24 Temmuz Bayram Mı?! « Hamle Gazetesi

24 Temmuz Bayram Mı?!

Bu haber 23 Temmuz 2015 - 0:00 'de eklendi ve 1.445 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Bugün 23 Temmuz… Yarın 24 Temmuz. Takvimde 24 Temmuz ilginç bir gün.

24 Temmuz 1823’te Şili‘de kölelik yasaklanmış. Dünya’da durum nedir, hüküm veremem, ama ülkemizde “modern kölelik” asgari ücretlilerle birlikte “Basın Sektörü”nde en ağır şekilde yaşanmakta!

24 Temmuz 1908’de II. Meşrutiyet ilan edildi. 29 yıldır askıda olan Osmanlı Anayasası yeniden yürürlüğe girdi. Bugün faşist 12 Eylül Anayasası hala yürürlükte!

24 Temmuz 1923’te günümüz Türkiye‘sinin sınırlarının çizildiği Lozan Antlaşması imzalandı. Bu gün o sınırlarımız tehdit altında!

24 Temmuz 1950’de Gazeteciler Cemiyeti sansürün kaldırılışını Basın Bayramı ilan etti. Bugün böyle bir bayram yok. Var diyen ya gazeteci değildir, ya aklından zoru vardır!

24 Temmuz 1960’da Basın Ahlak Yasası imzalandı. İğneyi başkasına batırırken, çuvaldızı kendimize batırmalıyız. İtiraf etmeliyiz ki; basınımızın önemli bölümü de bu gün her türlü ahlaksızlığın içinde yüzmekte! Korkarım Muğla’da da giderek ahlaklı gazeteci arar olacağız…

xx        xx        xx

Bu güne; 24 Temmuz’a denk düşen daha pek çok önemli olay var tarihimizde… Yukarıdakiler benim seçtiklerim. Her biri ayrı bir köşe yazısı olur. Biz 24 Temmuz 1908 de kalalım.

Türk basınında sansürün ilk uygulandığı tarih olarak (Osmanlı Dönemi’nde) 10 Mayıs 1876 gösterilir… 24 Temmuz 1908 tarihinde İkinci Meşrutiyet yürürlüğe girdikten sonra bu uygulamaya (sansüre) son verilmesi günümüzde “sansürün kaldırılması” olarak adlandırılmaktadır. Bugün; 24 Temmuz kimine göre “anma”, kimine göre de “kutlama”, yani “bayram” günüdür.

Nitekim 24 Temmuz 1950’de Gazeteciler Cemiyeti sansürün kaldırılışını Basın Bayramı ilan etmiş… Demek ki 50’lerde “sansür” yokmuş! Ya bu gün?

xx        xx        xx

Ben 24 Temmuz’da; bundan 107 yıl önce basından sansürün kaldırılmış olmasını “anmaktan yana” olanlardanım. Bu günü herkes kendi meşrebince yaşar…

Muğla Gazeteciler Cemiyeti de senelerdir 24 Temmuzlardaanma”dan çok “kutlama” yapar. Yapılan, en azından kutlama havasında bir etkinlik olmuştur. Hatta adı ilan edilmemiş olsa da yapılan bir çeşit “Basın Balosu”dur…

Ben en son Cemiyet’in Bodrum’daki üyelerinden Miyase Hakalan arkadaşımızın organizasyonunda Turgutreis’te gerçekleştirilen “balo”ya katılmıştım… Tam anımsayamıyorum, Milas’ın Beypınarı Kahvelerinde yapılan balo da olabilir… Ondan sonra yıllardır katılmıyorum. “Bayram benim neyime, kan damlar yüreğime” diyorum…

Sakın yanlış anlaşılmasın. Gazeteciler de eğlenirler… Üstelik herkesten çok onların hakkı… Avukatların, doktorların balosu olur da basın mensuplarının olmaz mı? Elbette olur. Olmalı da, ama 24 Temmuz’da olmamalı…

xx        xx        xx

Bir de 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü var…

1961 Anayasasında gazeteciler lehine yer alan hükümlerden sonra 10 OcakÇalışan gazeteciler bayramı” olarak kabul edilip, yıllarca kutlanmıştır.

Ancak 12 Mart 1971 Askeri Darbesinden sonra o hakların bir kısmının geri alınması üzerine bayramdan vazgeçilmiş, günün adı da “10 Ocak Çalışan gazeteciler günü” olarak değiştirilmiştir. Bir anma günü

Muğla Gazeteciler Cemiyeti’nin yanında artık bir de Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti var. Ben ikincisinin üyesiyim. Başkanımız Cem Kaytan akıl edip bizleri geçen 10 Ocak’ta kahvaltıda bir araya getirdi ve iyiden, kötüden yana ne varsa birlikte andık…

Hala inanamıyorum… Gazeteciler Cemiyeti Başkanı artık Ünal Türkeş değil, Gazetesi’nin Yazı İşleri Müdürü Süleyman Akbulut arkadaşımız… Bu vesileyle kendisine başarılar diliyorum.

Süleyman Akbulut arkadaşımız geleneklerini sürdür mü bilmiyorum, bildiğim Cem Kaytan başkanlığındaki bizim Büyükşehir Cemiyeti’nin 24 Temmuz geleneği olmayacak. 10 Ocak 2016’da belki bir sempozyum veya benzeri bir etkinliğe imza atarız…

xx        xx        xx

Yarın 24 Temmuz…

Bu gün nedeniyle Vali Amir Çiçek yarın Bozüyük Pınarbaşı’nda Muğla Basını için kahvaltı düzenliyor.

Yine bu gün nedeniyle Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün’de Menteşe Belediyesi Konakaltı Kültür Merkezi’nde yemek düzenliyor.

Ben Sayın Valimizin kahvaltısına katılamayacağım. Kendilerinden gelen davetiyede, “24 Temmuz Basın Bayramı nedeniyle düzenlenen kahvaltı programını onurlandırmanızı dilerim” yazıyor. Yine de Valimiz sayın Amir Çiçek’e davetiye gönderme inceliği için teşekkür ediyorum.

Büyükşehir Belediyemiz aynı inceliği göstermiş değil. Büyükşehir Başkanımız sayın Osman Gürün’ün ortada bir davetiyesi yok. Belediyenin basın biriminden şifai çağrı aldık. Kim bilir belki kapıdan döndürülürüz! Veya döndürülmeyiz de yapılan ‘balo’ ise biz döneriz…

xx        xx        xx

24 Temmuz ile ilgili yukarıda “Bayram benim neyime, kan damlar yüreğime…” dedim. Rahmi Saltuk türküsü… Süleyman Akbulut ve Cem Kaytan mümkündür, Rahmi Saltuk’tan o türküyü dinlememiş olabilirler. O yüzden bilemeyebilirler. Saltuk, eğlencelerin değil, anmaların sanatçısıdır… Kendisi Bodrum’da. Hangi arkadaşımız davet etse seve seve gelir…

Ben bir de merak ediyorum, Muğla’da TGS (Türkiye Gazeteciler Sendikası) üyesi basın mensubu var mı? Yoktur…

10 Temmuz 1952’de kurulmuş olan TGS’ye göre 22 meslektaşımız Ramazan Bayramı’na cezaevinde girdi. Ve bu yılın ilk altı ayında 60 medya çalışanı işini yaparken öldürüldü.

Söyleyin bakalım, “Gazeteci”nin yüreğine kan değil de ne damlar?

xx        xx        xx

Eğer Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin yarın yapacağı etkinlik bir “anma” ise Rahmi Saltuk oraya da yakışırdı. Gönül ister ki, böyle bir etkinlikte Muğla’nın bütün belediye başkanları ve milletvekilleri de bulunsun, ama hiç değilse en azından CHP Muğla Milletvekili Prof. Dr. Nurettin Demir de yakışırdı… Kendisi CHP’nin AB Ülkelerinde de yankı uyandıran “Tutuklu Gazeteciler Raporu”nu hazırlayan dönemin CHP Cezaevleri Komisyonu üyelerinden birisidir… 24/07/2013 tarihinde açıklanan ve altında Milletvekili Demir’in de imzasının bulunduğu raporun girişinde şöyle denilmekteydi:

Cezaevlerinde bulunan 64 tutuklu gazeteci yaşadığımız dönemin ve özgür basının geldiği noktanın en acı göstergesidir. 12 Eylül 1980 Darbesi döneminde 31 gazetecinin tutuklu olduğu Türkiye’de şuan darbe döneminden bile daha vahim bir durum yaşanmaktadır. Bugün tutuksuz 123, tutuklu olarak ise 64 gazeteci, terör suçlamasıyla yargılanmaktadır. Bugün uluslararası ortamda dünyanın en saygın, en önde gelen gazeteci örgütleri, insan hakları kuruluşları, Türkiye’yi Dünyanın En Büyük Gazeteci Cezaevi olarak görmektedir.

xx        xx        xx

Öyle bir noktadayız ki, artık Gazeteciler Cemiyetleri, Dernekleri, Sendikaları kifayetsiz… Ki bir de TGC Başkanı Turgay Olcayto dönem sözcülüğünde Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP) muz oldu.

Geçenlerde yapılan toplantıda yeni dönem sözcülüğünü Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç üstlendi. GÖP’ün 10 Temmuz 2015 tarihli “Baskıları reddediyoruz” başlıklı bildirisinde*Şırnak Uludere’de Ortasu Köyüne habere giden Cumhuriyet Muhabiri Mahmut Oral, Jin Haber Ajansı Muhabiri Meral Geylani, Dicle Haber Ajansı Muhabiri Özgür Paksoy ve Demokrat Haber Muhabiri Yannisvasilis Yaylalı’nın, askerler tarafından tartaklanıp, silahla tehdit edilmesi; *RTÜK’ün valilik şikayetiyle ilk kez, ‘Cumhuriyete hakaret’ suçlamasıyla Samanyolu Haber’e ceza vermesi, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez için sipariş edilen Mercedes’e ‘milyonluk Mercedes’ dediği için Samanyolu TV ve Samanyolu Haber’e 118 bin TL ceza kesmesi; *Ahaber’e seçim döneminde yaptığı yayınlar nedeniyle 40 yayın cezası verilmesi; *YSK tarafından, 7 Haziran seçim sonuçlarının saat 21:00’den önce yayımlamaya başladığı gerekçesiyle 65 kanala ikişer kez program durdurma cezası verilmesi; *Halk TV’de program yapan Ümit Aslanbay’ın, program sırasında Deniz Baykal’a karşı eleştirel yorum yapması nedeniyle kanalla ilişiğinin kesilmesi; *Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim’in, Çeşme’deki evinin çevresinde bulunan köpeklerden rahatsız olduğunu haberleştiren, Öncel Öziçer’in işinden olması” örneklerinden yola çıkılarak, şöyle denildi:

Bir daha hatırlatıyoruz:

-Halkın haber alma hakkını engelleyen, basın-ifade özgürlüğünü hiçe sayan, bu tür anlayışların kabul edilebilmesi olanaksızdır. Israrla yinelediğimiz ve evrensel hukuk ilkeleri ile de belirlenmiş, basın ve ifade özgürlüğünün yok sayılmasını reddettiğimizi bir kez daha hatırlatıyoruz. Halkın Haber Alma Hakkını Engelleyen Tüm Yöntemleri-Baskıları Reddediyoruz!

Belki yarın gece hep birlikte altına imza atarız…

xx        xx        xx

Bu gün öyle bir noktadayız ki, kendi kendimizi sansürler hale geldik…

Bizden, en azından benden daha cesur olan kalem sahipleri söylenmesi gerekeni söyleyip, gidip cezaevinde bedelini ödüyor… Veya öldürülüyor. Veya işinden oluyor…

Bize de utancı kalıyor… Size kalmıyor mu?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.