1 Mayıs, Taksim, Yatağan

Bu haber 01 Mayıs 2015 - 0:00 'de eklendi ve 1.305 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

1 Mayıs Dünya’nın tüm demokratik ülkelerinde işçi sınıfının “Emek ve Dayanışma Günü” olarak kutlanan bir gün. Biz de ise bir travma… “Taksim tabusunun” yarattığı “gerilim, korku ve endişe” günü…

Bundan 4 yıl önce dönemin İstanbul Valisi Muammer Güler, “Taksim, Emek ve Dayanışma Günü için tahsis edilecektir” deyince bütün ülkede bir başka bayram havası esti.

AK Parti İktidarınınhak ve özgürlükler” çerçevesinde attığı çok önemli bir adımdı bu…

Beklenen olmadı. Kimsenin burnu kanamadı…

32 yıl sonra 1 Mayıs 2010’da Kazancı Yokuşu’nda can verenler anıldı, işçiler, emekçiler, çalışanlar, iş görenler 32 yıl sonra Taksim’de olmanın coşkusunu yaşadılar, çoluk çocuk, yaşlı genç bayram ettiler…

xx        xx        xx

Bu gün Taksim yine kapalı…

Oysa 4 yıl önce gazetelerin manşet başlığı şöyle atılmıştı:

Tabu yıkıldı

Sanki o gün yıkılan Berlin Duvarı idi… Bütün Dünya’da öylesine bir etki yaratmıştı.

Bu ülkenin insanlarını “İnsanca, Özgürce, Kardeşçe Huzur İçinde” yaşamaktan uzak tutan pek çok tabu var. Onlardan biride “Taksim” idi…

Taksim tabusu 2010’da yıkılmıştı, sevinmiştik, başka tabuların yıkılması için umutlanmıştık.

Anlamak mümkün değil. Şimdi ne oldu? Ne değişti?

xx        xx        xx

Dört yıl önce bir köşe yazarı yazısına 1 Mayıs’tan bir gün önce şöyle başlamış:

Yarın 1 Mayıs… Yarın pek çok kişi gibi ben Taksim’de olacağım. Ama kesinlikle ‘Taksim’i kazandık, artık önümüz açıldı’ gibi manasız şeyler düşünmeyeceğim. Hele hele ‘1 Mayıs’ta Taksim’deydim ya, artık ölsem de gam yemem’ hiç demeyeceğim…

1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanacak olmasının belirli bir ‘tarihsel’ ve ‘duygusal’ anlamı elbette vardır. Ancak yarınki 1 Mayıs’ın mücadelede yeni ve daha gelişkin bir evrenin ilk uğrağı, kendi başına belirleyici bir dönemeç noktası olacağını şahsen pek sanmıyorum. Gene de, ‘iyi’ bir 1 Mayıs iyidir; gerçekten iyi olması için de herkesin üzerine düşeni, hatta daha fazlasını yapması gerekir. Unutmayalım, orada sosyalist mücadelenin en yeni, en genç kuşakları da olacaktır. ‘İyi’ bir 1 Mayıs en çok onlara yarayacak, en çok onlara moral ve güç kazandıracaktır.

xx        xx        xx

Bu gün iyi bir 1 Mayıs olacak mı?

Olmalı… Umarım yarın “olmalıydı” demek durumunda kalmayız… (!)

Senelerde 1 Mayıs’ta herkes İstanbul’da, olmadı İzmir’de olmak istemiştir. Oysa her ilde 1 Mayıs o ilin ve çalışanlarının meşrebince kutlanabilirdi…

Öyle yapan iller var. Muğla’da öyle… Muğla’nın işçileri, emekçileri, çalışanları, iş görenleri bu gün saat 11.00’de Tansaş önünde toplanıp, eski Garaj Alanı’na yürüyecekler. Burada meşreplerince bir kutlama yapacaklar.

Her yerde Muğla’da olduğu gibi “bayram” yapılabilir ve Taksim’de de “anma” yapılabilir, Kazancı Yokuşu’nda yitirilenler anılabilirdi…

Dünya’nın sonu olmazdı!

xx        xx        xx

Bir zaman otomobillerin arkalarında “Bize her yer Trabzon” çıkartmaları okuyorduk.

Sonra bir Ankara türküsü çıktı. Bu günlerde pek moda. Orada da “La bize her yer Ankara” deniliyor…

Keşke biri de çıkıp, “Bize her yer Taksim” diyebilseydi!

Umarım bu gün genel seçime giderken Taksim’de bir provokasyon ile karşılaşılmaz.

xx        xx        xx

Geçen sene Ege Bölgesi, Muğla İzmir’e değil, Yatağan’a akmıştı.

1 Mayıs Emek ve Dayanışma GünüYatağan’da “Kutlama ve Özelleştirmeye Hayır mitingi” ile yaşanmıştı.

Yatağan, Yatağan olalı öyle bir miting görmemişti. Çalışanlar sadece Ege’den değil, Karadeniz’den ve başka yerlerden o gün Yatağan 1 Mayıs’ına akmışlardı. O gün Yatağan’da yaşanan 1 Mayıs kutlamasından çok “özelleştirmeye karşı bir kararlılık gösterisi” gibiydi…

Hani ne oldu?

xx        xx        xx

Bu gün Muğla’da eski Garaj Alanı’nda Yatağan işçileri de olacaktır. Elbette son 5 yıldır ve özellikle geçen sene Yatağan’ı adeta “Kabe”ye çevirip, yüz sürmeye gelenlerin Muğla’da yaşayanları da bu gün eski Garaj Alanı’nda “en önde” yerlerini alacaklardır. Bu gün hep bir ağızdan I Mayıs Marşı söylenecektir:

Günlerin bugün getirdiği baskı zulüm ve kandır / Ancak bu böyle gitmez sömürü devam etmez / Yepyeni bir hayat gelir bizde ve her yerde…

1 mayıs 1 mayıs işçinin emekçinin bayramı / Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkın bayramı…

Yepyeni bir güneş doğar dağların doruklarından / Mutlu bir hayat filizlenir kavganın ufuklarından / Yurdumun mutlu günleri mutlak gelen gündedir…

1 mayıs 1 mayıs işçinin emekçinin bayramı / Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkın bayramı…

Vermeyin insana izin kanması ve susması için / Hakkını alması için kitleyi bilinçlendirin /

Bizlerin ellerindedir gelen ışıklı günler…

1 mayıs 1 mayıs işçinin emekçinin bayramı / devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkın bayramı…

Ulusların gürleyen sesi yeri göğü sarsıyor / Halkın nasırlı yumruğu balyoz gibi patlıyor / Devrimin şanlı dalgası dünyamızı kaplıyor.

Gün gelir gün gelir zorbalar kalmaz gider / devrimin şanlı yolunda bir kağıt gibi erir gider…

xx        xx        xx

Geçen sene bu gün Yatağan’da olurken, bu gün Muğla Eski Garaj Alanı’nda olacak olanlar neyi kutlayacaklar? 1 Mayıs Marşı okunurken acaba alanda, “Yatağan’ı sattırmayacağız, dedik sattırdık” diye kendi kendine sorgulayanlar olacak mı? “Madem santrallar ve madenler satılacaktı, ağam biz boku neden yedik?” diyen olacak mı?

Yatağan’ı hep birlikte el birliğiyle öyle bir hale getirdik, marjinal çevrelerde Devrim’in Yatağan’dan başlayacağına umanlar olmaya başlamıştı… (!)

Oysa devrimin şanlı yolunda halkın bayrağı ilerlemiyor; “Ankara Ankara duy sesimizi…” denilirken, Ankara’dan Yatağan’a gelen özelleştirmenin ayak sesleriydi…

Elbette bu gün bunlar sorgulanmayacak!

1 Mayıs Marşı alanda “Vermeyin insana izin kanması ve susması için / Hakkını alması için kitleyi bilinçlendirin / Bizlerin ellerindedir gelen ışıklı günler…” diye devam eder…

Bu marş 1977 yılından beri söyleniyor.

Kitlenin bilinçlendiği, “işçi sınıfı bilincinin” yaratıldığı nerede görülmüş?

xx        xx        xx

Bu gün eski Garaj Alanı’nda bir anket yapılsa “1 Mayıs Marşı”nın uluslararası bir işçi marşı olduğunu sanıp, söyleyenler çok olacaktır. Hatta böyle bilip, belleyen belediye başkanları bile çıkacaktır.

Ankara Sanat Tiyatrosu (AST) 1974 yılında Maksim Gorki’nin “Ana”sından Bertolt Brecht’in aynı adla uyarladığı oyunu sahneler. Oyunun müziklerinin sözleri de Berecht’e aittir. Ancak oyuna bir marş yakışmaktadır. Ve AST’tan Sarper Özsan hem sözlerini yazar hem müziğini yapar. Ortaya 1 Mayıs Marşı çıkar. Bu marş 1977 1 Mayıs‘ın da Ruhi Su Dostlar Korosu tarafından büyük bir coşku ile söylenir.

Yaşasın 1 Mayıs…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
reşat öztepe 01 Mayıs 2015 / 22:47

Gocuman; 1978 Yılında Vatani Görevimi yaparken “‘Istanbul’daydım. Nisan Ayının Son Gününü Mayıs ayının ilk gününe bağlayan geceyi çok iyi bilirim. Bizzat yaşadım. 34 Saat Postallarımızla yattıydık. YaniPostallarımızı çıkarmadık. Zira bir Yıl öncesini herkes biliyor. Bahar Bayramıydı ama,01.Mayıs 1977 yılında neleeeeeeer oldu neleeeeeer. Bahar Bayramı olarak kalamazmıydı. sevgi saygı.