21. YÜZYIL ÜNİVERSİTESİ YAPACAĞIZ

Bu haber 19 Eylül 2010 - 0:00 'de eklendi ve 609 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Şayet olağanüstü
bir gelişme olmazsa, önümüzdeki Ekim ayının son haftasında Muğla Üniversitesi
adına Rektörlük seçimi yapılacak.

Bu seçim sıradan
değildir.
Zira, ülkemizin olmazsa olmaz koşullarından biri eğitim. Rektörlük seçimi bunu
yönlendirecek kurumun başı için ise, kayıtsız kalınamaz.

Bu
nedenle, ne zaman üniversiteler adına rektörlük seçimi gündeme geldi. Gözler
ilgili kurumlar üzerine çevrilir.

Sonra
sanılmasın ki bu seçim, sadece konuşlandığı il ve de ait olduğu üniversiteyi
ilgilendirir.

Şöyle
bir geriye dönüp baktığımızda ve günümüzde, ülke yönetiminde görev üstlenen
hükümetlerin bile zamanla önemli meselesi haline geldiğini görürüz.

Bu
nedenle, her hangi bir üniversite için rektör tercihi, başlangıçta ifade
ettiğim gibi hafife alınacak bir konu olmaktan uzaktır.

***

Dilerseniz
Muğla Üniversitesi için geçmişe uzanalım.

Özellikle
ilk kurulduğu yıl ve sonraki süreç.

1992 yılında
eğitim ve öğretime başlayan Muğla Üniversitesinin kurucu rektörü Prof.Dr. Ethem
Ruhi Fığlalı idi.

Kurucu rektör
olduğu için daha sonra yapılan 2 seçimde de aynı görevi üstlenen Fığlalı, hiç
kimsenin yadsıması mümkün olmayan kalıcı hizmetlerin sahibi olarak, çok önemli
başarılara imza atan bir akademisyen olmuştur.

Eğer bugün Muğla
Üniversitesi, kendisiyle birlikte kurulan eğitim ve öğretim yuvalarını birçok
bakımdan gerilerde bırakan bir kurum haline gelmişse, Fığlalı, önemli bir
payenin sahibidir.

Bugün,
bilhassa fiziki anlamda emsallerini çok gerilerde bırakan eserler, onun birebir
ilişkileri sayesinde üniversiteye kazandırılan mekanlardır.

Fığlalı’dan
sonra bayrağı devralan Prof.Dr. Şener Oktik, eserlere yenilerini katma başarısı
gösteren bir başka akademisyen.

Mevcut
mekanlara, daha bir estetik özellik katılarak yenilerin eklenmesi, yanı sıra
bölgenin imkan ve şartlarıyla örtüşen yeni branşlar, akademik düzeyde araştırmalara
önem verilmesi, rektör Oktik’in titizlik gösterdiği hususlar olarak yerini
almıştır.

***

Şimdi,
Muğla Üniversitesi yeni bir rektörlük seçimiyle karşı karşıyadır.

Başlangıçta
vurguladığım gibi bir değişiklik olmaz ise Ekim aynının sonlarına doğru, 3
aşamalı seçim yapılacak.

Dolayısıyla
bugüne değin resmi anlamda müracaat eden aday sayısını bilmiyorum ama basın
mensuplarına açıklamada bulunan 2 aday olmuştur.

Bunlardan biri
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Namık Açıkgöz.

Diğeri ise Fen
ve Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mansur Harmandar.

İlk
adaylığı açıklayan Açıkgöz diyor ki;

Gerek idari ve
akademik çalışmalarımla, gerekse çok sayıdaki sosyal faaliyetlerimle, Muğla ve
civarında, bilimsel ve idari tecrübelerimi paylaşmaya gayret ettim.

Yeni dönemde,
Muğla Üniversitesini tüm paydaşları ve birimleriyle adil, 21.yüzyılın bilimsel
değerlerini arkasına almış çoğulcu bir yaklaşımla yönetmek amacıyla aday oldum.

Bu
tür klasik görüş belirtmenin ötesinde bir iddialı açıklamanın sahibi oluyor
Açıkgöz.

Muğla
Üniversitesini 21.yüzyıl üniversitesi haline getirmek, zihniyet değişimi
sağlamak, adaylığımda temel koşuldur.

Mevcut yasaya
göre şekillenen üniversite yönetim yapılanmasının daha demokratik ve sorunsuz
bir şekilde oluşması için YÖK ve TBMM nezdinde girişimlerde bulunacak, böylece
Muğla Üniversitesi, “Türk üniversitelerinin yönetim sistemini değiştiren
üniversite olma gururunu yaşayacaktır.”

Dedim
ya bu gerçekten çok iddialı bir açıklama.

Üstesinden
gelebilir mi?

Rektör
seçilmesi halinde izleyip göreceğiz.

Rektörlük
adaylığı ile ilgili diğer açıklama Prof.Dr. Mansur Harmandar’a ait.

Üniversitemizin
2010-2014 yıllarını kapsayacak olan bu dönemde, ortak akıl yoluyla sorunları
tespit etmek, çözüm üreterek birlikte yönetimi gerçekleştirmek, akademik
özgürlük, yetkinlik ve insana saygının esas alındığı daha özgür, daha
demokratik ve şeffaf bir üniversite.

Ayrıca tüm
çalışanların mutlu ve huzurlu olarak geleceğe güvenle baktığı, barış ve
sevginin gerçek olduğu bir üniversite ortamı oluşturmak gayesiyle aday oldum.

İki
rektör adayının açıklaması bu.

Her
iki adayın altını çizdiği temel nokta, daha demokratik, özgür ve şeffaf
üniversite yaratmak.

Bu
takdirde ister istemez bir soru aklımıza takılıyor.

Acaba bugüne
değin Muğla üniversitesi bu özellikleri taşıyan eğitim ve öğretim kurumu
olmaktan uzak mıydı?

Eğer aynı kurum
bu tür sıkıntıların odağı durumunda ise seçilecek yeni rektör, huzur ve güvenin
daha bir hakim olduğu, çağdaş, bilimsel araştırmaların ağırlık kazandığı,
dolayısıyla sadece ülkemiz değil dünya genelinde istim üstünde bir kurum haline
gelir mi?

Gerçekleştirilirse
mesele yok.

Değilse…

Aksi
halde, bugün kendilerinin öne sürdüğü şikayet bağlamındaki sıkıntılar,
gelecekte aynen iade edileceğinin bilinmesini isteriz.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.