2002´de Bir Günlük Faiz

Bu haber 24 Ağustos 2017 - 0:30 'de eklendi ve 735 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

17 Aralık 2009’da yazılan bu yazı; nerelerden bu günlere geldiğimizi unutmamak için tekrar edildi 2002’de bir günlük faiz ile Ülkedeki bütün okullara kitap verildi. Bütçe görüşmeleri dolayısı ile 2002 yılındaki ekonomik durumumuzu hatırladık. Faizlerin yüzde 80 olduğu günlerde,  Devletin borçları için günlük faiz ödemeleri o kadar yüksek ki bir günlük faiz gideri ile Türkiye’deki bütün okullara kitap verildi. Meclis konuşmasında muhalefetin tenkitlerine cevap verirken başbakan söyledi. Kitap konusunun ne demek olduğunu kırtasiyeciler iyi bilirler. Orta öğretimdeki bütün okullara gidilir ve her dersin öğretmeninden okutmak istediği kitap listesini alarak o yörenin genel listesi çıkarılırdı. Tahminen sizin firmanın satabileceği kitapları temin edeceksiniz. Bir başka kırtasiye de aynı şekilde tezgahını çeşidini koyacaktır. Hiç bulunmayan, hatta baskısı bile düşünülmeyen kitaplardan isteyen pek çok okul çıkacaktır. Okullar açılır aylar geçer hala kitap talebi bitmezdi. Bir başka terslik ise, elinde kalan kitaplar konusudur. Gelecek yıl aynı kitabın talep edileceği bilinmediği için stok yapmak da iş değildir. Borçla alanlardan bir çok sebepten hesabını ödemeyen veya ödeyemeyen aileler de epey kabarık olurdu. Veliler de kitap aramaktan kına gelirlerdi.

Borç yükünün altında inleyen bir Ülkeye ne oldu da, şimdi faiz ödemelerinden hiç söz edilmez oldu. Yılın bazı aylarında faizle zenginlerden ihale ile para alınırdı. Bazen bu ihaleler öyle yükselirdi ki,  yüzde 170’le Devlete borç para veren iş adamlarını biliyorum. Kendileri aynı Devletten yüzde on gibi teşvik kredisi alanlar, hiç insafa gelmeden yüksek faizle verirdi. Bir gecelik repo denilirdi. Bizim Muğla’da bile bu yolla milyarlar sahibi olanları biliyorum. Adama şimdi soruyorum, Ülkenin gidişatını nasıl görüyorsun diye; Bana diyor ki, Ah nerede o eski günler, İnönü – Demirel hükümeti ile Baykal-Çiller hükümeti günlerinde biz para kazanırdık para diyor. Aksine ben, Baykal-Çiller hükümeti zamanında evlerimi sattım da namusumu kurtardım. Faizler şu tarihten itibaren yüzde 240 olacak dediler. Bizimde Halk bankasına borcumuz vardı. Borcun karşılığı belki yüz misli emtia yani mal varken, piyasaya bir panik geldi. Borcu ödemek için adeta alıcı aradım, aman al diyerek sattım. Malın değeri ancak borca yetebildi. Oysa, piyasalar düzelince evleri on misli ucuza sattığım anlaşıldı. Ekonomi bilmek için Prof. olmaya hiç gerek yok. Adalet Partisi dönemlerinde Devletin ekonomisini Turgut Özal yönetirdi. Özal merhum, Anap hükümeti başkanı olduğu dönemde, enflasyonu hiç dokunamadı. Bir araba alırsınız iki sene bindikten sonra beş misli yüksek fiyata satarsınız.

Özal ekranlardan hep izah ederdi; Enflasyonu düşürmek mümkündür, ancak her şeyi vitrinden seyir eder alamazsınız. Ama bu böyle kalmaz elbette bir gün Türkiye enflasyonu mecburen düşürecektir. Bunu yapmaz ise başka bir felaket le karşılaşır ki işte onun çaresi bulunmaz diyordu.

Demek ki, Özal gibi bir dehanın cesaret edemediği enflasyon düşürme kararını bu hükümet yani Ak Parti hükümeti ve Recep Tayip Erdoğan hükümeti vermiştir. Bu güzellikten hoşnut olmayanları iyice dikkat etmek lazım neden? Milleti arkasına almış, elli yıllık rüyamız olan Avrupa ortak pazarına girmeye gayret ediyor. Avrupa ortak pazarı demek zenginlik demek, demokrasi demek, insan hakları demek, sosyal adalet demektir. İslam devleti özlemi içinde olanların Avrupa’da ne işleri var? Kıbrıs konusundaki mücadele de aynıdır. Kuzey Kıbrıs’ta ortak pazar için gayret içindedir. Elbette kolay olmayacaktır. Ama Müslüman birliği de bir yandan sayemizde gelişmektedir. Belki de son dünya krizi Zengin Müslüman ülkeler Sayesinde bizi fazla etkilemedi. Büyük gurur duymamız gereken IMF’den borç para almadan üstelik eski borçlarında ödenmiş olmasına ne diyorsunuz? Petrol mü patladı? Ne oldu da Türkiye düze çıktı? Şimdi birileri bu güzellikleri yıkmaya çalışıyor. Cindoruk mu? Baykal mı? Bahçeli mi? Yoksa bürokrasi mi? Ama neden 27 Mayıs olayının ülkeye en az 50 yıl gerilere götürdüğü bilinirken neden?

 

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.