19 Mayıs 1919… 19 Mayıs 2015…

Bu haber 18 Mayıs 2015 - 0:00 'de eklendi ve 1.550 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Bu gün 18 Mayıs 2015…

Yarın 19 Mayıs 2015…

19 Mayıs 1919’da ilk bağımsızlık ateşini yakan yüce Türk Milleti Kurtuluş Savaşı’nı ve ardından birçok alanda gerçekleştirdiği atılımları genç cesur yüreklerle gerçekleştirilmiştir. Bu yüzden ki Atatürk gençlere olan güveni sebebiyle de bu günü gençlere armağan etmiştir.

Geçen hafta içinde Muğla Uluslararası Gençlik Merkezi’nde Gençlik Haftası etkinliklerinin tanıtımı için düzenlenen kahvaltıda Muğla Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Bekir Çeker böyle diyordu.

Etkinlikler 15 Mayıs’ta başladı. Streetball turnuvası, Ata’ya saygı izci kampı, Ata’nın izinde Samsun’dan Muğla’ya bisiklet turu, uçurtma şenliği ve daha pek çok etkinlik…

Etkinlikler yarın Yüksek Sadakat konseri ve havai fişek gösterisiyle sona erecek.

xx     xx     xx

O gün kahvaltıda bizlerle birlikte olan Vali Amir Çiçek de “Gençlik Haftasına baktığımızda özellikle spor alanında, koşu, bisiklet, yürüyüş ve diğer sosyal etkinliklerle Muğla’da buna uygun Sınırsızlık Meydanı da gençlerimizin kendilerini ifade ettiği yer olacak. Zaman zaman bende gidip katılacağım. Orada sergiler, tiyatrolar olacak. Biz istiyoruz ki gençler kendileri çalıp kendileri oynamasın her kesimden vatandaşın da bunları izlemesi bizim arzumuzdur.” diyordu.

Öyle de oldu…

Sınırsızlık Meydanı birkaç gündür farklı bir amaç ve etkinliklerle de şenlendi.

Muğla Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Bekir Çeker ile kadrosunu ve gençlerimizi kutluyoruz.

xx     xx     xx

Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, her yıl 19 Mayıs tarihinde kutlanan, Türkiye Cumhuriyeti‘nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti‘nin millî bayramıdır. 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Atatürk Bandırma Vapuru ile Samsun‘a çıkmıştır ve bugün İtilaf Devletleri‘nin işgaline karşı Türk Kurtuluş Savaşı‘nın başladığı gün kabul edilir.

Gençlik ve Spor Bayramı, ilk defa 24 Mayıs 1935’te “Atatürk Günü” adı altında kutlanmıştır. Beşiktaş‘ın girişimleriyle Fenerbahçe Stadı‘nda kutlanan bu ilk 19 Mayıs, Galatasaray ve Fenerbahçeli yüzlerce sporcunun da katılımıyla bir spor günü haline gelmiştir.

Bu organizasyondan bir süre sonra gerçekleşen Spor Kongresi‘nde söz alan Beşiktaş Kurucu Üyesi Ahmet Fetgeri Aşeni kutlanan Atatürk Günü‘nün tüm gençliğe mal edilebilmesi için “19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı” adı altında her yıl yapılmasını teklif etmiştir. Kongrede oylanan bu öneri kabul edilmiş ve Atatürk‘ün de onayıyla yasalaşmıştır. 20 Haziran 1938 tarihli kanunla “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanan bu ulusal bayramın adı 12 Eylül Darbesinden sonra “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” adını almıştır.

xx     xx     xx

Atatürk’ü 19 Mayıs’ta anmak, 10 Kasım’da anmaktan daha önemlidir.

Ki 19 Mayıs Atatürk’ün “Doğum günüm” dediği tarihtir.

19 Mayıs’ı Atatürk’ün doğum günü olarak kabul edebileceğimiz gibi, “Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kabul edilmesinin yanı sıra, Kurtuluş Savaşı‘nın başlangıcı olarak da kabul edebiliriz.

Ancak Gençlik ve Spor Bayramı 2. Meşrutiyet döneminde de vardı. Atatürk hayatta iken de “İdman Bayramı” olarak kutlanmaya devam ediliyordu.

Atatürk’ü anma” ibaresinin Kenan Evren tarafından eklendiğini göz önüne alırsak, bu da emekli diktatör olarak aramızdan ayrılan Kenan Evren‘in belki de hayatında yaptığı tek doğru iştir… Çünkü Atatürk‘ün doğum günü olarak 19 Mayıs’ı işaret etmesinden de belli olduğu gibi bu tarih kendisi için son derece önemlidir.

O nedenle ben Atatürk’ü anmak için 19 Mayıs’ın 10 Kasım’dan çok daha önemli olduğunu düşünüyorum.

xx     xx     xx

Mustafa Kemal Atatürk Nutuk’ta söze şöyle başlar:

1919 yılı Mayısı’nın 19. günü Samsun’a çıktım.

Bu giriş cümlesinin ardından, “genel durum” der ve Osmanlı İmparatorluğu’nun o gün içinde bulunduğu durumu, genel görünümü özetler. Atatürk’ün penceresinden görünüm satır başlarıyla şöyledir:

Osmanlı’nın içinde bulunduğu grup, Dünya Savaşı’nda yenilmiş. Ordu zedelenmiş.

Uzun yıllar savaşan ulus, yorgun ve fakir düşmüş.

Ülkeyi Dünya Savaşı’na sokanlar kendi derdine düşmüş.

Padişah yalnızca kendini ve tahtını güvenceye alabileceği önlemler peşinde.

Damat Ferit Paşa başkanlığındaki hükümet padişahın buyruğuna bağlı halde. Kendini ayakta tutacak her türlü duruma razı.

Yabancıların tek beklentisi devletin bir an önce çökmesi…

Durumun korkunçluğu karşısında ülkenin her yerinde, her bölgesinde kimi kişiler kurtuluş çareleri aramaya başlamış. Bu arayışlar bazı kurumlar doğurmuş. Ancak bunlar birbiriyle bağlantısız ve dağınık…

Atatürk, 19 Mayıs 1919’daki durumu özetledikten sonra kendi kararını, “ya istiklal ya ölüm” olarak açıklıyor ve mücadelesini tarihin sayfalarında kalıcı hale getiriyor.

xx     xx     xx

19 Mayıs 1919 – 19 Mayıs 2015… 96 yıl geçmiş.

Hala tam bağımsızlık ve özgürlük diyoruz…

Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ın geçen yıl 19 Mayıs’ta kaleme aldığı yazısında “Kestirmeden gidip bugün de benzer bir tablo içindeyiz” demek kolaycılık olacaktır.

Somut durumun somut tahlilini yaptığımızda karşımıza düşman olarak emperyalizm, kapitalizm, faşizm değil, “cehalet” çıkıyor.

Mustafa Kemal Atatürk, 18. 03. 1923’te, Tarsus’ta çiftçilerle konuşurken, “Biz cahil dediğimiz vakit, mutlaka mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğim ilim, hakikatı bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okuma bilmeyenlerden de hakikatı gören hakiki âlimler çıkar.” dediği gibi 21. 03. 1923’te de Konya’da lise öğretmen ve öğrencilerine hitap ederken şöyle der:

Milleti kendi benliğine sahip yapmayan, milleti asırlarca kendi hakkında gafil bulunduran hep bu cehalettir. Hükümdarların, şunun, bunun, milleti esir gibi, köle gibi kullanmaları, bütün vatanı kendi özel mülkleri gibi düşünmeleri, hep milletin bu bilgisizliğinden istifade edilmek sayesinde idi. Gerçek kurtuluşu istiyorsak, her şeyden evvel, bütün kuvvetimiz, bütün süratimizle bu cehaleti ortadan kaldırmaya mecburuz…

xx     xx     xx

Nutuk, durumu anlatmakla başlar, Gençliğe Hitabe ile son bulur. Atatürk’ün 15 Ekim 1927’de Meclis kürsüsünde okumaya başlayıp 20 Ekim’de noktaladığı Nutuk’taki en son sayfa Gençliğe Hitabe’dir. Atatürk bu bölümde de “gelecekteki olası durumu” anlatır ve buna karşı gençliğe düşen “vazifeyi” paylaşır.

Atatürk dönemini aştıklarını iddia edenlerin önce ona ulaşabilmesi gerekir. O nedenle bu gün “cehaletle” savaşı daha da yükseltmek ve Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni unutmamak gerekir.

xx     xx     xx

Atatürk’ün milli birlik ve dayanışmayı gerçekleştirmek için 19 Mayıs’ta çıktığı yolculuk, küllenen umutları canlandırmış, Anadolu insanın tek yumruk olmasını sağlamıştır. Atatürk Türk Milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşaması için giriştiği bu savaşta, tüm gücünü, millete olan inancından ve güveninden almıştır.

Kurtuluş Savaşı, hazırlık çalışmalarından Büyük Zafer’e kadar her yönü ile çok iyi tasarlanmış, umutların ve özlemlerin çığ gibi büyüyerek coşkuya ve zafere dönüştüğü kahramanlık destanıdır.

19 Mayıs kurtuluşun, yeniden dirilişin adımlarının atıldığı gündür. O adımlar zaman zaman gerilese de hep ileriye atılmaya devam edecektir.

Geleceğimiz gençliğin bayramı kutlu olsun.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
resat öztepe 18 Mayıs 2015 / 15:36

Gocuman;Biz cahil dediğimiz vakit, mutlaka mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğim ilim, hakikatı bilmektir ,Haikikat bilen,irfan sahibi kaç tane genç bulursun meydanlarda.96 Yıldan beri Tam Bağımsızlık ve Özgürlük diyoruz. Kaç 96 yıllar daha diyeceğiz diye düşünürüm Hani leylek havası derler ya ömrü lakırdı ile geçermiş,Gerçi Leylek’in dediği Leke leke dirve manası da Mülk senindir,mülk senindir.demektir. Kuş Allah’a hitap ediyor. Hangi Gençlere. sevgi ve saygı.