12 Eylül ile hesaplaşmak…

Bu haber 25 Temmuz 2010 - 0:00 'de eklendi ve 763 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

AÇIKLAMA VE DÜZELTME; Folklör Araştırmacısı ve Yazarı Mehmet Ali Eren, bu köşedeki bilgilendirmesinde, konunun saptırıldığını belirterek yeniden şu açıklığı getirdi:
 
“Gazeteciler Cemiyetinin ödülleri ile ilgili yaptığım bilgilendirme, saptırılmış ve konuyla ilgisi olmayan noktalara çekilmiştir. Köşenizde maksadını aşan sözlerimin Muğla Zabıtası ve belediye çalışanları ile ilgisi bulunmamaktadır. Sözlerim yanlış anlaşılmış ve aktarılmıştır. Konunun kamuoyunda, ilgililerde yanlış anlaşılmalara neden olmasına sebep olmuştur. Bu durumun düzeltilmesini rica ederim.”
Sevgili M. Ali Eren Hocamın açıklaması böyle. Sözlerini yanlış anlayıp, konuyu kamuoyunda yanlış anlaşılabilir hale getirmiş olmamdan ötürü Sevgili hocam Eren’den ve ilgililerden özür dilerim.
 
xx           xx           xx
Gelelim bu günkü yazıma;
Aradan 30 yıl geçmiş, 12 Eylül ile hesaplaşmaktan söz ediliyor.
Tam da 30 yıl sonra 12 Eylül 2010’da Anayasa değişikliği ile ilgili bir referandum yapılıyor.
“Evet” dersek ne olacak, “Hayır” dersek ne olacak?
Adam kalkmış 60’ın da bir piyango bileti almış. En büyük ikramiye çıkmış. Parasını alınca ilk işi hemen yaşadığı şehrin en güzel yerinde bir genel tuvalet yaptırmak oymuş. Tuvaletin cephesine de bir tabela asmış ve şöyle yazmış:
“60’ın dan sonra gülen talihin içine gelen geçen etsin.”
 
xx      xx      xx
12 Eylül Askeri darbesi günlerinde Türkiye’de iki gazeteci 159’a 1’den yargılandı. Birisi ben, birisi de Nazlı Ilıcak…
Ben, 12 Eylül 2010’da yapılacak referandumda “Hayır” diyeceğim. Görünen o ki, Nazlı Ilıcak’ta “Evet” diyecek.
Aramızdaki fark ne?
Darbelere karşı olmak başka bir şey, Türk Silahlı Kuvvetleri ile hesaplaşmak başka bir şey!
Benim askerle hesaplaşmak gibi bir sorunum yok. Aramızdaki fark bu…
 
xx      xx      xx
Bu günlerde yazılması, söylenmesi, anlatılması “suç olmayan” ünlü “Turşu Fıkrası”nın yazarı benim…
“Şili’nin faşist diktatörü Pinoşe’ye “Turşu mu zor kurulur, cunta mı?” diye sormuşlar. Pinoşe, “Turşu zor kurulur” diye yanıt vermiş. Soruyu soran şaşırmış, “Hiç olur mu efendim, koskoca devlet yönetimi turşudan kolay kurulur mu?” diye sorusunu yinelemiş. Pinoşe şöyle demiş: “Turşu kurmak için bir sürü hıyar lazım. Cunta kurmak için üç, beş hıyar yeter.”
Yıl 1983’tü… Bu fıkrayı yazdığım ve bu gün kapalı olan yerel İlkadım Gazetesi 2.5 ay kapatıldı. Engelli bir gazeteciyim… Alıp götürüp, İzmir 1 Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesi’nde yargıladılar. 1 yıl 1 ay 10 hapis cezasına çarptırıldım. 6 ay da ev gözetimine çarptırıldım. Engelli mengelli demediler… Paşa paşa hapis yattım, cezamı onurla çektim…
 
xx      xx      xx
Engelli bir gazeteci olarak af talep etme hakkım vardı. Turşu fıkrası ile hakaret ettiğim iddia olunan, 12 Eylül Cuntası’nın başı Kenan Evren’den nasıl af talep edebilirdim?
Af talep etmedim, 30 yıl başta Kenan Evren olmak üzere cunta üyelerinin ve uzantılarının yargılanmalarını bekledim!
Bu gün 12 Eylül 1980 mağdurlarından “12 Eylül ile hesaplaşmak adına” 12 Eylül 2010’da yapılacak referandumda “Evet” demeleri bekleniyor! Hatta dayatılıyor…
Dönemin partileri CHP, AP, MHP, MSP de o 12 Eylül’de mağdur oldular. Bu partiler ve bir biçimde bu partilerden ortaya çıkan ANAP, DYP, DSP, Refah, Saadet, AKP geçen 30 yılda 12 Eylül’ün mimarlarını yargıladılar mı? Yargılamaya teşebbüs ettiler mi?
Hayır!
Şimdi ben 12 Eylül 2010’da “Evet” dersem, bu partilerle hesaplaşmış olacak mıyım?
Devrimci gençlerle Ülkücü gençleri birbirine kırdıranlarla hesaplaşmadan, 12 Eylül ile nasıl hesaplaşılır?..
Ben “Evet” dersem, 1 Mayıs, Kahramanmaraş, Çorum katliamları; Diyarbakır Cezaevi mezalimi; Abdi İpekçi, İlhan Erdost, Doğan Öz, Kemal Türkler, Gün Sazak ve Uğur Mumcu cinayetleri aydınlanacak mı?
 
xx      xx      xx
Bu gün iktidar partisi tek başına hiçbir konsensüs, mutabakat aramadan sözüm ona bir “sivil anayasa” hazırlamış, “Hadi gelin bu anayasa değişikliğine ‘EVET’ deyin, 12 Eylül ile hesaplaşın, demokrasiyi yaşayın” diyor!
12 Eylül Askeri Darbesi’nin ürünü bir anlayışın yaptığı anayasa değişikliğine “Evet” diyerek 12 Eylül ile hesaplaşma olmaz. Ben 12 Eylül’ün mağduriyetini, acılarını yaşarken başta Başbakan Recep Tayip Erdoğan olmak üzere sözüm ona bu “sivil anayasayı” hazırlayanlar neredeydiler?..
Bu gün meydanlara indikleri ‘Komünist’ dedikleri Ahmet Kaya’yı hayatları boyunca bir kere dinlediler mi?!!
12 Eylül’ün acılarını, en acımasız şekilde Devrimciler ve Ülkücüler yaşadı. “Hadi hesaplaşın” diye önümüze konulan anayasa değişikliğini o acıları çekenler mi hazırladı?
Hayır!
Bu gün önümüze konulan anayasa referandumu milletin ve vekillerinin ve de 12 Eylül muhataplarının projesi değil, bu ülkenin devrimci, ülkücü gençlerini birbirine kırdıranların, 12 Darbesi’ni yaptıranların projesidir…
Yaşasaydı, Ahmet Kaya’da “Hayır” derdi!
 
xx      xx      xx
Bizler 12 Eylül’ün “mağdurları” değil, “muhataplarıyız”…
Türkiye, 12 Eylül ile askeri darbelerle elbette yüzleşmelidir. Ancak o yüzleşme, hesaplaşma 12 Eylül’ün muhataplarına sorulmadan, katkıları alınmadan hazırlanan bir “Anayasa değişikliği” ile olmaz.
12 Eylül Darbesi’nin başı Kenan Evren’in adının en çok verildiği illerin başında Muğla, ilçelerin başında da Marmaris gelir. Geçen yıl Marmaris’in CHP’li il genel meclisi üyeleri tarafından Muğla İl Genel Meclisi’ne, “Kenan Evren’in adının verildiği yerlerden silinmesi kararı alınması” için öneri getirildi. Ne oldu?.. CHP’li ve MHP’li il genel meclisi üyeleri “Evet” derken AKP’li il genel meclisi üyeleri “Hayır” dedi.
Ben de 12 Eylül 2010 referandumunda “Hayır” diyorum.
 
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.