27 Mayıs 1960 ve Devamı

Bu haber 02 Haziran 2016 - 0:45 'de eklendi ve 1.045 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Ülkeyi 50 sene geriye götüren 27 Mayıs ihtilali demokrasinin de, hukuk devletinin de, egemenliğin de, Atatürk ilkelerinin ve Atatürk’ün anayasasının sonunu getirmiştir.

12 Eylül 1980 ihtilali ise CHP’yi diğer partilerle birlikte kapatmış, CHP LİDERİNİ DE TUTUKLAMIŞTIR.

Askerlerin gölgesinde 7 yıl iktidarda olan Turgut Özal aynen Menderes gibi reformlar ve yönetimde sürprizler yaratan yönetimi millete tattırmıştır. Ancak, Erdal İnönü ile Demirel birleşmesi her türlü güzelliklerin sonu olmuştur. 1991’de Turgut Özal Cumhurbaşkanıdır. Demirel Başbakan iken, Turgut Özal’ın ölümü sonu Demirel Cumhurbaşkanı’dır. Olaylar başlamıştır. Orgeneral Eşref Bitlis ve Uğur Mumcu’nun ölümü ile askerlerin bir kısmı ABD ve İsrail’i sevenlerin yanında iki yüzlü görüntü ve Feto asayişi hâkim vaziyettendir. Yıl 1997 Şubat 28 silahsız ihtilal denilen olay ile merhum Erbakan istifa eden başbakandır. Yerine Çiller geleceği yerde, azınlık olan Mesut Yılmaz tercih edildi. 1999 seçiminde Feto’nun oyları Ecevit’in idi. Neticede Ecevit 133 üye alırken Bahçeli’nin MHP’si 125 üye ile meclise girmiştir. Bahçeli’ye bizler toplu olarak destek olmuştuk. MHP’nin vekilini 150’ye çıkarmak için çaba gösteren Çiller’e ret cevabı verilmiştir.

Neticede üçlü koalisyon ile ülkenin her türlü yönetimi çıkmaza girmişti. Bu şartlarda 2002 yılı 3 Kasım seçiminde bu üç parti sandıkta kalırken R. Tayyip Erdoğan’ın partisi Ak Parti 365 milletvekili ile iktidar olmuştur. Ergenekon adındaki ihtilalcilere CHP ve MHP destek oluyordu. Her on yılda ihtilallerle biriken ne varsa bitirmeye alışan CHP’ye MHP ve HDP destek olmakta iken, meclis çoğunluğuna sahip olan Ak Parti, ülkede sükûneti sağladı. Sağladı ama PKK’ya destek ABD ile Yahudiler bizdeki bitmiş durumdaki ihtilal kalıntılarına destek olmaya devam etmiştir. Yazımın devamını M. Necati Özfatura devam edecek.

GEZİ DARBESİ NEDEN YAPILDI

Hukuk ve demokrasi getirilebiliyorsa. O zaman. Hukuk ve demokrasi geldikten sonra…

Anayasayı niye değiştireceksiniz ki? Kökten karşı çıkın bu işe. “Biz darbecilerin anayasasına tapıyoruz. Değiştirilmesine, değiştirilmesinin teklif edilmesine bile onay vermiyoruz” deyin.

Deyin de, nasıl sahtekârlar olduğunuzu, tüm millet bilsin. Bildiriciler. Halkın % 99’u Müslüman olduğu halde. Müslümanlarla ilgili tek bir hak hatırlatmasında bulunmazken, özellikle bildirilerine almışlar. Ve gerçek yüzlerini böylece göstermişler. Gelin, bu bildiriye imza atanları darbe anayasasına sahip çıkıp, darbecilerin anayasasının değiştirilmesine karşı çıkan, sözde aydınları size tanıtalım. Mesela, 12 Eylül işkencelerinden geçtiğini, her daim anlatan adama bakın, 12 Eylül’de işkence görmüş. Yıllarca cezaevinde yatmış. Sonra gelmiş. Bugünkü özgürlük ortamında darbecilerin yaptığı anayasanın değiştirilmek istenmesinde, “Yok. Ben darbecilerin, bana işkence yapanların anayasasını tercih ederim” diyor…

Bildiride imzası olan bir başkası. Gezi isyanında da, eşi ile birlikte başı çekiyordu. Sorsak bu doktor sıfatlı adama: “Tayyip Erdoğan’ı yıllardır seçim sandığında yenemediğiniz için, diktatörlüğe gidiyoruz’ deyip duruyorsunuz da, söyler misin? Senin eşin, Gezi isyanında başbakanlığa 20’ye yakın Gezici ile birlikte, gece yarısı saat 23.00’te gittiğinde, sabaha kadar, evet saatini de söyleyeyim, sabahın saat 04.00’üne kadar, onları dinleyen kimdi? ‘Diktatör’ dediğiniz kişi, değil mi?” Devam etsek ve sorsak bu doktora. “Sen hayatında diktatör gördün mü?” Tekrar sorsak, “Hangi diktatör, gece yarısından. Sabahın 04.00’üne kadar, hangi muhalifini dinler. Bir tane, tek bir tane, somut örnek gösterir misin?” O, bana bir tane örnek gösteremez ama. Ben ona, diktatörlerin olduğu ülkelerde değil sabah akşam kendisine küfür edenleri mahkemeye vermekle yetinmeyi, tek bir itirazda bulunanların parçalarının bulunamadığı somut örnekleri göstereyim…

Bildiride imzası olan bir başkası. İmzayı atmış. Ama bakmamış. “Bildiride kimler var” diye. Kimler var bildiride.

PKK’lı onlarca soytarı. PKK’yı öven. Hak mücadelesi yaptığını iddia eden, terörist yalakaları.

Ve bu isimle rezalete de, hokkabazlığa da, tüy dikilmiş oluyor. Bir yanda Türkiye adına uluslararası mahkemede hakimlik yapan kişi, diğer tarafta, Türkiye’de binlerce asker ve polisi şehit eden terör örgütünü öven insanlar. Sözün bittiği yerdeyiz. Yüzlerine tükürsek, “Yarabbi şükür” diyecek insanlarla karşı karşıyayız…

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.