve kanun önünde kendisiyle eşit diğer vatandaşlara çok görmeleri onları horlamaları  gerçekten şizofrenik bir hâldir.

Politik tuzağa gelince;

Önce İstanbul’da sonra bazı illerde -maalesef- bazı vatandaşlar siyanürle zehirlenmiş olarak ölü bulundular. Bu ölümler, 28 Şubat döneminde güya intihar eden deniz subaylarıyla Aselsan mühendislerini hatırlatmakta. Siyanür Vak’alarını,  Karaköy Vak’ası, onu da  yine aynı çevredeki İngiliz casusunun garip ölümü takip etti.

Böyle zamanlarda en uzak ihtimal, gerçeğin tam da  kendisidir. 28  Şubat Sürecinde o şüpheli ölümleri tezgâhlayanlar, kargaşa çıkartarak istikrarımızı bozmak için de böylesi vak’alar tertiplemiş olabilirler.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.