27 Mayıs 1960

Bu haber 31 Mayıs 2018 - 1:29 'de eklendi ve 891 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Hüseyin Nizamoğlu

 

Geçen yazımızda 27 Mayıs 1960 ihtilalinin, birinci günü olanları kısmen anlatmaya çalışmıştım. Bugün de aynı basının tutumunu gördükçe diyoruz ki, bunlar ekip çalışması yapıyorlar. Görevleri millet çoğunluğu ile gelen iktidarlara nefes aldırmamak. 3 Kasım 2002 seçim neticeleri belirlenince hemen Ak Partinin liderine seçilmemiş saydılar. Yeniden seçilip de geldiğinde, ABD’ye verilmesi gereken ikinci tezkerenin mecliste oylanması olacaktı. Bu gibi olaylarda meclisten önce MGK kurulunda görüşülüp tavsiye kararı alınırdı. Bu defa öyle olmadı. Günlerce beklenen kurul toplantısı nihayet yapıldı amma, tezkere konusu gündeme bile gelmedi. Sonradan bir açıklama yapan günün, Genelkurmay Başkanı: Kasten karar almadıklarını, maksatlarının bu hükümeti yıpratmak olduğunu ve ilave ederek de şunları söylüyordu: Umarım bu karar, ileride ülkeye büyük zarar vermez.

Hükümetin, meclisten geçirdiği hiçbir kanun Çankaya’da normal karşılanmıyordu. Tayin nakil gibi üçlü kararlar zaten hiç itibar görmüyordu. Tezkere yüzünden ülke, büyük sancılar içine girdi. Bu defa aynı basın kendi yarattığı ortamın suçlusu olarak Ak Partiyi gayet rahat gösteriyordu. Öldürülen değerli bir hâkimin cenaze töreninde hükümet üyelerine yuh çektirdiler. Kocatepe Camiinin avlusu militan ile doldurulmuş idi. Basın yazdı, militanları oraya CHP seçim otobüsleri getirmiştir. Geçen yıl 2007 seçim öncesi telaşlar, muhtıralar, 367 rakamının kepazeliği, Van Üniversitesi olayına karşı birleşenlerin mahkemeyi dağıttırmaları ve suçluyu sütten çıkmış ak kaşık gibi tertemiz ederek bünyelerinden aday göstermeleri. Milletin, iki kişisinden birisinin oyunu alarak gelen iktidar partisine bu defa kapatma davası açtılar. Bunlar, hakimiyle, askeriyle, bir kısım basını ile, bir kısım profları ile ekip olmuşlar. Atatürk ne demişse tam aksini yapıyorlar.

Yazımın esas konusuna Yassı Ada mahkemelerinden başladığımızda, insanların, din kardeşine karşı nasıl bu kadar kin küpü olduğunu, adeta diri diri toprağa gömecek kadar intikam alma arzusu taşıdığını görüyor ve insanlığınızdan utanıyorsunuz. Koskoca ülkenin 10 yıl başbakanlığın yapmış bir devlet adamına hakaretler, yuh çekmeler, itelemeler ve kakalamalar ekranlardan özellikle gösteriliyordu. Davacıları, şahitleri, hâkimi ve savcısı hepsi tek koldan emir alıyorlardı. Ertesi günü malum basında, daha da ilaveli iğrenç iftiralar görüyorsunuz. Muğla da bile günlerce davul -zurna eşliğinde bizlerin kapılarına gelerek düşükler kuyruklar diyerek hakaret edenleri şu an önümde gibi biliyorum. Hâkim soruyordu; Ne diye fabrika yaptınız? Eş dostunuzu kollamak için değil mi? diye, kendisi cevap veriyordu. Seyircilerin hep bir ağızdan uyduruk marş söylemesi serbest idi. Gazi Osman Paşa marşının makamına uyarlı; Kahır olası diktatörler iktidardan gitmem diyor diye bitiyordu. O Osman Paşa ki Pilevne’de Ruslara kök söktürmüş, gereken takviye istediği, bir sabotaj neticesi olarak gelmeyince, teslim olmamış ve sonuna kadar dimdik duruşu üzerine, Rus komutan, Osman Paşa’nın önünde eğilerek, size esir muamelesi yapamam demiştir. Öyle bir ağıt ki, tarihin en kanlı savaşında kundaktaki çocuklar çökelek nineler, nice genç çağında sevgililer katledilmiştir. Böyle bir tarih abidesi olan ağıt nasıl oluyor da; Atatürk Türkiye’sinde millet çoğunluğunu temsil eden, aynı zamanda ülkede kalkınma hamlesinin mucidi olanlara reva görülüyordu?

İhtilal sonunda, yeni anayasa, hazırladılar. Sol cenahı iktidar etme çareleri arandı. Milli bakiye dediler olmadı. Bu defa başka formüller buldular. Her köşe başına getirecekleri militan kadrolar yenileneceği zaman dahi aynı fikirdeki kişilerin göreve gelebilmeleri için, Ak Partinin iptal ettiği özerklik getirildi. Hükümetler gelirler giderler, ama onlar hep oradadırlar. Kendilerine göre adam yetişmesi için üniversitelerden başlarlar. Gerektiğinde genç öğrenciler, Başbakanların yakasına yapışabilir. Mezun olduktan sonra insan hakları, barolar, mimarlar odaları gibi siyasi olabilecek yerlere daima hakim olurlar… Zaten karşı tarafta bu gibi yerlere pek önem verilmiyordu. Millet çoğunluğunun tercihinin de üstünde güç olabileceğini yeni öğrendik. Ne dedi Yassı Ada hakimi? SİZİ BURAYA DIKAN GUVVET BÖYLE İSTİYOR. Şimdiki Parti kapatma davası gösteriyor ki, bizim hukuk guguk olalı çok zaman olmuş. Atam, keşke imkan olsa da bir saatliğine gelip ülkenin acı halini görebilseydin sağlığında kurdurduğun partilerin liderlerini korumuştun, ülkede kurulan üçüncü partinin kurucularını kurtaramadın Atam!.. Yassı Ada utanç mahkemesinin kararları 6 sene sonra geçersiz sayıldı. Vatan haini denilenlere tekrar seçilme hakkı tanındı. Adnan Menderes için anıt mezar yapıldı. Birilerinin utancından insanların yüzüne bakacak hali olmaması gerekirken, sanki büyük bir başarı ile Atanın vasiyetlerine sahip çıkmışlar gibi, milletimize koyun sürüsü olarak görüyorlar.

15 Temmuz 2016’da tekrar 27 Mayısları yaşamak istediler. 2013’de 2 deneme gördük. Hepsinin içinde CHP vardır. Karşı taraf millet çoğunluğu ve büyük lideridir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.