1924 ANAYASASI

Bu haber 03 Mayıs 2012 - 0:00 'de eklendi ve 1.168 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

23 Nisan 1920 tarihinde açılan TBMM 1876 tarihli Anayasa ile faaliyetini sürdürmüş, ancak 9 ay sonra 20 Ocak 1921’da yeni Anayasasını hazırladığı halde 1922’de yürürlüğe koyabilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi bu Anayasayı yaparken, kurucu güç mahiyetinde olduğunu kabul etmiştir. Böylece TBMM 1921 Anayasasını 1 Nisan 1923’de esaslı olarak değiştirmiş ve yeni seçim kararı almıştır. Cumhuriyetin ilanı 29 Ekim 1923’de yapılmıştır. Seçimlerden sonra ikinci TBMM 11 Ağustos’ta çalışmalarına başlamıştır. 1924 Anayasasını yapan bu meclistir.
24 Anayasasının değiştirilemez maddesi Cumhuriyet olduğu halde sonradan değişemez madde çoğalmıştır. Anayasada ilk değişiklik; 1 Nisan 1928’de Laiklik ilkesi de anayasanın değişmez maddesi olmuştur. 1926 tarihinde yürürlüğe giren medeni kanundaki bazı hükümlerin Laikliğe uyması içinde alınan tedbirlerle Medeni kanunda şöyle değişmeler oldu: Yukarıdaki adı geçen değişimle Anayasanın 2. Maddesindeki Devletin dini İslam olduğu hükmü ile 26. maddede ahkamı şeriyye hükmü kaldırıldı. Bu iki önemli değişikliğe paralel olarak 16. ve 38. Maddelerde bulunan milletvekilleri ile Cumhurbaşkanının göreve başlarken ant içme formüllerindeki “Vallahi” sözcüğü de silindi. Böylece hem Türk devletinin resmi bir dinle bağlı olmaması, hem de yasama organının dinsel işlerle sözcüğü de silindi. Görüleceği gibi 1928 değişikliği inkılapçılık niteliğini ortaya çıkardı. 5 Aralık 1934’de yapılan anayasa değişikliği ile seçilme yaşı 18 iken 22’ye çıkarıldı. Kadınlara seçme ve seçilme hakkı getirildi.
1924 Anayasası madde 3. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Madde 4. Türk milletini ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi temsil eder ve millet adına egemenlik hakkını yalnız o kullanır. 1937 yılında Atanın hasta olduğu sırada 24 Anayasasında en önemli ilave yapıldı. 1928 yılında Anayasaya giren ve yapılan ilave ile laiklik hakkında çok şey yazıldı. Bunlardan araştırmacı yazar İsmet Bozdağ’ın dikkat çeken yazısını veriyorum.
LAİKLİĞİ KİM ORTAYA ATTI
Şaşılacak bir gerçek; Günümüzde en çok konuşulan ve Atatürk inkılaplarının en vazgeçilmezi olarak belirlenen Laiklik, Atatürk’ün yazılarında bir kez olsun kullanılmamıştır. Laiklik, İsmet Paşanın patentinde olan bir kavramdır. Fakat buna rağmen, düşünsel bir teori olmak yerine, bir iman teorisi biçiminde algıladıklarından, Laiklik kavramının ardına sindiler ve yuvalandılar.  Kendilerine güçlü bir paravan da gerekli idi. Laikliğin yanına ATATÜRK’ü yerleştirmek marifetini gösterdiler.
Artık ordu, Atatürkçü, yani Laikti. Yüksek bürokrasi Atatürkçü yani Laikti. Basın, ATATÜRKÇÜ yani Laikti… Üniversite ATATÜRKÇÜ yani Laikti… Türk Aydını ATATÜRKÇÜ yani Laikti… Toplumun etkin güçleri bunlardı. Bunlar Laiklik aldatmacası ile kendi yanlarında olduğuna göre, artık güven içindeydiler.
Yeter ki Laiklik bayrağı elden düşmesin. Bu konuda o kadar ileri gittiler ki, anarşi için hazırlanmış bir yasaya, Laikliğe aykırı sağ davranışları tek başına yerleştirdiler: Fakat demokrasiye aykırı ve Devlete büyük hizmetler etmiş kimseleri, evlerinin kapısı önünde, bazılarını evlerinin yatak odasında kurşunlayan Dev-Genç­ gibi kuruluşların cinayetlerini hatırlamadılar bile! Oysa sağdan gelecek tehlike bir varsayıma dayanıyordu; Sol tehlike, cinayet örgütleri halinde şehirlerde kol geziyor, can alıyordu. Fakat şu garabete bakınız ki, Atatürkçü geçinen sosyalistler, İsmet Paşa kalkanını kendilerine yeterli görmemiş olacaklar ki, Laikliği Atatürkçülüğün ve çağdaşlığın vazgeçilmez koşulu olarak bayraklaştırdılar…
Bu gün 75 yıl sonra bu konuda Laikçiler ne alemde diye düşündüğümüzde aklımıza şunlar geliyor. Bir yerde İhtilal yapanlarla birlik oluyorlar. Bir yerde bakıyorsunuz Kenan Evren’e hesap sormada kuyruğa giriyorlar. Esas konu 61 Anayasasıdır. Sırası ile 27 Mayıs ihtilaline karışan, yön veren, koca Türkiye’nin gözbebeği olan. Adnan Menderes’i asanlara, Merhum için Anıt mezar yapan milletin ahı geçmez mi sanıyorlar?
 
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.