27 Mayıs Bir İstiklal Mahkemesi İdi

Bu haber 28 Mayıs 2015 - 0:37 'de eklendi ve 1.318 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

27 Mayıs 1960’da yapılan harekat, aynen tek parti döneminde uygulanan İstiklal Mahkemesi gibiydi. Mahkemenin hakimleri hukukçu filan değildi. Kazım Karabekir Paşa’nın günlüklerinden bir alıntı ile anlatmak en doğrusu;

3 Temmuz 1926 Cumartesi;

Mahkemeye götürüldük otomobil ile muhafız komiserle, bizim fırka rüesası, bazı aza, Cavit, sabık mebus Hilmi, Müddei umumi, iddianamesini okudu. Hayret! Neler olmuş ve neler tertip etmişiz! Heyete tertibi ye diye topladıkları bu insanlar, burada ilk bir araya geliyor! Pek garibime geldi. İftiramı? Bu kadarına nasıl cesaret olunur. Evvela hayretle kızdım. Sonra da güleceğim geldi. İşte böyle sayın okuyucularım; Yassı Ada Mahkemesi’ne benzemiyor mu? Başka birçok benzerini hala yaşamıyor muyuz?

****

BUNDAN 55 YIL ÖNCE

27 Mayıs 1960 sabahı Devlet Radyosu teslim alınmıştı. Sözcüler asker olduklarını, duruma kısa süre için el koyduklarını söylüyordu. Devamlı radyodan marşlar söylenirken, arada bir içlerinden güvenilir kişi olarak bilinen Alparslan Türkeş konuşuyordu. Türkeş, kardeş kavgasını önlemek, en kısa sürede ülkemize uygun seçim kanunu çıkarmak ve en uygun olabilecek zamanda seçimlerin yapılacağını söylüyordu. İhtilali yapanların içinde, Türkeş gibi düşünen 14 kişi vardı. Diğer 24 kişi Cemal Gürsel’de dahil, mason olan Anayasa profları ile CHP’nin yani İnönü’nün emrinde idi.

Nitekim Cemal Gürsel, İzmir Bostanlı’daki evinden alınıp komiteye başkan yapılınca radyolardan şunları söylüyordu; “Adnan Menderes yakalanmıştır, Sayın İsmet İnönü’nün sıhhatleri yerindedir.” Bu son gidişte. Demokrat Parti’yi savunan, güçlü kalemler aslında daha etkindi. Prof. Ali Fuat Başgil, Necip Fazıl Kısakürek, Peyami Safa, Mümtaz Faik Fenik, Kadir Can Kaflı, Selim Ragıp Emeç, Orhan Seyfi Orhon, Ahmet Kabaklı, Tekin Erer, Ergün Göze, Tarık Buğra gibi her birisi ayrı gazetede bu kritik günlerde hiç doğrulardan ayrılmayan demokrasi kahramanları idi.

Bu arada, Devletin Radyosu adeta kendilerine tahsis edilen Prof. Veli Dedeoğlu, Prof. Sıddık Sami Onar boyuna fetva veriyorlardı. Eğer bunları asmazsanız, yakın zamanda toparlanarak sizleri asarlar. Basının cellatları ise şunlardı; Bedii Faik, Nadir Nadi, Falih Rıfkı Atay, Metin Toker, Yusuf Ziya Ortaç bütün imkanları ile askerleri daha da daha da diye kışkırtıyorlardı. Ne olacağı bilinmeyen olayın içinde genel kurmay başkanı ve komutanlar yoktu. Millet umuyordu ki, Alparslan Türkeş ve arkadaşları ihtilali kanlı olmaktan kurtarabilecek.

Ancak, bu ümitte sayıları 14 olan Türkeşçi’lerin elçi yapılıp dış ülkelere gönderilmesi ile son buldu. Yassı Ada Mahkemesi verilmiş kararı okumak ve yalancı şahitlerin ifadesine uyarak bir devrin altın yıllarını yaşatan Menderes ve yakınlarına özel seyircilere alay ettirdiler… Özel seyircilerden hala hayatta olanlar var. Oysa Adnan Menderes, 26 Mart günü İzmir’de idi. Denizden karaya izdiham yüzünden çıkamadı ve son konuşmasını vapurdan yapmıştı. Toplantı öyle kalabalıktı ki bir daha o şevk o istek o heyecanı kimse yaratamadı.

Merhum Menderes, teslim olmayıp Eskişehir Havalimanı’ndan Avrupa’ya gidebilirdi. Her şey hazır olduğu halde, ben suç işlemedim, hizmet edenleri bu mil­let takdir edecektir. Bu sözlere sebep, Alparslan Türkeş’in komitenin içinde oluşu ve radyodan devamlı onun konuşması yüzünden General Tahsin Yazıcının, “Türkeş iyi insandır. O yalan söylemez güvenin başbakanım” gibi sözler söylemesi Adnan Menderes’e ümit vermiştir. Kindarlar, başka rejim arayıcıları, birleşmişlerdir. Yassı Ada Mahkemesi’nde. Hakim Salim Başol’un şu sözleri, hukuk camiamıza bir kara leke olarak geçmiştir.

“Sizi buraya tıkan guvvet böyle istiyor.” Mahkeme kısa yoldan bitirildi. DP Hükümet üyelerinin tamamı ve Cumhurbaşkanı idam edilecekti. Sonunda bu idam edilenler üç kişi kalmıştı. Zaten idam kararından önce işkence ve hakarete dayanamayan birçok değerli insan kanser veya kalpten öldüler.

Bu hadiseleri o tarihte destek olanlardan Bedii Faik, Prof, İsmet Giritli gibi ünlüler doğruları henüz mahkeme bitmeden anladılar ve idamlara karşı çıktılar, Sıra seçim kanuna gelmişti. 1960 Anayasası hazırlandı ve muhalefet azınlık dahi olsa iktidardan daha güçlü olması ihtilal yapanların ömür boyu senatör olmaları getirildi.

1980, 12 Eylül harekatına kadar her 27 Mayıs’ta CHP’liler bayrak asmayanları şikayet ederlerdi. 1961 Anayasası gereği. Devletin temeli olan aile mevhumuna hakaretler yaptırdılar. Köy öğretmenleri muhtar edildi, köydeki ikilik körüklenmiş oldu. Milliyetçi gençlik her yerde hor görüldü. Adalet Partisi iktidar olduğu halde devletin her yerinde sol görüşlüler hakimdi. Sokak hareketlerine destek olunuyordu. Tayin etmeye düşünseniz bile ünlü Danıştay’ımız tehiri icra kararını alırdı. Valiliklere öyle kararlar gelirdi ki, henüz tayin olmayanlar tehir ediliyordu. Sokak kan gölü, buna rağmen 1973’de iktidar olan Sayın Ecevit ile Sayın Erbakan af çıkarmıştır. Onların düşünemediğini eksik kalan yerini yüksek mahkemeler yaptı ve ceza evleri tamamen başlatıldı.

Neler görüldü neler. Halk evlerine hazineden yardım yapıldı. Sorumlu eğitici Ahmet Yıldız bu güzel yuvalarda sol gençliğe eğitim ve araç gereç aldığını günün basını yazıyordu. Tıpkı İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvav gibi. Bir Mayıslarda İstanbul Belediyesi’ndeki militanlar, yürüyüşü organize ediyorlardı. Bu kötü tablo, 12 Eylül – 1980’de, Genel Kurmayın müdahalesi ile hiç olmazsa 1961 Anayasası’nın bir kısmı yürürlükten kaldırıldı. Bu dahi bizlere mutlu etmiştir. 27 Mayıs harekatı ülkemize en az elli yıl gerilere götürmüştür. Dış itibar ve döviz girdileri 1980’lere kadar hep gerilere gitmiştir. Bugün milletimiz bütün kötülüklerin kaynağını biliyor. Ve bunu her fırsatta suratlarına vuruyor. Dua edelim bir daha o kötü günler geri gelmesin. Bu zulümleri hatırlayan seçmeni kimse kandıramaz. Çünkü 13 yıldan beri giden gitti, satılan satıldı.

Kalanlar hala%65’dir. Bu rakam her an %80 olabilir. Çünkü bizim ülke aşkımızı taşıyan kardeşlerimiz var. Bugün Doğru Yol Partisi ve Demokrat Parti isimlerini yalnız vefa borcu için yaşatanlar inanıyorum ki zoraki zorlananlardır.

Bunların yuvası en büyük sağ parti olması gerektiğini tartışıyorlar. Onların her an içindeyim…

Onlar zalimlere, IMF uşaklarına destek olmazlar…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
reşat öztepe 29 Mayıs 2015 / 10:52

Hacı Ağabeyim ;kalemine sağlık. İlim Yayma Cemiyyetinin davetlerine mutlaka katılmanızı hassaten istirham ediyorum. Ellerinizden öperim.