10 Kasım’da ne isterim?..

Bu haber 10 Kasım 2016 - 0:02 'de eklendi ve 1.018 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

 

 Sonbahar mevsimlerin hüzünlüsüdür.

Kasım ayı da Sonbahar aylarının en hüzünlüsü…

Kasım’ı en hüzünlü yapan nedir derseniz… Kasımpatı çiçeği mi?

Nedense Kasımpatı çiçeği bende Sonbaharı ve Kasım ayını çağrıştırır.

Latince adı Krizantem (Chrysanthemum) dir… Krizantem değil de “Kasımpatı” olarak bellemişiz. “Kasım” ayı nedeniyle olabilir mi?

Kasımpatı “papatyagillerden” bir çiçek… Papatya ise İlkbahar çiçeğidir. Kasımpatı Sonbahar çiçeği… Bu yüzden ve Kasım ayından esinlenilerek Krizantem’e “Kasımpatı” yakıştırılmış olabilir…

 

xx           xx           xx

Sonbahar’ın hüznü içinde 10 Kasım’ı barındırdığından olabilir mi?

Bilemiyorum…

Bildiğim 10 Kasım’ın Sonbahar hüznünü pekiştirmiş olması.

Kış yağmurlarına kadar yaşayan Kasımpatı rengarenk güzel bir çiçektir. Çocukluğumda her 10 Kasım’da “Atatürk Köşesi”ni Kasımpatı çiçekleri ile süslediğimizden mi ne, Kasımpatı bende bir de ölümü çağrıştırır…

Halen de öyle.

10 Kasım anmalarını gençlik yıllarımda sorgulamaya başlamıştım. Sevdiklerimiz için yas tutmamız tamam da her 10 Kasım’da yas tutmayı sorgulamaya başlamıştım. Atatürk’ü tüm sevdiklerimiz gibi ölüm yıldönümünde anmanın elbette bir mahsuru olamazdı. Yas tutmanın alemi var mıydı?

O gün alkollü içki yasağı da vardı… Özellikle bunu hiçbir zaman anlayamadım.

Ki ben o gün özlemimden, üzüntümden, hüznümden alkol almak isteyebilirdim…

 

xx           xx           xx

Aslında yasak olan “efkar dağıtmak” değil, “eğlence” idi!

Sanıyorum dünyada bir devlet büyüğünün ölüm yıldönümünde eğlencenin yasaklandığı ülkemiz dışında bir ülke daha olmamıştır!

Çok şükür o yasağı kaldırdık.

Buna karşılık, ben saat dokuzu beş geçe saygı duruşunda bulunulması için, bu uygulamadan asla vazgeçilmemesi için her türlü mücadeleye de hazırım!

Farkında mısınız, artık insanlar “pek takmıyorlar”…

Penceremden bakıyorum, arabalar vırt zırt geçip gidiyor, insanlar yürümeyi sürdürüyorlar… İstiklal Marşımız okunurken de yapılıyor bu edepsizlik…

Kaç yıldır gözlüyorum bunu, içime dert oluyor…

 

xx           xx           xx

Bu “edepsizlikler” yasakçı zihniyetin, Atatürkçülüğün bir şekilcilik ve “dogma” haline getirilmiş olmasının sonucu.

O “yasakçılar” insanları ya Atatürk’ten soğuttular veya O’nun öğrenilmesini engellediler. Onların yüzünden bugün artık Atatürk eskisi kadar tanınmıyor ve Atatürkçülük bilinmiyor…

Eleştiriyoruz” diye Atatürk’e hakaret edenlerde giderek çoğalıyorlar…

Tabi hakaret etmeden, saygısızlık etmeden, iftira etmeden, Atatürk de eleştirilebilir.

Mesela ben “Güneş-Dil Teorisi”ni eleştirmişimdir. Fakat Atatürk, bu yanlışı görüp hemen yanlıştan dönmeyi de bilecek kadar büyük bir önderdi. Yazıyı emir ve komutayla değiştirebildiği gibi dili de değiştirebileceğini sandı, bunun mümkün olmadığını görünce hemen vazgeçti.

Herkes bilmez O “Alaturka müziği” de yasaklamıştı, ama hemen vazgeçmişti.

Bir bilim insanı değildi ki, devlet adamıydı…  Pek çok yenilik koydu halkın önüne. Tutmayanı geri çekti. Dayatmacı olmadı…

 

xx           xx           xx

İnsan yaşamında bazı aylar, bazı günler özeldir.

Şairinde dediği gibi, benim içinde “Mayıs ayların gülüdür” en güzelidir. 1 Mayıs’ı, 6 Mayıs’ı, 10 Mayıs’ı içinde barındırdığı için…10 Mayıs kızım Delfin’in yaşama “merhaba” dediği gün

En çok sevdiğim mevsimler ise İlkbahar ve Sonbahar mevsimlerdir… 

1 Eylül ve 20 Eylül’ü içinde barındırdığı için Eylül, 29 Ekim’i içinde barındırdığı için Ekim ve 10 Kasımları içinde barındırdığından Kasım ayı benim için özeldir.

1 Eylül malum, 20 Eylül sevgili eşimle evlendiğimiz gün. 29 Ekim ise sadece Cumhuriyet’in kurulduğu değil, sevgili eşim İlnur’un doğduğu gün…

Bizim kuşağa gerçekleri ve getirdiği yenilikleriyle anlatılan Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder Atatürk’ün aramızdan ayrılarak ölümsüzlüğe geçtiği gündür 10 Kasım

 

xx           xx           xx

10 Kasım’da ne isterim?..

Gençlerin O’nu anmasını, hatırlamasını ve eserlerini unutmamasını isterim…

Kazandığı zaferlerin örümcek kafalıların anlattığı gibi gök yüzünden inen dervişlerle değil, O’nun zekası, bilgisi, dehası ve ulusuna olan güveniyle kazanıldığının anlatılmasını isterim…

Askeri dehası yanı sıra ümmetten millete geçişte, padişaha kulluktan birey olmayı başarmada ne zorlukların aşıldığının tekrar hatırlatılmasını isterim…

Meclis kurmadan, oradan çıkacak kararlar olmadan, halka anlatıp halktan onay almadan hareket etmeyen Mustafa Kemal Atatürk’ün bu ülke için ne denli önem taşıdığının bilinmesini isterim…

 

xx           xx           xx

Son zamanlarda Lozan’da Türkiye’nin kaybedip etmediği tartışılıyor.

İnsan üzüntü duyuyor.

Lozan‘da kaybettik diyenlere karşı Sevr Antlaşmasının nasıl bir felaket olduğunun ulusa bir kez daha anlatılmasını isterim…

İsviçre, Fransa, İngiltere ve Almanya gibi ülkelerde bile kadının seçme ve seçilme hakkı yokken, bu hakkı Türk Kadınına Atatürk’ün tanıdığının açıklanmasını ve kadınlara da Atatürk’ün kendilerine verdiği hakkı nasıl kullandıklarını sormak isterim…

Yaptığı, başardığı büyük ve unutulmayan “Devrimlerinin” genç, aydınlık beyinlere doğru düzgün anlatılmasını; tüm siyasilere anımsatılmasını isterim…

Tüm ilköğretim öğrencilerinin son sınıfta önce Çanakkale’ye, sonra Anıtkabir’e götürülmelerini isterim…

 

xx           xx           xx

Adam büyük önder Mustafa Kemal Atatürk büstünün olduğu bir sitede oturuyor…

Her 10 Kasım’da Ata’mızı anmak için o büstün etrafında toplanıp sevgi ve şükranlarını sunuyorlar…

Yıllardır site yönetimi bu günün anlamını dile getirmek görevini bu adama vermektedir…

Adam “İlk yıllarda büyük bir coşku ile yaptığım bu görevi, ne yazık ki son yıllarda büyük bir utanç ve zorlukla yerine getiriyorum…” diyor.

Nedenini,10 Kasım 2015 günü yaptığı konuşmada site sakinleriyle şöyle paylaşmış:

Sevgili Atatürkçüler…

Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ü Ölümünün 77. yıldönümünde anmak üzere toplanmış bulunuyoruz… Hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum…

Uzun yıllardan beri oturduğum sitemizin yönetimi tarafından büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıldönümlerinde bir konuşma yapmak görevi bana verildiğinde,  Atatürk hayranı olarak ilk yıllarda bu görevi büyük bir keyif ve gururla yerine getirmeye çalıyordum…

Ne yazık ki son birkaç yıldır bu görevi büyük bir utanç ve üzüntü içinde kendimi zorlayarak yapıyorum…

Gönül isterdi ki bu gün siz Atatürk sevdalılarına, Atatürk’ün bize emanet ettiği devrimlerine, gereği gibi sahip çıktığımızı göğsüm kabararak anlatabilseydim…

 

xx           xx           xx

Bu duygularla, yüreğimizin ve dünyanın en büyük lideri Mustafa Kemal Atatürk ve aziz şehitlerimizin anısı önünde saygı ile eğiliyorum. Ruhları şad olsun…

———————–

Günün Sözü:

Sonbahar yapraklarını süpüren belediye işçisi gibiyim.

Mevsimin bütün yükü omuzlarımda…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.