12 EYLÜL İTTİFAKI

Bu haber 19 Ağustos 2010 - 0:00 'de eklendi ve 752 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Dünkü
Star Gazetesi’nin birinci sayfasında, ‘12 Eylül İttifakı’ başlığı altında beni
çok hüzünlendiren bir fotoğraf yayınlandı. Fotoğrafta, Atatürkçü Düşünce
Derneği’nin (ADD) düzenlediği bir toplantıda, MHP Grup Başkan Vekili Oktay
Vural, CHP MKYK üyesi Süheyl Batum, DP Genel Başkan Yardımcısı Ufuk Söylemez ve
ADD Başkanı birlikte görülüyorlardı.

Ulusalcı
ve Ergenekon bağlantılı olduğu bilinen, millî, manevî ve demokratik değerlerin
karşısında yer alan, paramiliter bir örgüt niteliğindeki ADD’nin çatısı altında
âdeta bir ittifak mahiyetinde toplantı yapmak, hiç şüphesiz CHP’ye yakışır.
Hele CHP’deki yeni ulusalcı-demokrasi karşıtı, militarist vesayetin ve
jüristokrasinin savunucusu ekibin, 12 Eylül Darbe Anayasası’nı değiştirtmemek
için nasıl çırpındığını görmek sürpriz değil…

Son
mahallî seçimlerde Genel Başkanı’nın CHP’ye oy verdiği anlaşılan Dinozor
Partisi ’nin (DP), aslında CHP orijinli olan Genel Başkan Yardımcısı’nın tutumu
da benim için sürpriz sayılmaz. Büyük bir kin ve kıskançlıktan ibaret kalmış bu
ekibin bugünün ve yarının siyasetinde hiçbir öneminin olmadığını bilmeyen
yok…

Beni
asıl üzen ve hüzünlendiren nokta, fotoğraftaki MHP Grup Başkan Vekili Oktay
Vural’ın bu kişiler ve partiler arasında bulunması oldu…

Onu tam
otuz yıl önce genç bir üniversite mezunu olarak tanımıştım. 1980 yılında DPT
Genel Sekreter Vekili olduğum dönemde sınavını yaparak DPT’ye aldığım uzman
yardımcıları arasındaydı. Referansı Saffet Arıkan Bedük idi. Milliyetçi,
vatansever, muhafazakâr, çalışkan, hırslı ve idealist bir genç adamdı. Bir
müddet sonra bana gelerek akademisyen olmak istediğini söyleyip tavassutta
bulunmamı rica etti. O zaman İzmir’de İşletme Bölüm Başkanı olan, kendisine
‘devlet ana’ dediğimiz, Prof. Dr. Nezihe Sönmez’i aradım. Hocamız ricamı
kırmadı ve Oktay Vural’ın İzmirliliği başlamış oldu. Daha sonra bürokraside
geldiği yerlerde de onu hep destekledim. Yanlış anlamayın, bunları başa kakmak
maksadıyla yazmıyorum. Oktay Vural, DPT uzmanı, akademisyen ve yönetici
sıfatıyla dürüst, çalışkan ve başarılı olmuştur. Ona verilen emekler helâldir.

Lâkin,
siyasî kariyerindeki polemikçi ve kavgacı üslûbu, daha da önemlisi, günlük
siyasete prim veren ve ana ilkeleri gözden kaçıran tavrı, onu seven eski dostları
olarak bizi üzmektedir. Oktay Vural ile CHP’lileri, ulusalcıları, jakoben
despotları, hattâ PKK’nın Meclis’deki temsilcisi olan BDP’lileri aynı safta
görmek istemiyoruz…

Mesele
Oktay Vural meselesi değildir. Oktay Vural gibi tamamına yakın kısmı dostumuz
olan milliyetçi-muhafazakâr MHP câmiasının, yanlış siyasî tespit ve taktikler
yüzünden içine düşürüldüğü çelişkili durum gerçekten üzücüdür. MHP lideri
Bahçeli’nin Türk Devleti’nin ve Türk Milleti’nin bölünmez bütünlüğü hususundaki
duyarlılığını anlayışla karşılıyor ve prensip olarak buna hak veriyorum. Fakat
ne acı bir tezattır ki, referandum politikasında MHP, terör örgütünün borazanı
BDP ile aynı paralele düşmüştür. MHP, referanduma sunulan pakette Türkiye’nin
bölünmez bütünlüğüne ve Cumhuriyetin temel ilkelerine aykırı tek bir madde
gösterebilir mi? Bir de şöyle soralım, bu maddelerden hangisi bölünmez
bütünlüğe aykırıdır ya da bölünmez bütünlüğü tehlikeye sokacak bir hüküm ihtiva
etmektedir?… Bu soruların makûl bir cevabı yoktur.

Diğer
taraftan, MHP’nin 2002 Genel Seçimlerinde barajın altında kalması incelenirse,
en önemli sebebin DSP’nin yanında ve ona tâbi şekilde bulunması olduğu
görülecektir. Bu referandum münasebetiyle de siyasetin ekranına aynı resmin
yansıdığı ve aynı hatânın tekrarlandığı görülmektedir.

Referandum
neticesinde, büyük bir ihtimalle ‘evet’ oyları fazla çıkacak olursa, MHP
katıldığı ‘hayır’ kampanyası yüzünden, genel seçimlerin sadece dokuz ay
öncesinde büyük ölçüde yara alacaktır. CHP, ‘evet’ oylarının önemli bir
kısmının MHP tabanından geldiğini ileri sürecektir. Referandum sonucunda
‘hayır’ çıkması durumunda da sonuç sadece CHP’ye yarayacaktır. Halbuki MHP,
referandumda kabul oyu lehinde tavır alsaydı, bundan kârlı çıkabilecekti.

12 Eylül
Referandumu’na bir ay kala MHP’li dostlarımıza bir durum değerlendirmesi
yaparak taktiklerini değiştirmeyi ve ‘12 Eylül İttifakı’ içinde yer almamaya
çalışmalarını tavsiye ediyorum.

HASAN
CELAL GÜZEL    RADİKAL GAZETESİ    13/08/2010

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.