19 MAYIS NASIL KUTLANIR?

Bu haber 22 Mayıs 2012 - 0:00 'de eklendi ve 1.046 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Hafta sonunda 19 Mayıs’ı tartışmalarla, protestolarla kutladık.
19 Mayıs nasıl kutlanır, kutlandı mı?
Kimilerine göre kutlandı, kimilerine göre kutlanmadı!
Nasıl kutlanır?
Kimilerine göre 2011’de kutlandığı gibi kutlanır, kimilerine göre hafta sonunda kutlandığı gibi… Kimilerine göre de, kutlamaların stadyumlardan, adeta devlet zoruyla yapılmaktan çıkarılması iyi oldu, ama “yasaksız” ve daha iyi kutlanabilirdi…
Madem amaç, sivilleşme ve özgürleşme; isteyenin bir çelenk sunmasına engel çıkarılmamalıydı! Öyle görünüyor ki sorunun yanıtı aranmaya devam edilecek.
 
xx     xx     xx
19 Mayıs Bayramı ilk defa 1938 yılında kutlanmıştır. Yani, kurtarıcının ölümünden 6 ay evvel. Neden?
Aslında 19 Mayıs kutlamalarından önce “İdman Bayramı” var. İlk kez 1916’da (Osmanlı dönemi) yapılmış. 1917’de ikincisi yapılmış ve araya savaş yıllarının girmesiyle 1928’e kadar bir daha yapılmamış. 10 Mayıs 1928’de Ankara’da, 11 Mayıs’ta İstanbul ve İzmir başta olmak üzere çeşitli şehirlerde kutlanan ve yeni adıyla “Jimnastik Şenlikleri”ne Gazi de katılmış, fakat şenliklerin neden 19 Mayıs’ta değil de 10 Mayıs’ta yapıldığını sormak aklına bile gelmemiştir! Bundan sonra 1937’ye kadar yine Jimnastik Şenlikleri adıyla ama bayram kimliği kazanmadan devam etmiştir.
 
xx     xx     xx
Peki, 19 Mayıs?
İsmet Bozdağ devrin Dahiliye Vekili, dostu Şükrü Kaya’dan naklen anlatıyor:
“Yıl 1936. Günlerden 19 Mayıs. Atatürk Dolmabahçe’de, yanında Şükrü Kaya, Ruşen Eşref, Kılıç Ali, Salih Bozok, Mehmet Seydan, Nuri Conker var, konuşuyorlar.
Birdenbire Atatürk soruyor: ‘Bugün günlerden ne?’ Diyorlar ‘Salı, Çarşamba’ neyse.
Ayın kaçı? 19’u.  Aylardan ne? Mayıs… Atatürk, ‘Ne oldu bugün söyleyin bakalım?’ diyor. Yanıt verebilen çıkmıyor. Atatürk, ‘Ben bu gün doğdum.’ diyor ve ‘Samsun’a çıktım. Asıl yapacağınız bayram bu.’ diye ekliyor.”
Hikâye özetle böyle…
Atatürk’ten 19 Mayıs’ın bayram yapılması talimatını alan Şükrü Kaya’nın marifetiyle Jimnastik Şenliği 19 Mayıs’a alınır, Gençlik ve Spor Bayramı olarak ilan edilir. İlan edilir edilmesine ya, bu bayramın kanunlaşması için 1938’in 20 Haziran’ını beklemek gerekecektir.
Bir de önde gelen Atatürkçü yazarlardan Tarihçi Cemal Kutay bir röportajında “19 Mayıs’ın ayrıca bayram olarak kutlanması kararı bence Atatürk’ün hastalığının acı bir gerçek olarak ortaya çıkması ile ilgilidir. Artık ömrünün kısa olduğu kabul edilince O’nun hayatında önemli olan günler daha derinden anılmaya başlandı.” der.
Evet, 19 Mayıs’ın neden bayram yapıldığını bu pür Kemalist ağızdan daha yetkin kimse ifade edemezdi herhalde.
 
xx     xx     xx
Bu anlamda ulusal (milli) bayramlarımız için Türk Milletinin Atasına olan minnetinin ve “Atatürkçülüğün” bir ifadesi olarak kabul edilebilir. Ancak zaman içinde Devlet elinde; daha doğrusu Devleti ele geçirenlerin ellerinde Atatürk “putlaştırıldı”, Atatürkçülüğün içi boşaltıldı. Milletin minnet duygularının ifadesi, şükran gösterileri statlara hapsedildi, çocuklarımız, gençlerimiz için “eziyete” dönüştürüldü!
Yetmiyormuş gibi, Atatürk’ün gençliğe armağan ettiği bu bayram, 19 Mayıs 1981’e kadar “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanırken, herkesten Atatürkçü (!) olan darbeci Evren bayramın adını “19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” olarak değiştirdi… Oysa Atatürk 10 Kasımlarda anılıyordu!
Ve artık “Atatürkçülüğün” içinde Atatürk’e dair ne kaldıysa onlarda darbeci Evren tarafından boşaltılıyordu…
 
xx     xx     xx
1916’da kutlanan “İdman Bayramı” ile başlayıp, 1937’de “Gençlik ve Spor Bayramı” adıyla anlam kazanan süreçte geldik bu güne… Gazeteci Ahmet Hakan’ın yorumladığı gibi Hafta sonunda yapılan kutlamalarda, kule yoktu, prova yoktu, bir örnek giysiler yoktu… Temsili milis güçleri yoktu, bıkkınlık yoktu… Anlamsız vücut hareketleri yoktu, stadyumlara tıkılma yoktu…  Garnizon komutanı yoktu, vali yoktu… Zorunluluk yoktu, “bitse de gitsek” duygusu yoktu… “Rap rap rap” yoktu, askeri adımlar yoktu…  O utanç verici “etek boyu tartışması”nı başlatacak malzeme yoktu…  “terbiye edilmiş bedenler” ideolojisi yoktu… Bireyi yok sayan, kalabalık içinde eriten, bütünün minicik bir parçası haline getiren görsellikler yoktu… İnançsızca atılan nutuklar yoktu…
Bu yoruma kesinlikle katılıyorum…
 
xx     xx     xx
Ya ne vardı?.. Yine Ahmet Hakan’a göre, “Gayri resmi bir şuur vardı… İlle de devlete yaslanmak gerekmeyeceğinin kanıtları vardı… “Bir şey yapmalı” diyenlerin yaptıkları şeyler vardı… Sempozyumlar, konserler, yürüyüşler, mitingler vardı…”
Bunlar güzeldi…
Ya Atatürk var mıydı? Ben göremedim…
 
xx     xx     xx
Kutlamalar Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Gençlik ve Spor Bakanlığı’na geçti. Ben Muğla’da 2012 kutlamalarını gerçekleştiren Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nü kutluyorum. Kısa sürede başarılı bir “hafta” ortaya koydular. “Ya bu müdürlüğe kayıtlı genç ve çocuk sporcularımız olmasaydı?!!” diye de sormadan edemiyorum.
Ben bu anlamlı bayramın statlardan ve gençlerimize eziyetten çıkarılmış olmasını önemsiyor ve destekliyorum. Ancak 2013 kutlamalarında tüm gençlerimizin, milletimizin caddelerde, meydanlarda, sempozyumlarda bütün yurtta “gerçek Atatürk” ile buluşturulmalarını umuyor, bekliyorum…
NoSpacing>Yoksa bu anlamlı günü korkarım ilki 1916’da yapılmış olan “İdman Bayramı”na dönüştürmüş oluruz.
NoSpacing>(22.05.2012)
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.