28 ŞUBAT MUĞLA ÜNİVERSİTESİNE UĞRADI MI?

Bu haber 06 Mart 2012 - 0:00 'de eklendi ve 896 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

 Baştan söyleyeyim: 28 Şubat sürecinde, biz yönetimdeyken hiçbir personel mağdur edilmedi. Sadece 8 yıllık eğitim için bağış toplandı ama bağışta bulunmayanlara hiçbir baskı uygulanmadı.
28 Şubatçılar Muğla Üniversitesine yüklenmediler mi? Yüklendiler elbet…
Mesela, o günlerde, bir komutan, Öğretmen Evi’ndeki bir kokteylde, bana “Hocam, öğrenciler kimlerle düşüp kalkıyor… Hangi yurtlarda kalıyor?… Hangi cemaatlerle irtibatları var?… Bunları tespit edip bildirmek lazım.” dediğinde, “Biz öğrencinin akademik durumuyla ilgileniriz komutanım; gerisine karışmayız. Üniversitelerin böyle bir görevi olamaz.” demiştim. Meğer o teklif, “fişleme” oltasıymış.
Gene o günlerdeydi… Bölüm Başkanlığı dışında hiçbir görevim yoktu. Demek ki 1997 Nisan’ı ile 1998 Kasım’ı arasıydı. Dekan, Bölüm Başkanlarını odasına çağırdı ve “Şimdi alacağımız kararı, Bölümlerdeki hocalara söyleyeceğiz ve uygulanmasını Bölüm Başkanları kontrol edecek.” dedi. Ben de, “2547 sayılı kanunda, sadece Bölüm Başkanlarından oluşan bir karar alma organı yok. Bu toplantı illegal bir toplantıdır. Bu yaptığınız toplantıda yaptırımı olan bir karar alınamaz. Olsa olsa tavsiye kararı alabilir.  Buna uymak da arkadaşlara kalmıştır.” dedim. Dekan, “O zaman tavsiye kararı olsun.” dedi ve “Her Bölüm Başkanı, Bölümdeki hocalarıyla toplantı yapsın. Öğrenciler hangi yurtlarda kalıyor; kimlerle düşüp kalkıyor? Başörtüsünü niye takıyorlar, tespit edelim.” dedi. Bunun üzerine ben, “Biz akademisyeniz; emniyetçi değil. Öğrencilerimizin ders dışındaki yapıp ettikleriyle ilgilenmeyiz. Derse gelen öğrencinin de başının içiyle ilgileniriz; dışıyla değil. Bu kararı Bölümümde uygulamayacağım ve fakültemizde, üniversitemizde böyle bir uygulamanın yapılmasına da karşıyım. Burası Batı Çalışma Grubunun Muğla Şubesi mi?” dedim. Garibim Dekan ne yapacağını şaşırdı. (Mehmet Ali Özler, bu olaya şahittir.)
Aynı gün akşamüstü Rektörle görüştüm ve Dekanın böyle böyle dediğini söyledim. Rektör, hışımla telefon açtı ve “Biz böyle mi dedik?” diye kızarak sordu. Dekan ne dedi bilmiyorum ama 28 Şubat bizim fakülteye ve üniversiteye uğramadı.
Pekiii… 1997-2002 yılları arasında üniversitemize uğramayan 28 Şubat ne zaman uğradı.
Şimdi daha iyi anlaşılıyor ki, 2002’deki rektör atanması, bir 28 Şubat operasyonuymuş. Çünkü 2002’ye kadar serinkanlılığını koruyan Muğla Üniversitesi, 2003’te darbecilerle beraber meydanlara çıkmaya başladı. 2003 Ekim sonundaki “Ordu Göreve”li Tandoğan mitingine katılmak için Senato oy birliği ile karar almış. Aslında karar alınma falan yoktu ortalıkta; Rektör düpedüz karar dikte ettirmişti. Bir Allah’ın kulu da çıkıp “Noluyoruz?” dememiş. Senato’dan sonra Yönetim Kurulu vardı ve ben de Yönetim Kurulu üyesi idim. Rektör, gündem dışı olarak Senato’nun aldığı kararı güya yönetim kuruluna; aslında bana (Çünkü Senato üyesi olmayan tek Yönetim Kurulu üyesi bendim.) da duyurdu. Ben sert bir çıkış yaptım. 30 Ekim 2003 tarihli Hamle gazetesine verdiğim demeçte, sert tepkimi görebilirsiniz. (Zamanı gelince yazarım bu çıkışımı. Şahitleri de aramızda daha.)  Sen misin çıkış yapan!…. Tam 10 gün sonra küüüt bir soruşturma!… Tabii soruşturma konusu, Tandoğan mitingine karşı çıkmam değil… Bambaşka, uyduruk bahaneler… Soruşturma yağmuru bir başladı, pir başladı. 3 Aralık 2010 gününe kadar 20’ye yakın soruşturma açıldı hakkımda.  “Öğretim üyeliğinden çıkarma” ve “kamu görevinden çıkarma” cezası hariç, üzerimde neredeyse denenmeyen ceza kalmadı. Çok “uyarı” cezası aldım. (Fena halde uyarılmış vaziyetteyim hâlâ… Kimse önüme çıkmasın!…)
“28 Şubat’ın sivil generalleri” iş başındaydı ve it havladıkça(!) hakkımda dilekçeler verip soruşturma açtırıyorlardı. Sınıflarda ispiyoncuları da varmış ki, hakkımda verilen dilekçelerin bazıları öğrencilerime aitti ve öğrenci dilekçelerinin muhtevalarıyla “sivil general”in verdiği dilekçe ile aynı muhtevadaydı.
***
“Bin yıl sürecek” denen 28 Şubat süreci, 15. yılında bitti… 28 Şubat süreci bitti ama 28 Şubatçılar bitti mi?…
28 Şubatçılar bitmedi…
“Ordu Göreve”li Tandoğan mitingine ve 14 Mayıs 2004 günü 11 maddelik YÖK kanunu değişikliğini protesto mitingine katılanlar hâlâ aramızda.
“Rektöre sahip çıkmak, Cumhuriyete sahip çıkmaktır” diyerek taa Van’a kadar gidip iktidara savaş açanlar şimdi neredeler?
2006 Mayıs sonunda Danıştay saldırısı bahanesiyle üniversite personelini meydanlara dökenler, bir siyasi parti bayrağı altında o mitinge katılanlar, acaba şimdi hangi makamdalar, mevkideler? (Haziran ayında toplanan Fakülte Akademik Kurulunda, bunun hesabını takır takır soran tek ben oldum. Şimdi Manisa Milletvekili olan Selçuk Özdağ da basına demeç vererek üniversitenin, Danıştay mitingine katılmasına karşı tavır koymuştu.) O zaman susanlar, şimdi hangi mevzi ve mevkideler?
2007 baharındaki sözde Cumhuriyet mitinglerine araba kaldıranlar hâlâ üniversitelerde…  Bizler “Üniversitelere Özgürlük Bildirisi”ni imzalarken, 2 Şubat 2008 günü “Üniversitelerde türbana hayır” mitingine katılanlar, hâlâ el üstünde tutuluyorlar.
O zamanlar, bazı odalara gidip bizler hakkında fiskos yapanlar, çoğu zaman kapının önünden içeri sokulmayan kemik yalayıcıları şimdi neredeler?
Bunlar, adı ne olursa olsun, üniversitede kimleri fişlediler veya bir yerlere fişfişlediler?..
2002’de Rektör değişir değişmez, dümeni “ulusalcılık”a kıranlar ve bunun da ödülünü alanlar, şimdi pasifize mi edildi zannediyorsunuz?… Böyle zannediyorsanız, siz çok safsınız valla!… Hatta, saftan da öte, aptalsınız!…
“Yok, baskı altındaydık!…. Yok, mecbur bırakıldık!… Aldatıldık!…”  laflarına karnımız tok. Şimdi adam gibi çıkıp özür dileyeceksiniz!… Yasal yaptırımlara karışmam; onun hesabını hukuka verirsiniz.
***
14 Ocak 2012 günü Yeni Akit’te “Sıra Üniversitelerde” diye yazmıştım…
Evet… Şimdi sıra üniversitelerde…
28 Şubat süreci piyonları üniversitelerden temizlenmedikçe, 28 Şubat bitmez… Bunlar, şu anda, edindikleri mevzilerde kuluçkaya yatmış mikrop gibidirler. Gencecik çocuklarımızı, anti-demokrat, totaliter, darbeci zihniyetli bu mikropların elinden kurtarmanın sırasıdır.  Yeni yönetimden beklediğimiz budur.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.