1961 Anayasa’sının getirdiği

Bu haber 15 Şubat 2018 - 0:33 'de eklendi ve 810 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Hüseyin Nizamoğlu

 

Özerk Kuruluşlar ve CHP

Ülkemizdeki özerk kuruluşlar Atatürk İnkılaplarını koruduklarını iddia ederler. Her birini biraz incelediğimizde CHP ile adeta gizli ittifak içinde oldukları ortaya çıkar. Bu yüzden ülke çok değerli varlığı olan devlet itibarını korumakta zorlanır. Bu özerkler ve CHP hiç olmaması gereken yanlışı yaparlar veya yaptırırlar. Yapılan yanlış yüzünden ekonomi dibe vurabilir veya 58 yıllık dost ülke olan ABD ile ilişkiler askıya alınabilir. Her iki olayda da olaya sebep olanlar değil de, icra suçlanır. Suçlayanların başında gene özerk kuruluşların bazıları ile CHP gelir.

Sözde demokratik hukuk devletiyiz. 1960 yılında CHP’nin teşviki ile sıradan orta rütbeli ekseriyeti sol görüşlü olan subaylar ihtilal yapmıştır. İhtilalcilere, özerk üniversiteden bir düzine Ord. Prof, ihtilali meşru ilan etmişlerdir. Gene özerk basın (sol görüşlü) ihtilalin ilk gününden itibaren yalanları manşet etmişlerdir. Et makinalarında kıyıldılar gibi, Kars, Ardahan, Erzurum yöresinin Ruslara verilecekti gibi, haberlerle halkı adeta ürküttüler. İhtilal mahkemesi hâkimi, sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor diyebilen, aciz ve emir kulu olabilen hukukçu gördük, öyle bir mahkeme ki, davacısı CHP.

Şahitleri CHP, seyircileri de CHP idi. Bu seyirciler, ülkeyi şantiye haline getiren Menderesleri yuhalıyordu. Bu kadar sorumsuzluğu özerk olan ve rejimin bekçisi bildiğimiz ordu 20 sene “yeter be” diyecek kadroyu kuramadı. Çünkü 1960 ihtilali 4700 civarında milliyetçi bilinen subayın her çeşidini ordudan atmıştı. Bütün bu yanlışların içinde bir doğru var idi. Dış siyasette CHP uyum içinde olurdu.

Türk askerinin Kore ye gitmesi kararını İsmet Paşa sessizce imzalamıştı. Birde bugünkü CHP’nin tutumunu düşünün. Hala geçerli olan özerklerle birleşen CHP, hayati önem taşıyan tezkerenin red edilmesini kahramanlık saymıştır.

Hâlbuki daha evvel birinci tezkere meclisten geçmişti. Buna göre ABD Mersin limanına birçok gemi ile getirdiği malzemeyi boşaltamadı. Günlerce tezkere meclise verilemedi. Bunun sebebi MGK toplanacaktı ve bu toplantıda tezkere muhakkak görüşülerek tavsiye kararı çıkacaktı. Ama olmadı. *MGK’nden irtica tehlikesi çıktı. Atatürk ilkelerini korudukları kararı çıktı. Asker bile ilgilenmedi gibi düşünen mecliste salt çoğunluk bulunamadı diye çoğunluğunun kabul ettiği tezkere red sayıldı.

Şimdi CHP bağırıyor. İtibarımız zedelendi. Hükümet ABD’ye bir muhtıra vermeye bile cesareti yok. Çok yazıktır, bunu nasıl ve ne pişkinlikle söyleyebiliyorlar. Özerk kuruluşlar ve çok saygı görmesi gereken Çankaya neden taşın altına elini koymuyor.

Süleyman Demirel 5 yıl daha görevde kalacaktı. ANAP’tan yüce divanda beraat edenler ile YÖK üyelerini tekrar seçti diye MHP’den destek görmedi. Bu Cumhurbaşkanı’nı günün Genel Kurmay Başkanı tavsiye etmişti. Ecevit’te ortaklarını ikna ederek getirdi. Ne yazık ki başbakan ile Cumhurbaşkanının kavgası ekonomiyi çıkmaza soktu. Bu kadar yapılan hatalara sebep olanlar sanki bu defada gene aynı taktikle icrayı suçluyorlar.

Ülkede özerkler içinde YÖK, YÖK’ten de daha etkili ve doğrudan millete eziyet etmek için kurulduğu sanılan Anıtlar Kurulu var. Burada da sol ekip hâkimdir. Sözde ATA yadigârı tarihimizi koruyacaklar. Bizim tarihimizde dünyaya hükmeden atalarımız Osmanlı hakanlığı var. Anıtlar Kurulunda birleşenler Osmanlı’yı sevmiyor. Bunu nereden biliyorsun denilse şöyle cevap verirdim; CHP bile ortanın soluyum dediği halde Osmanlı’yı sevmez. Hatta Nazım Hikmet onlara göre Atatürk’ten önde gelir. Bunu her konuda görüyoruz. Canlı canlı yaşıyoruz. Özetlenirse Özerk Dil Kurumu dilimizi kuşdili yaptı. Özerk olan tarih kurumu Osmanlı’yı da bir yana bırakalım, Atatürk ve İnönü’den başkasını ilkokul kitaplarında okutmazlar. Onlar için Çubuk Barajı, Haşan Ali Yücel ve Köy Enstitüleri baş tacıdır.

Muğla’da SİT ilan edilen yerler hakkında bir araştırma olduğunu Hamle’de çıkan araştırmalı haberden öğrendim. Bizim üniversitemizde yetkili bölümün olduğu ve bu vesile ile varlığını duyurması da çok güzeldir.

Bu haberden anladığıma göre şöyle bir yaklaşım var. Denizli asfaltındasınız yolun sağ tarafı Muğla Üniversitesi kampüsüdür, sol tarafında ise tütün tarlaları ile amale barakaları varmış ama şimdi virane olmuş. Araştırmacılar soracakmış; bu yerler tarihi midir?

Anıtlar Kurulu nasıl olmalıdır.

Bana göre cevap şöyledir. Bu yerlerle tarihin hiçbir ilgisi yoktur. Karabağlar iç kesiminde korunması gereken evler ve ağaçlar vardır. Dolaysıyla Ayvalı, Keyif oturağı Süpüroğlu, Hacı Ahmet, Bakkallar ile Berberler Kahvesi arası korunmalıdır. Denizli asfaltından 350 metre içerisi SİT kabul edilmeli diğer yerler serbest bırakılmalıdır.

Anıtlar Kurulu Türk tarihini ve Osmanlıyı, sevenlerden oluşmalıdır. Korumaya alınacak binalar Cumhuriyetken evvel ve Türk mimarisini temsil etmelidir. Arazi, tarla ve yurt gibi yerlerde tabiata can veren üçyüz, beşyüz yıllık çınarlar veya pınarlar olmalıdır. Deniz kenarlarını koruyacak isek, evvela devletin yüksek bürokratlarının yazlıklarına el koymalı ve buraları da halka açmalıdır.

Not: Bu yazı 2003 yılından önceki durumu anlatmaktadır.15 yıldan beri neler oldu.? Yaşayarak görüyoruz.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.