150 YILLIK SUSUZLUK

Bu haber 17 Eylül 2013 - 0:00 'de eklendi ve 1.006 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Bir yerleşim birimi düşünün ki, bir asır değil tam tamına 1.5 asırlık süreçte suya hasret.
Evet yanlış duymadınız.
Marmaris İlçesine bağlı Taşlıca Köyü, bunca yıllık süreçte susuzlukla mücadele etti.
Hem de ne mücadele.
Tüm canlılar için su olmazsa olmaz koşul olunca, başka çareleri yoktu.
Zira su yaşam iksiriydi.
Öyleyse ne yapıp edip suya kavuşmalıydılar.
Ne var ki doğal koşullar en büyük engeldi.
Doğal şartlar diyorum.
Aynı köyün nasıl bir fiziki yapıda olduğunu yakından bilenlerden biriyim.
Üniversitede okuduğum yıllardı.
Bir taraftan eğitimime devam ediyor, diğer yandan Orman Bakanlığı bünyesinde çalışıyordum.
İlgili bakanlığa bağlı Orman Tahdit Komisyonunda “harita desinatörü” görevini üstlenmiştim.
Komisyonun görevi, orman ile arazi arasındaki sınırın tespit edilmesiydi.
Dolayısıyla komisyon üyeleri Taşlıca Köyünde çalışmalarını sürdürürken çoğu kez bende araziye çıkardım.
İşte Taşlıca Köyünü yakından tanıyışım o yıllara rastlar.
O zamanki görüntüsüyle, tam bir mahrumiyet beldesi.
Ne su var.
Ne de halkın geçimini sağlayacak elverişli toprak yapısı.
İsmi üzerinde, tam bir taş yığınlarından oluşan köy.
O günün koşullarında halk, bir karış toprağa sahip olabilmek için olabildiğince tarlanın taşlarını temizliyordu.
Temizlese ne çıkar.
Kazdıkça yine taç çıkıyor.
O zaman bu köyün isminin neden Taşlıca olduğunu anlıyorsunuz.
Ya susuzluk?
Başka yerleşim birimleri gibi doğal su kaynakları olmadığı için yerin derinliklerinden istifadeyi sağlayan Artezyen kuyusu açmak ta pek mümkün değildi.
En azından hazırlanan fizibilite raporları bunu gösteriyordu.
Bu arada denebilir ki, böylesine susuzluğun egemen olduğu köyde halk ve de diğer canlı varlıklar su ihtiyacını nasıl gideriyor?
İşte burası çok hazin!
Adını gölet demeye şahit isteyen bir takım su birikintilerinden istifade ediyorlar.
Tabi ne derece sağlıklıydı!
Böylelikle aradan çok uzun yıllar geçer.
Acaba Taşlıca Köyü suya kavuşturulmuş muydu?
Bunca sürede kime sorsam, verilen cevap hayır! olmuştu.
Demek ki Taşlıca Köyünün çilesi bitmemişti.
Ne yapılsa da İl Özel İdaresi ve DSİ bünyesinde sürdürülen çalışmalardan bir türlü sonuç alınamıyordu.
Doğal olarak köy halkı üzgün.
Yerleşim birimlerinin su ihtiyacını karşılamakla görevli devletin ilgili kurumları da en az onlar kadar tedirgin.
Nasıl tedirgin olmasınlar?
Susuzlukla boğuşan köylünün nasıl sıkıntı içerisinde olduğunu birebir gözlüyorlardı.
Bir damla suya hasret Taşlıca halkının ızdırabını gözlerinden okuyorlardı.
Yine de işin peşini bırakmıyorlar.
Onlar, asli görevleri arasında halkın su ihtiyacını gidermek olduğu bilincindeydiler.
***
Derken, şimdi mutlulukla öğreniyoruz ki, Taşlıca Köyü suya kavuşmuş.
O köy için bundan daha büyük mutluluk olur muydu?
Zaten, onca KM uzaklıktan getirilen suyun vanası açıldığında ortaya çıkan manzara, her şeyi anlatıyordu.
Bir kısım köylü, suyu altına kendini atmıştı.
Hem de sırılsıklam oluncaya kadar.
Şimdi mutlulukla görüyoruz ki, Taşlıca Köyü halkı hiç olmadığı kadar sevinç içerisinde.
Nasıl olmasınlar?
1,5 asırdır çektikleri su çilesi sona ermişti.
Bundan böyle, bir takım su birikintilerinden elde ettikleri su yerine, çok daha sağlıklı su içeceklerdi.
Aynı şekilde diğer canlı varlıklar da sağlıklı suya kavuşmuştu.
Sonuç ta bize düşen, emeği geçen herkesi yürekten kutlamak yanında, 150 yıldır susuzlukla boğuştuktan sonra bu tür bir mutluluk yaşayan Taşlıca Halkının gözü aydın olsun demektir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.