MUÇEV Kararlılık Gösteriyor

Bu haber 21 Mart 2017 - 23:42 'de eklendi ve 1.148 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Muğla Çevre Platformu ile Ayvalık Tabiat Platformu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘4 Mevsim Ekolojik Temelli Bilimsel Doğal SİT Alanları Raporları‘na tepki gösterip, ortaklaşa hazırladıkları mektubu TBMM 26‘ncı dönem milletvekillerine gönderip, destek istedi.

Bu köşenin takipçileri bilirler.

Muğla Valisi Amir Çiçek, Doğal SİT Alanlarının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yeniden tanımlanması ile SİT Alanlarının ve Muğla kıyılarının yapılaşmaya açılmayacağını açıklarken, AK Parti Muğla Milletvekili Nihat Öztürk de Bodrum’da yaptığı bir açıklamada Muğla’nın Doğal SİT Alanları’nın yeniden tanımlanması çalışmasının dışına çıkarıldığını açıklamıştı.

Biz de bu açıklamaları paylaşıp, dayanaklarını sormuştuk.

Aynı soru MUÇEV tarafından da sorulmuştu, ama hala bu konuda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan bir açıklama yok…

xx           xx           xx

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın bu konuda açıklamada bulunmaması kaygı, endişe ve kuşku uyandırıyor…

Doğal SİT Alanları’nın yeniden değerlendirilmesi çalışmasını yürüten “bilim kurulu”nun çalışma sonunda ortaya koyduğu raporu Muğla’da gören tek kurumda Muğla Büyükşehir Belediyesi oldu.

Büyükşehir Belediyesi komisyonları marifetiyle ayrı bir çalışma yürütüp, Bakanlığın çalışmasında karşı oldukları noktaları belirten ve önerilerinin yer aldığı bir “karşı rapor” veya “değerlendirme” hazırladı.

O değerlendirme Bakanlığa gönderilmiş olmalı.

Ancak bu konularda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ne kadar suskun ise Muğla Büyükşehir Belediyesi de o kadar suskun…

Hiç değilse Büyükşehir Belediyesi süreçle ve gelinen nokta ile ilgili bir bilgilendirme yapabilirdi…

xx           xx           xx

MUÇEP ve Ayvalık Tabiat Platformu tarafından TBMM 26‘ncı dönem milletvekillerine gönderilen mektupta, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarınca yapılan bilimsel araştırmalarda, mevcut birinci derece Doğal SİT Koruma Statülerinin özellikle kıyılarda çok büyük ölçüde ikinci ve üçüncü dereceye indirildiği ve eşi benzeri olmayan doğal hazinelerin betonlaşmaya açılmasının öngörüldüğüne dikkat çekildi.

Daha önce Doğal SİT Alanlarının derecelendirilmesi çalışmalarını yürüten bilim insanlarına ve uzmanlara da birer mektup göndermiş olan MUÇEP’in bu mektubunda, ortaya konan bu koruma statüleri değişiklik önerilerinin sadece Muğla ve Ayvalık için geçerli olmadığı, Türkiye‘yi 21 bölgeye ayıran ihalelerle bu “bilimsel araştırmaların” tüm ülkemiz için gerçekleştirilmekte olduğu da kaydedildi.

xx           xx           xx

19 Ağustos 2012 tarihli Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Yönetmelik ve 2013 tarihli Doğal SİT Alanlarının Değerlendirilmesine İlişkin Teknik Esaslar Tebliği” uyarınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde ‘4 Mevsim Ekolojik Temelli Bilimsel Doğal SİT Alanları Raporları‘nın hazırlandığına dikkat çekilen mektupta ayrıca şu ifadelere yer verildi:

Şimdilik Muğla ve Ayvalık-Alibey Adası (Cunda) bilimsel raporlarının sonuçlarını biliyoruz. Her ikisi de ülkemizin doğal cennetleri için bir ölüm fermanı niteliğinde. Halen Ayvalık Adaları Tabiat Parkı içinde yer alan ve bugüne kadar tamamı Birinci Derece Doğal SİT Alanı olarak tanımlanan Alibey Adası’nın durumu çarpıcı bir örnek. Yapılan ‘bilimsel’ araştırmaya göre adanın neredeyse yüzde 90’ı ikinci ve üçüncü derece koruma alanına dönüştürülmektedir. Sürdürülebilir turizm tesislerine, günübirlik turizm tesislerine ve yerleşimlere açılmaktadır. Özel firmalara yaptırılan yeni değerlendirmelerin hangi bilimsel kıstaslara göre yapıldığı ise belirtilmediği gibi sonuçları da açıklanmamıştır.

xx           xx           xx

Bu kamuoyundan gizlenen, paylaşılmayan ve tartışılmasına olanak verilmeyen bu çalışmanın onca üniversite dururken “özel firmalara” yaptırılan çalışma raporları görme şansı olanlara göre Muğla kıyılarının en az yarısını “betonlaşmaya” açıyor.

Aman İspanya’ya benzemeyelim, betonlaşmayalım” diye diye başlattığımız turizmde geldiğimiz nokta ortada…

Muğla kıyılarının en az yarısı yapılaşmaya açılınca turist daha mı çok gelecek?

Derdimiz mevcut yatakları doldurabilmek mi, yoksa yatak sayısını arttırıcı yapılaşma başlatmak mı?

Sanki birileri yapılaşmaya, inşaat sektörüne hareket gelsin de ne olursa olsun diyor!

xx           xx           xx

Sahip olduğu büyük ve eşsiz doğal zenginliklerle Muğla için öngörülen koruma statülerinde yapılan değişikliklerin çok daha büyük bir felaketle karşı karşıya olduğumuzu düşündürdüğünün altının çizildiği mektupta yer alan şu ifade durumun vahametini ortaya koyuyor:

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın değerlendirmesine göre; deniz kıyısında yani Muğla kıyılarının en değerli arazilerinde 50 bin dönüm 1’inci derece SİT alanının statüsünü ‘sürdürülebilir turizme’ izin veren üçüncü dereceye dönüştürüleceği ortaya çıkmıştır.

Mektup şöyle devam ediyor:

Yine birinci derece 12 bin 500 dönüm alanı tamamen koruma alanı dışına ve 550 bin dönüm de birinci derece doğal SİT alanı statüsünden ikinci derece nitelikli koruma alanı statüsüne yani günübirlik tesisler adı altında betonlaşmaya dönüştürülebileceği değerlendirilmiştir. Kaba bir değerlendirme ile bu değişim Muğla’daki 1 milyon 800 bin dönümlük birinci derece SİT alanının üçte birini içeriyor gibi görünebilir. Ama asıl değerli araziler olan kıyı alanları açısından planlar incelendiğinde, değerli kıyı arazilerinin neredeyse yarısının betonlaşmaya açıldığı görülmektedir

xx           xx           xx

Siyasi parti ayrımı olmaksızın ilgili yerel yönetimlerin yanı sıra TMMOB, Mimarlar Odası, Türkiye Kent Konseyleri Platformu gibi pek çok sivil toplum kuruluşunun da “4 Mevsim Ekolojik Temelli Bilimsel Doğal SİT Alanları Raporları” konusunda kendileriyle aynı kaygıları paylaştığı belirtilen MUÇEP mektubunda ayrıca şu ifadeler yer verildi:

Bu bölgelerin mutlak olarak korunması gerektiğine işaret eden, ulusal ve uluslararası yüzlerce bilimsel yayın bulunuyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın hazırlattığı bu araştırmalarda yer alan ve doğal zenginliklerimizi yok sayan statü değişikliği önerilerini anlamak ve kabul etmek mümkün görünmüyor. Bunların tümü bir yana, Muğla Doğal SİT Alanları araştırmasının kamu çıkarı ihlali yaratabilecek şekilde bir uluslararası gayrı menkul danışmanlığı yatırım şirketine (Enisa Ltd.) ihale edilmiş olmasını bir skandal olarak değerlendiriyoruz.

xx           xx           xx

Mektubun sonunda “Ülkemizdeki tüm doğal SİT alanlarına ilişkin yapılan diğer 19 araştırmanın sonucu henüz bilinmiyor. Ama ciddi bir kaygı yaratıyor.” denilerek  “talep” ortaya konmuş:

Bu bilimsel raporlar hakkında, gerek Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki gerekse Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürü Kemalettin Tekinsoy bugüne kadar net bir açıklama yapmadılar. Milletvekillerimizi kendi bölgeleri için yapılan ve kısa süre içinde sonuçları açıklanması muhtemel, ‘4 Mevsim Bilimsel Temelli Ekolojik Doğal SİT Alanları Bilimsel Araştırmaları’ konusunda uyarmayı bir görev biliyoruz. Ülkemizin geleceği için bu konunun takipçisi olmanızı; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan hala yanıtını alamadığımız soruların cevabını araştırıp, kamuoyumuzla paylaşmanızı talep ediyoruz.

xx           xx           xx

Milletvekillerine gönderilen mektupta şöyle nokta konmuş:

Saygın Milletvekillerimizi kendi bölgeleri için yapılan ve kısa süre içinde sonuçları açıklanması

muhtemel ‘4 Mevsim Bilimsel Temelli Ekolojik Doğal SİT Alanları Bilimsel Araştırmaları’ konusunda uyarmayı bir görev biliyoruz. Ayvalık Tabiat Platformu ve Muğla Çevre Platformu olarak, ülkemizin geleceği için bu konunun takipçisi olmanızı; Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızdan hala yanıtını alamadığımız bu soruların yanıtını araştırmanızı, kamuoyumuzla paylaşmanızı talep ediyoruz. Saygılarımızla.

Mektup 15.03.2017 de kaleme alınmış. Vekillerimize ulaşmıştır.

Ama onlardan da ses çıkmıyor…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.