100. Yıla Girerken « Hamle Gazetesi

100. Yıla Girerken

Bu haber 24 Kasım 2015 - 22:39 'de eklendi ve 885 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Şunun şurasında ne kadar süre kaldı ki!

Bir bakmışız, göz açıp kapayıncaya kadar 2023 yılı gelip kapımıza dayanmış.

Yani Cumhuriyetin 100. yılı.

O zaman bizden mutlu kim olabilir ki?

Olamazdı.

Olmak veya olmamak noktasına sürüklendiğimiz süreçten, bir müstesna komutan, Türkiye’nin atası ve de ona gönülden bağlı Türk insanı sayesinde bu günlere gelinmişti.

O günler diyorum.

O süreçte ülke, emperyalist ülkeler tarafından istila edilmiş.

Ülkenin dört bir yanı Ankara merkezli İç Anadolu Bölgesi hariç aynı ülkeler tarafından istila edilmişti.

Buna karşın bir büyük komutan, “ya istiklal ya ölüm” diyerek yollara düşer.

Akabinde kendisine inanan binlerce Türk vatandaşı.

Sonrası malûm.

Böylesine inanç dolu insanlar önünde hiç kimse duramazdı.

Nitekim duramadılar.

Ankara önlerinde İnönü Savaşlarıyla başlayan zaferler, son düşman güçlerinden Yunanlıların 9 Eylül 1922 tarihinde İzmir’de denize dökülmesiyle sona ermişti.

Böylelikle bir inanç ve güvenle yola çıkan Mustafa Kemal Atatürk ve ona gönülden bağlı olanlar, Türkiye’nin emperyalist güçlerden arınmasında baş rolü oynamışlardı.

***

Türkiye henüz yolun başındaydı.

Ülke düşman kuvvetlerinden arındırılmıştı ama sırada her alanda gerçekleştirilecek atılımlar vardı.

Buna karşın imkanlar son derece kısıtlı, hatta yok dense yeriydi.

Her şeye karşın Atatürk, Türk insanının çalışkanlığına güveniyordu.

Olar ne yapıp yapıp, kısa sürede ülkenin selamete çıkması adına canını dişine takarlardı.

Ulu Önder yanılmamıştı.

Gerçekten Türk insanı kısa zamanda devrim niteliğinde atılımların üstesinden gelmişti.

Türkiye bir uçtan diğerine, değişik alanlardaki yeniliklere sahne oluyordu.

Aynı gelişmelerden fazlasıyla mutlu olan Atatürk, bunlarla yetinmiyor.

Türkiye’nin muassır milletler seviyesine çıkabilmesinin temel koşullarını, imkanlar ölçüsünde yerine getirmenin yollarını arıyordu.

Hiç kuşku yok ki bu gelişmeler, olmak veya olmamak noktasına sürüklenmek istenen bir ülke adına kolay değildi.

Ancak, unutulmaması gereken temel bir nokta vardı.

Ülkeyi istila etmek isteyen emperyalistlerin oyununu bozan Türk insanı, gerektiğinde gecesini gündüzüne katar.

Memleketin her alanda geleceğe uzanması için hiçbir fedakarlıktan kaçınmazdı.

Nitekim kaçınmadılar.

Ve de olmaz denileni başardılar.

Aksi düşünülemezdi.

Başlarında eşsiz bir komutan ve devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk vardı.

İşte böylesine halkın güvenine mazhar olan müstesna devlet adamı, ülkenin her alanda gelişmesi gerektiğinden hareketle gecesini gündüzüne katıp, planlar yapıyordu.

Hiç kuşku yok ki onun en güvendiği zümre arasında eğitimciler vardı.

Onlar sayesinde Türk çocuklarının ufku açılacak.

Türkiye her alanda gelişmeler kaydedecekti.

İşte öğretmenlere duyduğu güven adına yanılmadığını gören Mustafa Kemal, bir önemli noktanın altını çizer.

Bu ülkeyi kurtaracak ve muasır ülkeler seviyesine çıkaracak olan ancak ve ancak öğretmenlerdir.

Nitekim öylede oldu.

Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren eğitimciler, çocukların geleceğe uzanması adına gecesini gündüzüne kattı.

Hemde yıllar boyu.

Bunun anlamı, Ulu önderin eğitimcilere duyduğu güvenin tesciliydi.

Bunun sonucu olarak TBMM si, 11.11.1928 tarihinde alınan bir kararla Mustafa Kemal Atatürk’e “başöğretmenlik” payesi verir.

1981 yılına gelindiğinde ise, ülke yönetiminde bulunan Askeri konsey, 24 Kasım tarihini “öğretmenler günü” olarak tescil edilmesini sağlar.

Dolayısıyla o günden bugüne her 24 Kasım öğretmenler günü olarak kutlanmaktadır.

Peki Türkiye’nin bugünlere gelmesinde yadsınmaz katkı ve hizmetlerin öncülerinden öğretmenler, günümüz koşullarında nasıl bir konumun sahibi?

Onlara hak ettiği değer veriliyor mu?

Kısaca öğretmenler, Cumhuriyetin 100. yılına girerken mutlu mu?

Daha bir önemlisi, son yıllarda müfredata konan eğitim ve öğretim sistemi ihtiyaca cevap veriyor mu?

Ülkenin geldiği nokta itibariyle mutlak cevap arayan sorularla ilgili istenirdi ki, olumlu yaklaşımlar içerisinde olalım.

Ne yazık ki bütünüyle değiliz…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.