14 MAYIS

Bu haber 22 Mayıs 2014 - 0:15 'de eklendi ve 1.109 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Bu yazı 15 Mayıs 2002 tarihinde yazılmıştır. Önemini ve tarihi değerini hiç eksiltmeyen bu yazıyı aynen veriyorum.

14 Mayıs 1950 tarihi Demokrat Parti’nin yüzde 80 halkın oyu ile iktidara geldiği gündür.

19 Mayıs 1919’da İstiklal Savaşını başlatmak üzere Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşlarının

Padişah fermanı ile İstanbul’dan Kadeş Vapuru ile hareket ederek Samsun’a çıktıkları gündür.

29 Mayıs 1453’de Fatih Sultan Mehmet Han ve ekibinin İstanbul’u fetih ettiği gündür.

Bu bahsettiğim tarihler Müslüman Türk Milletinin kaderinin değiştiği tarihlerdir.

Mayıs Ayında meydana gelen başka olaylarda var. Konu edilen ülkemizin var olma veya yok olma mücadelemizin önemli tarihleridir.

27 Mayıs 1960’da Demokrat Parti, halkın yüzde 15’ini temsil azınlık tarafından yapılan ihtilalle kapatıldı. DP, neden bir azınlık tarafından bitirildi ve neticede ülkenin başına neler neler geldi ve neleri kaybettik? Bunları 14 Mayıs dolayısı ile hatırlamakta fayda vardır.

Demokrat Partinin kuruluşu 1945’dir. İlk seçimi 1946’da girmiştir. Çok partili hayata ilk giren Türkiye’de, oylar gizli tasnif edilmiş, neticenin ilanı uzunca sürmüştür. Bilindiği gibi DP’nin kurucusu Celal Bayar, aynı zamanda Atatürk’ün başbakanlığını yapmış kişiliğe sahiptir. Adnan Menderes, Aydın’a Atatürk’ün ziyareti sırasında dikkat çekmiş bir gençtir. Tek parti döneminde meclise girmesi, Atatürk’ün tavsiyesi iledir.

1950 seçimlerinde millet, ordusu, güvenlik güçleri, üniversitesi ve basını ile yekvücut olarak Demokrat Partiyi iktidara getirmiştir. Demokrat Parti yönetimi meclise1946 seçiminde giren ve uzun yıllar ana muhalefette iken halkla kaynaşan ve iyice hazırlanarak iktidar olduğu için, özellikle şehirde ne varsa, köyde de aynısı olacak vaatleri ile işe başlamıştır.

Evvela Köy Enstitülerini öğretmen okulu, mezunlarını da tam olarak öğretmen kadrosu ve unvanı vermiştir. Sıra ile şehirler arası yol, devamla vilayet dahilinde ilçelere ulaşım sağlandı.

Çiftçilere traktör temin ederek taksitlerle ödenmesi sağlandı. Sulu ekim, gübreli ekim için gübre fabrikaları ve sulamalı tarım için barajlar ve göletler yapılmaya başlandı.

Kısa süre sonunda traktör kendi ülkemizde imal edildi. Bir yandan sahil şehirlere limanlar ile bir yandan hava ulaşımı devreye girdi. İlk önceleri ham maddeleri ülkemizde yetişen sanayilere girildi. Her köye okul, cami, su, yol ve elektrik gibi temel yatırımlar yapıldıkça liseler açıldı. Büyükçe illere üniversiteler açılıyordu. Sanayi geliştikçe, ülkede elektrik ihtiyacı büyümekte idi. Bir kalemde onlarca baraj inşaatını başlatarak istihdam yaratılıyordu. Köylü il ve ilçe merkezlerine her türlü vasıta ile ulaşmaya başlamıştı. Bu güzellikleri birileri içine sindiremiyordu. Nihayetinde 27 Mayıs 1960 tarihinde ihtilal yaptılar. İşte bu tam anlamı ile Türk baharı olan idi.

Ülkede her doğru olan ne varsa birden hepside tersine döndü. Bu yazının yazıldığı 15 Mayıs 2002 tarihine kadar ülke bir türlü Menderes’in bıraktığı yere gelemedi. Kıbrıs diyorsunuz, Menderes’in Londra’da şarta bağladığı garantörlük hakkı olmasa idi hiçbir belgemiz olmayacaktı. Avrupa Birliği diyorsunuz 1957 yılında Menderes’in ilk müracaatı olmasa idi yine de çalışmanın anlamı olmayacaktı.

Öyle bir ihtilal mahkemesi gördük ki, neden fabrika yaptınız, neden yol yaptınız, neden İstanbul’a bu kadar imar ettiniz, neden bu milleti refah getirdiniz diye idam kararı vermiştir.

O ceza evi işkencesine ne denir? Şimdi bir katili şehit yakınlarının ödediği vergilerle besliyoruz. Aynı tarihlerde Yunanistan’da da ihtilal oldu. Başbakan Karamanlis’e kaçma fırsatı verildi. 10 yıl sonunda tekrar getirdiler, cumhurbaşkanı seçtiler. Bulgarlar’da aynısını 48 yıl sonra yapmıştır. Biz de ise, sözde aynı din kardeşi, olanların kini hala bitmiş değildir. Olanlar ülkeye olmaktadır.

İzninizle kısa bir ilave gerekiyor; 27 Mayıs ihtilalini yapanlar,12 Mart müdahalesine yapanlar, 28 Şubat baskısını yapanların önemli kısmı esas görevine döndüğü halde, siyasi kanat ile kaşarlanmış bize mahsus sol basın aynen 27 Mayıs’taki gibidir. Hukuk anlayışı aynen benziyor. Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor. Bu böyle gidebilir mi? Buna çare olması gereken yeni Anayasaya mani olanlar, Başkanlık sistemine de istemiyoruz diyor. Fakat artık boşuna olacaktır. Bu ülke layık olduğu yönetime muhakkak kavuşacaktır.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.